SAMSUN | Hedef Halk Gazetesi Köşe Yazarı Prof. Dr. Bekir Şişman, İbrahim Kalın'ın "İslâm ve Batı" adlı kitabı, İslam ve Batı medeniyetleri arasındaki ilişkiyi derinlemesine inceleyen, zihin açıcı bir eserdir. 2007 yılında yayımlanan ve Türkiye Yazarlar Birliği Fikir Ödülü'ne layık görülen bu 240 sayfalık kitap, iki medeniyet arasındaki etkileşimleri, farklılıkları ve ortak noktaları ele alırken, günümüzdeki algıların karmaşıklığına dikkat çekiyor.
Kitabın Ana Temaları ve Önemli Pasajlar
Kalın'ın kitabında vurguladığı en önemli noktalardan biri, İslam kültürünün esnek ve dinamik yapısıdır. Müslüman âlimler, Kur'an ve Sünnet'in rehberliğinde "dinle ve ortak iyiyle çatışmadığı müddetçe bütün kültür formları mubahtır" ilkesini benimsemişlerdir. Bu ilke, "dinî değerlerle evrensel değerler arasında bir bütünleyicilik ilişkisi" öngörür. Bu sayede İslam medeniyeti, Arap yarımadasından Anadolu'ya ve Hint alt kıtasına kadar farklı coğrafyalarda farklı biçimlerde tezahür ederek zengin bir kültürel çeşitlilik ortaya koymuştur. Bu durum, "kaosun değil, İslâm medeniyetinin iç zenginliğinin bir göstergesidir."
Kitap, İslam ve Batı medeniyetlerinin çatışmak zorunda olmadığını savunur. Kalın'a göre, "bir arada yaşamanın asgari şartı, herkesin kendi kalarak ortak iyide uzlaşmasıdır." Adil bir dünya düzeni, farklı görüşlerin bir arada var olma kararlılığını gerektirir.
Bekir Şişman, "İslam" ve "Batı" kelimelerinin bugün zihinlerde oluşturduğu klişeleşmiş imgelere dikkat çekerek, bu karmaşık ve dinamik unsurların tek bir kelime altında toplanamayacağını belirtir.
Kalın, Batı'nın artık sadece coğrafi bir yerleşim değil, "belli bir yaşam biçimini, dünya görüşünü, siyasal sistemi, ekonomik düzeni, kültür formunu ifade ettiğini" ve bu yaşam biçiminin küreselleştiğini vurgular. Bekir Şişman, medeniyetlerin birbirine katkılarını Sicistânî'nin sözleriyle örneklendirir: "Hikmet Yunanlıların zihnine, Arapların diline, Fârisîlerin kalbine ve Çinlilerin eline inmiştir." Bu ifade, her medeniyetin insanlığın ortak kültürüne farklı alanlarda katkılarını açıkça ortaya koyar.
Kitapta Batı medeniyetinin dönüşümü de ele alınır. Rönesans, Reform ve Aydınlanma dönemlerinin, Hristiyan teolojisinin cevaplayamadığı sorular ve Katolik kilisesinin güç arayışıyla birleşen bir "hesaplaşmanın tarihi" olduğu belirtilir. Ayrıca, 19. yüzyılda ortaya çıkan ırkçı ulus teorileri, antropolojik çalışmalar ve Avrupa merkezci dünya görüşünün nasıl şekillendiğine de değinilir.
YAZININ TAMAMI LİNKTE
TIKLA OKU | İşte Bekir Şişman'ın "İslâm ve Batı" başlıklı köşe yazısı
Haber Merkezi