Türkiye, son zamanlarda ardı ardına yaşanan ve derin üzüntüye neden olan olaylarla sarsılıyor. Ne yazık ki, bu tür olaylar engellenemiyor ve her defasında "Soruşturma açılmıştır" şeklindeki alışılagelmiş açıklamalarla yetiniliyor. Özellikle iş kazalarında ölümlerin sıradanlaştığı ülkemizde, "Bu tür ucuz ölümler, neden bir Avrupa ülkesinde olmuyor?" sorusu akıllara geliyor. Sadi Subaşı, son bir ayda yaşanan ölümlü birkaç olayı mercek altına aldı.
KUZEY IRAK'TAKİ FACİA: METAN GAZI ZEHİRLENMESİ
İlk olay, 6 Temmuz 2025 tarihinde yaşandı. Üç yıl önce Kuzey Irak'taki Pençe Kilit Operasyonları sırasında şehit düşen bir üsteğmeni aramak için bir mağaraya giren 19 askerden 12'sinin metan gazı zehirlenmesi sonucu şehit olduğu açıklandı. Milli Savunma Bakanlığı (MSB) "Olayla ilgili soruşturma başlatılmıştır" açıklamasını yapmasına rağmen, aradan geçen 20 güne rağmen toplumu ve şehit ailelerini ikna edecek bir açıklama ya da hastaneye kaldırılan diğer yedi askerin sağlık durumu hakkında herhangi bir bilgi verilmedi.
ORMAN YANGINLARI VE EKSİK YETERLİLİK
Her yıl olduğu gibi bu yıl da ormanlar cayır cayır yanıyor ve yangın sayısı her geçen yıl artıyor. Küresel ısınmanın ve aşırı sıcakların etkisiyle tam bir felakete dönüşen yangınlar, karayollarını ve yerleşim yerlerini de etkileyerek yayılmaya devam ediyor ve hala söndürülemedi. Yöre halkı traktörlerle su taşımak zorunda kalıyor. Geçen yıllarda da eleştirildiği gibi, hala yeterli sayıda yangın uçağı ve helikopteri alınmamış olması en büyük eksiklik olarak dikkat çekiyor. Sadi Subaşı, savurganlığın tavan yaptığı ülkemizde Diyanet İşleri Başkanlığı'na ayrılan bütçenin bir kısmıyla bu yangınlara çözüm olabilecek uçak ve helikopter alınabileceğini dile getirdi.
Yangınlar sırasında akıl almaz bir facia daha yaşandı. Orman içerisinde yangına müdahale eden beş AKUT gönüllüsü ile beş orman görevlisi, yangın alanında sıkışıp kalarak yanarak şehit oldu. Son olarak, Bursa'daki yangınlara su taşıyan tankerin uçuruma yuvarlanması sonucu üç vatandaşımız daha hayatını kaybetti. Yangın bölgelerindeki valiler ve ilgili bakanlar hemen "Soruşturma başlatılmıştır" açıklaması yaparken, hiçbir yetkili çıkıp sorumluluğu üstlenip istifa etmiyor. İçişleri Bakanı'nın bazı tutuklamalar olduğunu açıklaması ve münferit olayları neden olarak göstermesi ise böylesine yaygın yangınları açıklamaya yetmiyor.
ASKER ÖLÜMLERİNDE YENİ BİR ŞOK: SIVI KAYBI
Haftanın son günü öğle saatlerinde, yine "Olamaz böyle şey" dedirten bir olayla iki Mehmetçiğin daha kaybedildiği öğrenildi. MSB, aşırı sıvı kaybı nedeniyle hastaneye kaldırılan yedi askerden ikisinin şehit olduğunu açıkladı. Her olay sonrası olduğu gibi yine, "Soruşturma açılmıştır" açıklaması geldi. Birliklerinde acemi eğitimi almakta olan bu kadar çok sayıda askerin, aynı anda aşırı sıvı kaybı sonucu çoklu organ yetmezliği yaşamış olması birçok soruyu beraberinde getirdi. Sadi Subaşı, bir sağlıkçı olarak uzman doktor arkadaşlarından aldığı bilgiye göre, bu yaştaki genç insanlarda kısa süreli sıvı kaybı ile ölümle sonuçlanacak çoklu organ yetmezliğinin çok rastlanan bir olay olmadığını belirtti. Soruşturma sonuçları kısa sürede açıklanmazsa, soruların artacağı ve olayla ilgili yalan yanlış yorumların yapılacağı uyarısında bulundu.
Subaşı, vatan hizmeti için gönderilen bu çocukların hangi ihmal veya hangi görevlinin sorumsuzluğu sonucu uzun süre güneşte kalmış ve aşırı sıvı kaybı ile çoklu organ yetmezliğine uğramış olmasının mutlaka sorgulanması gerektiğini dile getirdi. Meteorolojinin sürekli uyarılar yaptığı günlerde yaşanan bu ölümlerin sorgulanması gerektiğini belirten Subaşı, hastanedeki diğer beş askerin durumu ve gerçek ölüm nedenleri açıklanmadığı sürece, komuta kademelerini yıpratacak ve çocuğunu vatan görevine gönderecek aileleri de büyük bir endişeye düşüreceğini vurguladı.
CEVAPSIZ KALAN SORULAR VE SİYASİ SORUMLULUK
Sadi Subaşı, köşe yazısının sonunda, bir ülkenin soruların cevapsız bırakıldığı veya toplumu ikna edecek açıklamaların yapılmadığı bir düzende yönetilemeyeceğini vurguladı. Metan gazı zehirlenmesi ve aşırı sıvı kaybı nedeniyle yaşanan ölümlerin sorumlularının kimler olduğu, askerlerin kontrolsüz bir mağaraya neden sokulduğu, acemi er eğitimindeki çocukların neden bu kadar güneşte ve susuz kaldığı, bu konularda bir ihmal olup olmadığı gibi soruların yanıt beklediğini ifade etti. PKK'nın bir tuzak kurmuş olabileceği ihtimalini de soran Subaşı, hastanedeki diğer askerlerin sağlık durumu ve "Terörsüz Türkiye" sürecine zarar vermemek için bazı şeylerin açıklanmıyor olabileceği gibi konulara da değindi.
Orman yangınlarının kısa sürede söndürülemediği için yerleşim yerlerine zarar vermeye başlamasının ve çok sayıda ölüme neden olmasının en büyük sebebinin, küresel ısınma ve meteorolojinin uyarılarına rağmen yangınları çıktığı an söndürecek donanıma sahip olunmaması olduğunu belirtti. Subaşı, hava savunma sanayisindeki önemli gelişmelere rağmen, yangınlara anında müdahale edebilecek gece görüşüne sahip yeterli sayıda yangın uçağı ve helikopteri almama konusundaki ısrarı sorguladı. Bu nedenle, yeterli yangın uçağı ve helikopteri almayan siyasi iradenin bu yangınların yaygınlaşmasının baş sorumlusu olduğunu savundu.
Son olarak Subaşı, ormanların ülkemiz için artık bir anlamı olup olmadığı, TBMM'de kabul edilen "İklim Yasası" ile zeytinliklerin, tarım ve orman alanlarının maden aramaları için feda edileceğinin tartışıldığı bir ortamda bu yasanın orman yangınlarıyla bir ilgisi olup olmadığı, yanan alanlarda hangi maden kaynaklarının olduğu ve yarın maden aramalarına açılırsa bunun nasıl açıklanacağı gibi kritik soruları yöneltti. Yanan ormanların bir kısmının zor ulaşılır kesimlerde başlamasının nasıl açıklanabileceği, sabotaj nedeniyle tutuklananların olup olmadığı ve yanan alanlarda yarın çıkar sağlayanlar olursa bunun nasıl açıklanacağı gibi konuların da netleştirilmesi gerektiğini belirtti. Subaşı, bu soruların toplumu ikna edecek şekilde açıklanmaz ve zamana yayılarak unutturulmaya devam ederse, bundan en büyük zararı ülkemizi yöneten siyasi iradenin göreceği uyarısında bulunarak, sorunsuz bir hafta diledi.
YAZININ TAMAMI LİNKTE
Haber Merkezi