“Dilek, ben inançsızım! Dört kitabı da okudum ama hiçbiri mantıklı gelmedi. Bir şeyler hep eksik kaldı ya da içime sinmedi, o yüzden ben inancı olmayan bir adamım.” demişti yıllar önce tanıdığım bir ağabey...
Ben manzara fotoğrafları çekmeyi ve manzara fotoğraflarına bakmayı çok severim. Onu da o yüzden takip ediyordum. İnanılmaz bir bakış açısı, inanılmaz bir gözü vardı; manzarayı en doğal hâliyle yansıtma konusunda uzmandı diyebilirim.
O zamanlar hayatımda ilk defa birebir inancı olmayan biriyle karşılaştığım için ne diyeceğimi bilememiştim, sadece dinledim.
Ben elinden geldiğince dini vazifelerini yerine getirmeye çalışan biriydim.
Doğanın içinde bulunduğum, ona dokunduğum, hissettiğim, kokladığım ve en güzel hâliyle fotoğraflamaya çalıştığım her an Yaratıcıya olan inancım, aşkım, defalarca şükretme isteğim yükseliyordu.
Doğayı benden çok daha fazla iyi yansıtan o ağabeyi de öyle sanmıştım, başka ihtimalleri düşünmemiştim. Ama ben inançlıyım, karşımdaki de “İnançsızım.” dedi diye saldırgan bir tavra bürünmedim tabii ki.
Ne gerek vardı ve zaten çok saçma olurdu bu.
Herkes hayata aynı bakmak, aynı yorumlamak, aynı histe olmak zorunda değildi elbette.
Saygı duydum.
Tüm bunları neden andım, neden anlattım? Hemen anlatayım...
Yaklaşık bir hafta önceydi. Sosyal medyada adeta halkı kin ve nefrete, kendi düşüncelerinde zorbalığa iten bir paylaşım gördüm.
Bir sayfa çam ağacı görseli paylaşıp “KUTLAMAYACAKSINIZ!” yazmış.
Ülkemizde her sene yaşadığımız şu boş tartışma, evet!
İnanç sistemiyle alakalı tüm düşünceler zihnime doluştu. Evet, yıl 2025 ama karşımızda hâlâ 25 Aralık’ın Noel, yani Hristiyan Bayramı; 31 Aralık’ın da sadece yeni yılı karşılama etkinliği olduğunun farkını anlamayan, anlamak istemeyen bir kitle var.
Ayrıca ülkemizdeki herkesi Müslüman sanıyorlar ama yazı başında bahsettiğim gibi bir durumla karşılaşmadılar sanırım ya da yaptıkları dayatmaya bakarsak “Sen nasıl inançsız olursun?!” deyip saygı duymayı bilemezlerdi muhtemelen.
Kabul edilse de bu var, edilmese de.
Biz nasıl Müslümanlığımıza laf ettirmiyorsak, saygı bekliyorsak aynısını onlara da yapmamız gerekir diye düşünüyorum.
Ayrıca bu konuda anlayışlı bir ülke olduğumuzu sanıyordum. Zira geçtiğimiz haftalarda ülkemize bir papa gelmiş, hatta ayin yapmış ama o paylaşımın altındaki yorumlarda okuduklarıma göre o sayfadakilerin herhangi bir sesi çıkmamıştı. Yine yakın zaman diliminde “Müslüman kardeşlerimiz” diye bağırlara basılan Suriye’de de Noel kutlaması yapıldı. Hepsinin haberleri var, yazıldı, paylaşıldı her yerde.
Dışarıya bu kadar iyimser bir tavır takınırken kendi içimizde neden bu kadar baskı yapıyoruz?
Ben hiç çam ağacı süslemedim ama süsleyen (mümkünse yapay ağaçlar lütfen) insanların hayat neşesine tebessüm ederim.
Ama yeni yıl için süslemeler yapan mağazalara ya da evinde süsleme yapan kişilere “ayıp, suç, günah” şeklinde bakılıyor.
Birine iftira atmışlar gibi, yalan söyleyip güven zedelemiş ve zarar vermiş gibi; hırsızlık yapmış, ahlaksızlık yapmış, birinin canına zarar vermiş bir de bununla övünmüş gibi tepkiler gösteriyorlar.
Evet, tepki verilmesi gerekenler bunlar; kendi hâlinde yaşayıp solgun hayatına bir nebze ışık ya da hareket getirmek istenmesi değil.
Tüm bunlar zihnimde gezinirken bu zamana kadar hiç merak etmediğim bir şeyi soruşturdum internette: “İnsanlar neden çam ağacını süslüyor?” diye. Cevabı çok tatlıydı.
Elbette birçok kültür ve farklı dinlerde anlamı değişiyor ama kışın bile yapraklarını dökmeyen çam ağacının en genel anlamı:
* Yaşamın devamını,
* Umut ve yeniden doğuşu,
* Ölüme karşı direnci sembolize etmesidir.
Ayrıca kışın ortasında yeşil kalması da insanlara moral verir.
Genel tanımı yaşamı ve morali kutlamak olan şeyle neden bu kadar savaşılır hiç anlamıyorum?
Aslında bakarsanız sürekli başkalarının hayatına odaklı yaşamak, kendi hayatlarımızdaki mutsuzluğun en açık göstergesidir.
İnancı olan da göçüp gidecek bu dünyadan, olmayan da...
Hem Kur’an’da da bahsedildiği üzere: İnsan zorlanan bir varlık değildir. Seçme hakkı vardır ve bu seçimlerinden sorumludur.
Lütfen, hiç kimseye bir zarar vermeden yapılan etkinliklere kimse karışmasın.
Yaşam yeterince kendi içinde zorluklar barındırıyor zaten, kimseyi zorla bir şekle sokmaya çalışmayalım.
Herkese sağlıklı, huzurlu ve bereketli bir 2026 dilerim.
İnanç Meselesi...
Hazır
Giriş: 30.12.2025 10:00
Güncelleme: 30.05.2026 19:49
“Dilek, ben inançsızım! Dört kitabı da okudum ama hiçbiri mantıklı gelmedi. Bir şeyler hep eksik kaldı ya da içime sinmedi, o yüzden ben inancı olmayan bir adamım.” demişti yıllar önce tanıdığım bir a...