Sokak ve mahalle arasında örneğin ikinci el mobilya satan dükkanların ev ve işyerlerimizin önüne gelişigüzel mobilya koyması.
Çiftlik, Mecidiye, Fatih Sultan Mehmet gibi insan yoğunluğunun olduğu alışveriş caddelerinde dükkan önüne tezgah açılması ve yaya yolunun işgal edilmesi.
Hele bir de otoparklar.
Mahallenizde varsa eğer işyerinizin oturduğunuz binanın önüne “değnekçi gibi” kullanır.
Otopark alanı dolar, çevredeki park alanlarına araçları çeker, sen de aracına saatlerce park yeri arar durursun.
Neden mi, yazıyorum bunu özellikle “tecrübeye sabit.”
Kaldırımlar hep işgal altındadır.
Esnaf koyar tabi kapısına tezgah, denetleyen olmayınca!
Ama ben vatandaşım. Kaldırımda yürürken bir tezgah yüzünden araç yoluna inmek istemiyorum.
Gel gör ki, yerel yönetimlerin herhangi bir cezai yaptırımı olmasına rağmen uygulamadığı için her gün aynı görüntüleri maalesef yaşıyoruz.
Neden bizim belediyeler bu konuda yaptırım yapmaz anlamış değilim.
Son zamanlarda sosyal medyada sıkça karşıma çıkıyor.
Başka şehirlerde görüyoruz, izliyoruz.
Zabıta ekiplerini, önce “uyarı” sonrası “kaldırma”
Sonuç olarak bizler de belediyelerden aynı uygulamayı istiyoruz.
Mahallemde, sokağımda aracımı park edebilmek istiyorum, yürüdüğüm kaldırımda önümde engel istemiyorum.
Neyse gereği yapılsın istiyorum.
Vatandaş olarak istediğim şey çok normal değil mi?
Ama Samsun’da maalesef “işgal” almış başını gidiyor.
*****
Passolig gitti Biletini Al geldi.
Biz alışkanlıklarımızla yaşamayı severiz.
Kızardık ederdik ama mecburiyetten de olsa yıllar içinde biriken yaklaşık 185 bin Passolig sahibi bir topluluktur.
Ama bugün görülüyor ki, “biletini al” denen sistem daha başta çuvalladı.
Elbette çözüm üretilecektir ama çok önemli Avrupa Kupası ve Süper Lig sezonunda, kombine fiyatları cazipken, stadın dolması yüzde 100'ken "değişim" yolunu tercih etmek, hata mıdır, evet hatadır.
En kötüsü de muhatapsızlık.
Düşünüyorum Passolig olsaydı, Gençlerbirliği maçı en az 25 bin olmaz mıydı?
Olurdu.
Peki bu sistemsel sorun nedeniyle 10 binlerde kalırsak ne olacak?
Kulüp profesyonellerinin ders alması gereken en önemli konu olacak.
Yarı yarıya tribünleri görünce, "biz nerede yanlış yaptık" diye kendinize sorabilirsiniz ama geç olmuş olacak gibi…
Ciddi gelir kaybının yanı sıra yarın çıkıp "taraftar maça gelmiyor" derseniz, bugün yazılanları size hatırlatırlar, kulüp profesyonelleri...
Taraftar sosyal medyada soruyor, yazıyor, eleştiriyor.
Ne olacak Gençlerbirliği maçı?
Ben söyleyeyim, eskisi “yönetim uyuma, taraftarın dışarda, açılsın kapılar.”