Kimi, Niye Takip Ediyoruz?

Kimi, Niye Takip Ediyoruz?

Hazır

Giriş: 26.11.2025 10:00 Güncelleme: 26.11.2025 10:00
Herkesin hayatında "basiret bağlanması" derecesinde, yakinen tanımasa da sosyal medya hesabında takip ettiği, düzenli olarak izlediği; ama bir an gelip benzer paylaşım şeklinden, ezber kelamlarından s...

Herkesin hayatında "basiret bağlanması" derecesinde, yakinen tanımasa da sosyal medya hesabında takip ettiği, düzenli olarak izlediği; ama bir an gelip benzer paylaşım şeklinden, ezber kelamlarından sıkıldığını fark edemediği için takipten çıkamadığı, hipnoz olmuşçasına izlediği kişiler olmuştur.

Bunun bir değişik versiyonu da benim "ruh emiciler" dediğim insan türleridir. Bu kişilerin ruh hâli sürekli değişir, bir gün çok mutludurlar, takipçilerinin sayesinde kazandıkları lüks hayatı yine onların gözlerine sokarlar ama ertesi gün bir anda değişirler, sanki dünya yıkılmış da altında kalmış gibi davranır, hayali dert anlatırlar. Kısacası bu ilgi kemirme ve enerji sömürme taktiklerini kullanırlar.

Bizim ilgi, alaka enerjimizle beslenip büyüyen ama aynı zamanda yaşantımızı sorgulamaya ve mutsuz olmamıza sebep olan bu zehirli alışkanlık konusunda gerçekten uyanmamız gerekiyor. Birçoğumuz bunları biliyoruz elbette ama bildiğimizi de uygulamamız gerek.

Mesela şu var: Bu kişilere kullanımı iyi ya da kötü birçok ürün -ki bazıları büyük markalar oluyor- hediye gönderiliyor.

Hem hediyesini almış hem de tanıtımdan kazanan kişi bize “aslında ihtiyacımız olmayan” bu ürünü ihtiyacımızmış gibi satmaya çalışıyor. Biz de bu tüketim çılgınlığına kapılıp paramızı çöpe atarcasına peşlerinden gidiyoruz, aldığımız ürünü birkaç gün sonra bir kenara atacağımızı bile bile…

Sosyal medya yaşantısının yapay olduğu hepimizce bilinen ama tuhaf bir şekilde hâlâ bizi hipnoz etmeye, hatta bazen kıyas enerjisine ittiren bir mecra.

Sahteliğe hem ikna ettiren hem de inkâr ettiren bir yer aynı zamanda.

Birkaç gün önce, X isimli sosyal medya uygulamasına kullanıcıların konumlarını gösteren bir özellik geldi. Gerçek konumlar ortaya çıkmaya başlayınca da Filistin için bağış toplayan bazı sayfaların hesaplarını kapattığı görüldü, insanları dolandırdıkları iddia edildi.

Hakikatmiş gibi gösterilen sahtelik ve sahteliği ortaya çıkaran hakikat meselesi…

Eğer takip ettiğimiz kişiler ilgi alanlarımıza göre faydalı bilgiler veriyor, sadece ama sadece gerçekten ihtiyacımız olan ürünlere yönlendiriyorsa harika; ama bilmesek de hayatımızdan bir şey eksilmeyecek olan yaşamlarını dakika başı paylaşarak tüm günümüzü ve enerjimizi çalıyorsa, bir durup düşünmenin ve o toksik bağdan kurtulmanın zamanı gelmiştir. Kameranın karşısında makyaj yaparak dert anlatanları nasıl ciddiye alalım?

Ne zaman bu sahte girdaba doğru çekilecek gibi olsam kendime şunu söylerim: “Benim bir hayatım yok mu, niye başka hayatların kıyısında hayaletleşeyim ki!? Kendi hayatımda var olmayı seçiyorum!”

Ve son zamanlarda fark ettim ki: Telefonu uzun süre elimde tutmak kesinlikle beni çok mutsuz ediyor.

Bazı zamanlar bilerek telefonu bir kenara atıyorum. Sürekli birilerine “en mutlu, en sağlıklı, en bilmem ne” kişi olduğumuzu kanıtlamaya çalışma hipnozundan çıkınca ve dikkatimi inanılmaz dağıtan telefondan kafamı kaldırınca gerçek dünyaya dönüyorum ve bu bana ayaklarımın yere bastığını hissettiriyor.

Ve Pinhani burada devreye girer… ♫ Yalnız kaldıysan, kalkıp pencerenden bir bak. Güneş açmış mı? Yağmur düşmüş mü? Dön bak dünyaya.. ♫

Velhasılıkelam, doğru kişi filtrelemesi, zaman yönetimiyle sağlanabilecek kontrollü sosyal medya kullanımı "gerçek hayatı yaşamamıza" ve yaşantımızdan tat almamıza yardımcı olur.

Tanımadığımız, belki de yakından tanısak hayatımızda bir gün bile tutmak istemeyeceğimiz kişilerin hayatını görüp kendi kurduğumuz düzene yabancılaşmayalım kendi dünyamızdan nefret etmeyelim, lütfen.

Çokça sevgiler.

Bu haberi nasıl buldunuz?

Yorum Yap