Yazar JimRohn der ki, “İnsan, en çok vakit geçirdiği 5 kişinin ortalamasıdır.”
Bu yüzdendir ki etrafımda bir çok“tanıdık” insan olsa bile, ben en çok zaman geçirdiğim, her gün düzenli görüştüğüm insanlar konusunda oldukça seçiciyimdir.
Çünkü bir süre sonra, bir şekilde, karşı tarafın enerjisini kopyalamaya başlıyoruz.
Onlardan sürekli duyduğumuz sözler, bakış açıları (iyi ya da kötü) söyledikleri ve yaptıklarının eş olup olmaması bizim de enerjimizi yine iyi ya da kötü anlamda etkilemeye başlıyor.
Hemen örneklendireyim; diyelim ki sürekli negatif konuşan, sürekli bir şeyleri “yapacağım” diyen ama eylemsel olarak sadece yatan, erteleyen, amaçsız bir arkadaşınız var.
Siz de “ya muhabbeti sarıyor” diye onunla her gün gırgır muhabbet görüşüyorsunuz.
Bu başlarda bir sorun teşkil etmese de, bir süre sonra o enerjinin siz fark etmeden kopyalanmasına sebep olur.
Kurbağa hikayesinde olduğu gibi…
Kurbağayı birden kaynar suyun içine atarsanız refleks olarak zıplama, kurtulmaya çalışma tepkisi verir lakin sonuçta ölür ama önce soğuk, sonra yavaş yavaş ılıttığınız suyun içinde o bu durumu anlamaz ve bir gün o ılık su kaynama noktasına geldiğinde artık farkındalık ve kurtuluş adına kurbağa için çok geç olur.
Tıpkı bu örnekteki gibi, siz de yavaş yavaş negatif anlamda dönüşür ve bir gün bir bakmışsınız o eylemsiz, sürekli şikayet eden ama değiştirmek için hiçbir zahmete girmeyen arkadaşınıza dönüşmüşsünüz.
Bunu pozitif anlamlı da düşünürsek; sohbet etmekten keyif aldığınız, birlikte fikirler ürettiğiniz ve bunları eyleme geçirdiğiniz, birbirinizi yapmacık şekilde değil sahiden motive ederek yükselmek için desteklediğiniz arkadaşınız var diyelim.
Siz, her gün bomboş muhabbetler yerine size katan, öğreten, ilerleten, geliştiren diyaloglar ve hareketler hâlindesiniz.
Ee sonucun ne olacağını siz de tahmin edersiniz…
Söylediğim gibi, bir çok tanıdığım insan olsa da en yakınımda olanlara ben karar veriyorum ve çok şükür ki ikinci örnekte söylediğim gibi bir arkadaşım var; canım Gülsade!
Biz Gülsade ile bir araya geldiğimizde sürekli bize katan, öğreten ya da kendimize öğreti çıkarabileceğimiz konulardan konuşuyoruz ve inanılmaz bilgi akışı sağlayan, beyin jimnastiği yaptıran, deneme-yanılmalar ve dahasını sayamayacağım nice zihinsel ve enerjisel konular üzerinde konuşuyoruz.
Saatlerin nasıl geçtiğini anlayamadığımız, iki tarafın da keyif aldığı sohbetler…
Bir gün kendisine hayatımla alakalı bir sorundan bahsederken bana ilginç bir uygulama önerisinde bulundu.
Yani bu belki zaten hep vardı ama ben ilk kez duyduğum için ilginç ama denemeye değer geldi.
Yaşadığım bir tartışma beni çok üzmüş ve o an üzmekle kalmamış beraberinde gelen günlerde bu kötü enerji beni, dolayısıyla hayatımı da olumsuz anlamda etkilemeye başlamıştı.
Zaten buluştuğumuzda da süre gelen derdim hakkında konuşuyorduk. (Halbuki ne kadar yanlış, neye odaklanırsam onu çoğaltıyordum:))
Gülsade bana dedi ki; “Tartışmanın içindeyken bir an içinde bulunduğun durumu fark et. O olayı yaşayan sen değilmişsin de başkasıymış gibi gözlemci konumuna geç.
Diyelim ki tartışma devam ediyor, bir an dur, bulunduğun ortamdan bedenen yükseldiğini ve içinde bulunduğun duruma yukarıdan baktığını düşün, kuş bakışı baktığında olay nasıl görünüyor ve sana ne hissettiriyor?” dedi.
Ben bir kahkaha attım ve dedim ki; “Böyle düşününce inanılmaz komik görünüyor, yahu öyle saçma ve öyle komik bir sebepten çıkmış bir tartışma ki bu, biz neyi bölüşemiyoruz tartıştığım kişiyle?”
Ee tabi sonra ne mi oluyor? O an ki öfke hâlinden çıkıyorsunuz, enerji değişiyor, siz daha ılımlı, farkındalıklı bir hâle geliyor ve aslında size sizi aynayalan karşı taraf da bu enerjiyi hissel aldığı için bir anda susuyor. Susmadı mı? Hiç problem değil siz susuyor ve enerjiniz iyi anlamda değişiyor ya, söylese de duymuyor, ne yapsa ciddiye alıp görmüyorsunuz….
“Kelimelerini, enerjini ve tavrını değiştir hayatın değişsin” temalı bir durum ortaya çıkıyor.
Bu hafta bu konuyu seçmek ve yazmak istememdeki sebep, yine yakın zamanda benzer bir tartışmanın içinde olmam ve çok şükür ki o an yine farkındalıkta olup, “olaya kuş bakışı” bakıp, çılgınlar gibi aktif olan öfke enerjimi stabil bir hâle getirmem ve o tartışma yaşadığım kişi ile bir kaç saat sonra, tuhaf bir şekilde birden normale dönüşümüzdü:)
Tabii her kavgada böyle farkındalıklı olur muyum, o an o bilinç gelir mi bilmiyorum ama anlattığım ve uygulamanızı önerdiğim bu yöntemin kesinlikle işe yaradığını biliyorum…?
Bu öğreti için arkadaşıma buradan bir kez daha teşekkür ediyor ve sizlerin de en yakınınızda olmasına izin verdiğiniz; yapay, çıkar ilişkisi ya da sizi geri atan sahte bağlantılar yerine, birlikte hep daha iyiye, güzele adımlar attığınız arkadaşlıklar içerisinde bulunmanızı diliyorum.
Çünkü sahiden de bülbül güle, karga çöplüğe götürüyor.
Çokça sevgiler….