“Bir kuş soğuk bir kış gününde yiyecek bulabilmek için kanat çırpıp duruyormuş.
Hava o kadar soğukmuş ki, minik kuş dayanamayıp karın üstüne düşüvermiş. Çaresiz, soğuk karın üstünde ölümü beklemeye başlamış...
Bir süre sonra oradan geçen bir inek kuşun üzerine pislemiş.
Kuş öyle sinirlenmiş ki, kanatları donmuş olmasa kalkıp ineğe saldıracakmış fakat kuş birden fark etmiş ki; üzerini örten pisliğin sıcaklığı kanatlarındaki buzun çözülmesine yardımcı olmuş ve yaşama geri dönmüş.
Kuş yaşama dönmenin sevinciyle neşe içinde şakımaya başlamış.
Yalnız öyle sesli ötüyormuş ki, sesi uzaklardan geçen günlerce aç kalmış bir kedinin kulağına kadar gitmiş.
Kedi pisliği eşeleyerek kuşu çıkarmış, kuş pislikten kurtulduğuna çok sevinmiş.
Tam kediye teşekkür edecekmiş ki, kedi onu yemiş…
Bu hikayeden çıkarılabilecek dersler:
1. Üstünüze her pislik atanı düşman sanmayın!
2. Sizi pislikten çıkaranı hemen dostunuz sanmayın!
3. Pisliğin içindeyseniz sesinizi çıkarmayın!
***
Günümüzde artık o kadar bu hikayeyle iç içe yaşıyoruz ki, o yüzden ben de bugün bu hikayeyi günümüz hayatıyla detaylandırarak yazmak istedim.
Hikayedeki pislik, günümüz yaşantısında zorlukları, eleştirileri ve krizleri temsil ediyor. Aile hayatımızda, özel ilişkimizde, iş ya da çevreyle alakalı yaşadığımız sorunlarda aslında çoğu zaman hayatın bize verdiği bir “dur ve düşün” molasını anlatıyor. Donmuş kanatlarımız çözülürken bunu fark etmemiz zor olabiliyor ama zamanla bu ‘pislik’ bizi yeniden doğrultabilir.
Kurtarıcı, cazip ama tehlikeli fırsatları anlatıyor.
Hikayede kuşu dışarı çıkaran kedi, ilk başta bir kurtarıcı gibi görünür ama niyeti beslemek değil, beslenmektir.
Günümüz dünyasında bu tür ‘kediler’ bolca var; bir iş teklifinde, bir sevgilide, bir yatırım fırsatında vb. olabiliyorlar.
Onlar çok güzel konuşurlar, bize yol gösterirler, bizi pohpohlarlar ama niyetleri çoğu zaman bizim üzerimizden bir şey kazanmaktır. Bir ‘kurtarıcıya’ hemen teslim olmak yerine onun amacını sorgulamak gerekir çünkü herkesin yardım eli bizi iyileştirmek için uzanmaz.
Ses çıkarmak ise, aceleyle tepki vermek ve erken konuşmayı anlatır aslında.
Hikayede kuşun neşe içinde ötmesi aslında onun içindeki ‘kurtuluş yanılgısının’ sevinç sesleriydi ama doğru zaman mıydı? Değildi.
Daha sorunun tam çözülmediği bir anda başarı hikayesini paylaşmak, zafer çığlıkları atmak ya da kurtulduğunu sanarak meydan okumak çoğu zaman yırtıcı kedilerin bizi bulmasını kolaylaştırır.
Günümüzde hepimiz bir kuşuz aslında; donmuş, yorgun ve arayış içinde…
Üzerimize pislikler yağıyor, kimisi fayda sağlıyor, kimisi sadece bataklığa çekiyor…
Ve unutmayalım ki; her gülümseyen yüz bir dost değil, her kriz bir son değil ve her kurtuluş anı övünülecek bir final değil…