Paylaş

Liyakat-siz-lik!

Ekleme: 26.06.2026 10:00

Toplumda herkesin ve her kesimin muzdarip olduğu nokta liyakatsizliğin zirve yapmış olmasıdır.Yani işi ehline bırakmamak.Yüce Peygamberimiz; ‘İşi ehline bırakmazsanız kıyameti bekleyin!’ diye buyurmuştur.Günümüzde bu liyakatsizlik torpil ve işi ehline değil de yandaşa bırakmak, hak hukuku gözetmemek, doğal bir hal aldığını vatandaş hem yaşıyor hem de açıkça beyan ediyor.Atanamayan öğretmenler, KPSS’de derece yapıp da atanamayıp intihar edenlere rastlamak çok doğal oldu artık.Yazık!***Merhum Prof...

Toplumda herkesin ve her kesimin muzdarip olduğu nokta liyakatsizliğin zirve yapmış olmasıdır.
Yani işi ehline bırakmamak.
Yüce Peygamberimiz; ‘İşi ehline bırakmazsanız kıyameti bekleyin!’ diye buyurmuştur.
Günümüzde bu liyakatsizlik torpil ve işi ehline değil de yandaşa bırakmak, hak hukuku gözetmemek, doğal bir hal aldığını vatandaş hem yaşıyor hem de açıkça beyan ediyor.
Atanamayan öğretmenler, KPSS’de derece yapıp da atanamayıp intihar edenlere rastlamak çok doğal oldu artık.
Yazık!
***
Merhum Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk de, katıldığı televizyon programlarında ve yazılarında zaman zaman sert eleştirilerde bulunarak halkın dini ve ahlaki değerlerdeki yozlaşmaya sessiz kalmasını eleştirmiştir. Sıklıkla gündeme gelen ‘Allah bu milletin belasını vermiştir’ veya ‘vermeye devam edecektir’ ifadelerini, toplumun cehalete, adaletsizliğe ve riyakarlığa karşı gösterdiği tepkisizliğe duyduğu derin öfke ve hayal kırıklığını vurgulamak için kullanmıştır.
Bu çıkışları Yaşar Nuri Öztürk’ün, İslam'ın özünden uzaklaşıldığı ve hurafelere inanıldığı yönündeki düşüncelerinin bir yansıması olarak bilinir.
***
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk'ün bu çıkışı, liyakatsizliğe ve yolsuzluğa prim veren toplumsal yapıya yönelik çok sert bir eleştirisiydi. Öztürk, katıldığı çeşitli programlarda ve yazdığı yazılarda şu çarpıcı ifadeleri kullanmıştır:
‘Bu millet helal lokmayı, dürüstlüğü ve liyakati cezalandırdı. Yolsuzluğa, bozuk düzene, üç kağıda prim verdi. Bu millet yolsuzlukları görmüyorsa, Allah bu milletin belasını vermiştir ve vermeye devam edecektir.’
‘Bu halk, böylesine çürümüş bir riyakar zihniyete hala değer veriyorsa Allah'ın gazabına uğrayıp belasını bulmaya müstahak hale gelmiş demektir.’
‘Bu millet kendi eliyle başına çok büyük sıkıntılar açmıştır. Liyakatsizliği ve helal lokmayı cezalandırmanın faturasını ödeyecek.’
Bu eleştirilerin temel dayanağı; toplumun ahlaki değerlerden uzaklaşması, adaletsizliklere sessiz kalması ve haksızlıklara karşı gösterilen nankörlüktü.
***
Uzun yıllar kamuda görev yapmış, önemli görevlerde bulunmuş bir bürokrat akrabam liyakat konusunda şunu yazdı bana; Liyakat, son yıllarda tüm siyasi partilerin dillerine pelesenk olan bir kelime. Milletvekili aday listeleri incelediğinde liyakat (layık olma)  yerlerde sürünüyor. Tam bir ‘Geçmez ele bir paye, kavuk sallamayınca’ durumu. Türkiye’nin yetişmiş insan varlığı bu mudur?
Bu ülkede liyakat, bir Tarım Bakanının çiftçiye ‘kepek ekin’ dediğinde dip yapmıştır.

***
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk Özgeçmişi
(d. 22 Haziran 1945, Sürmene – ö. 22 Haziran 2016, İstanbul)

Trabzonlu bir baba ile Bayburtlu bir annenin çocuğudur. Hukuk ve ilahiyat fakültelerini bitirdikten sonra bir süre avukatlık yaptı. 1976'da asistan olarak üniversiteye girdi. İslam felsefesi alanındaki doktorasını 1980'de bitirdi. 1986'da doçent, 1993'te profesör oldu. Aynı yıl, İstanbul Üniversitesi'nde kurulan ilahiyat fakültesine dek an olarak atandı. A.B.D. Avrupa ülkeleri, Ortadoğu, Kuzey Afrika, Japonya ve Kore'de alanıyla ilgili araştırmalar yaptı; konferans ve kongrelere katıldı. New York'ta misafir profesör olarak bir yıl İslam düşüncesi dersleri okuttu. Aynı süre içinde uluslararası bir yayın olan World Scripture'ın İslam bölümünün hazırlanışında görev aldı.

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.