'At binenin, kılıç kuşananın'..
Her zaman söylerim ve çok sevdiğim bir sözdür de..
Cümle küçük gibi görülse de, anlamından 'kitap yazılır'..
*Öncelikle yaptığın işi iyi bilmeyi anlatır..
*İşi bilmeyenle, işi bileni birbirinden ayırır, hatta gösterirde 'işte böyleydi, böyle oldu' diye..
*Bana şans vermediler, öbürünün şartları şöyle iyiydi, gibi sözleri 'kaldırır çöpe atar'..
*Herşey, onu gereği gibi kullanmasını, ondan yararlanmasını bilen kimseye yakışır.
*İş, ehli olan kimsenin hakkıdır. Onu ehli olmayana vermek zulümdür, haksızlıktır.
Peki aksi durum olursa ne olur..
Aksi halde işi bilmeyen yüzüne gözüne bulaştırır. Sonuçta 'sıkıntıyı vatandaşta' çeker..
Nereden geldik bu konuya derseniz, başlıkta yazdım aslında..
Geçtiğimiz yıla bakıyorum, her ilçede 2 bin 500 kişilik toplu iftarlar..
Vatandaş, komşu, yolcu bir araya gelmiş ve manevi huzurun yüksek olduğu ortamda 'topluca aynı lokmayı aynı aşı paylaşıyorlar'.
Kavak'ta var, Terme'de var, Alaçam'da var, Atakum, İlkadım, Canik'te zaten var..
Yani hangi ilçeye gitsen iftar masaları var.
Mahallelerde, köylerde, meydanlarda..
Belediye başkanlarının basına özel verdiği hiç bir iftar programına katılmadım ama 'Mahallelerde verilen o binlerce insanla birlikte yapılan iftarlara zaman zaman 'başkanların misafiri olarak' katıldım..
İlkadım'ın Karasamsun Mahallesi'nde verdiği iftar çok muhteşemdi mesela.. 3 binden fazla insan vardı. Başkan Erdoğan Tok, tek tek masaları dolaştı..
Sonra da hep birlikte dualar yapıldı iftar açıldı..
Canik'te Başalan Köyü'nde yaptığım iftarı hiç unutamadım.. Yavaş yavaş kararan gökyüzünde bir anda yıldızların altında 'yemek yerken bulduk kendimizi'..
Tam 2 bin kişi.. Başkan Osman Genç'in yaptırdığı yemek duasıyla açıldı eller havaya.. İftar sonrası içilen o çayın kokusunu şu an bile hissettim..
Atakum'da Elmaçukuru Köyü'nde iftara gitmiştim. Başkanh İshak Taşçı aynı gün köy konağını da hizmete açtı. Hakikaten bir elmanın çukuru gibi önce yükseğe çıkıp, sonra çukur bir noktaya inmiş gibiydik..
O köyde hiç tanımadığımız bin 500'ü aşkın kişiyle iftar yaptık. Müthiş bir akşamdı. Köy konağında yudumladığımız çaylar ve insanların o manevi buluşması 'maalesef bu yıl hayal' oldu.
Ne oldu da 1 yılda toplu iftarlar sırra kadem bastı..
Neden sadece Samsun'da..
Neden komşu illerde değil.
Neden diğer bir çok büyük illerde devam ediyor da, Samsun'da yok.
Büyükşehir'in geçtiğimiz yıl bazen iftar programı olurdu süreklilik olmazdı da ilçe belediyelerine ne oldu birden bire..
Hele merkez ilçelere..
O Ramazan sofralarında 'birliktelikle dua için açılan elleri neden göremeyeceğiz ki' bu yıl..
Bütçe mi kötü...
Geçtiğimiz yıl da aynıydı..
Para mı yok..
Geçtiğimiz yılda da para yok deniliyordu..
Ama geçmiş dönem belediye başkanları bir şekilde 'bulup buluşturup, o sofraları kuruyordu'..
Kentin bir çok noktasında ramazanı bütün maneviyatıyla yaşatıyordu..
Eminim ki o üç merkez ilçe belediye başkanı görevlerinde kalsaydı, ekonomik sıkıntılara rağmen ne yapar, ne ederlerdi yine de o iftar çadırlarını kurarlardı.
Samsun'un şimdi bir tek bile iftar çadırı olmaması siz belediye başkanlarını hiç sıkmadı mı anlamadım açıkcası..
Mesela 'kestirip atmadan önce', biraz kafa yorup, şöyle yapamaz mıydınız değerli başkanlar..
"Bu gelenektir, hep kaldırmayalım, ortaklaşa Cumhuriyet Meydanı'nda tek sofra kuralım gibi'..
Bin kişilik, bilemedin 1500..
Büyükşehir'in de katkısını alarak..
Her gün bir belediye karşılasın ihtiyacını.
İnanın bir çok iş adamı ve vatandaş ta katkı verecekti ama 'kimse kafa yormamış anlaşılan'..
Başkan Mustafa Demir'e böyle bir teklif götürdünüz mü de Samsun'un yıllardır yapılan bir geleneğini bir anda yok ettiniz, anlamadım..
Bir açıklama da yok zaten ortada..
Bu yapılan; toplu iftar sofraları bir alışkanlık haline gelmiş Samsun'da, Ramazan ayının paylaşımcılık ve maneviyat duyguları açısından çok büyük bir eksiklik oldu.
Bütçe yok gibi sözlerin arkasına gizlenerek yapılmış 'hiç bir çaba harcanmamış' olması nedeniyle de 'Razaman ayının' doğasına da ters düşmüştür.
Hatta iş bilmezliktir de 'denilebilir'..
Yani sözün başına gelirsek, "Ata binemiyorsan binmeyeceksin. Kılıcı kullanamıyorsan, kuşansan ne olacak..
Hesap ortada, görüntü aşikar..