Bir gece yarısıydı, odamın karanlığında, yatağımın içinde oturmuş, son zamanlarda zihnimi oldukça meşgul eden bir konu için dualar ediyordum. Olmasından çok korktuğum bir şey vardı ve ben de bunun gerçekleşmemesi için dua ediyordum.
Dilim başka söylüyordu, yüreğimin tellerinde ise başka melodiler çalıyordu; korku melodileri.
Anlayacağınız bu işte yapılabilecek bütün hataları yapıyordum ama o zamanlar “dua” başlığı ile hallolacağını sanıyor ama zaten duaların da inanca, hislere ve yayılan frekansa cevap verdiğini bilmiyordum.
Sonra ne mi oldu?
O saatlerce ağlayarak yalvar yakar olmasın diye dua ettiğim şeyin daha sonra, zamane tabiriyle “full hd” olur hâlini izledim.
Burada dualar kabul olmaz diye bir şey söylemiyorum, yanlış anlaşılmasın; benim yaptığım şeyin ne kadar yanlış olduğunu, korkuyu ne kadar çok beslediğimi ve onun da süratle gerçekleştiğini anlatmaya çalışıyorum.
Yazılarımda birçok kez bahsettiğim, zaman buldukça oturup tekrar tekrar izlediğim “The Secret | Sır | Çekim Yasası” belgeselinde bu konular ve çok daha fazlası anlatılmış, izlemenizi tavsiye ederim.
Yine o videoda gün içinde yaklaşık 60 bin düşünce ürettiğimizi, elbette bunları yönetmenin çok zor olduğunu ve burada devreye duyguların girdiğini anlatır.
Yani iyi duygu, kötü duygu ya da bizi iyi hissettiren ya da kötü hissettiren duygu...
Düşüncelerin hepsinin kaydı tutulur mu bilemem ama duygu yüklemesi yaptığınız her düşünce, her cümle kayda geçer, işleme alınır ve hayatınıza getirilir.
Burada iyi ya da kötü his duygu ayrımının yardımıyla hangisini besleyeceğine siz karar vermelisiniz.
Yani ben ne yapabilirdim?
Aslında bakarsanız o zamanlar çok önemsediğim o konu şu an umurumda bile değil ama:) yine de dua edecek olsaydım benim için yararlı olan neyse sürecin o şekilde ilerlemesini dilerdim ve ne olursa olsun bu konuyu komple Allah’a bırakıp önümde hangi iş varsa ona yoğunlaşırdım; yani enerjiyi serbest bırakırdım.
Elbette dilimle yüreğimin aynı frekansta olmasına da dikkat ederdim.
Ben biliyorum ki ben üzülüp dövünsem de, umursamayıp ilerlesem de çekim yasası saniye sektirmeden çalışıyor; her şeyin belli bir sistemi ve düzeneği var.
Ama o zamanlar bunları bilmiyordum ve şimdi yaptığım manevi hatalarımdan çıkardığım derslerimle bu yazıları yazıyorum.
Evet, korku frekansı en güçlü frekanstır. Çünkü arada hiçbir ek yoktur; nettir, keskindir. Bu kadar net olan bir duyguya elbette aynı süratle bir cevap gelir.
Yukarıda da dediğim gibi onca düşünceye tek tek değil ama en çok beslediğiniz düşünceye bakar sistem; ne dediğinize değil, ne hissettiğinize bakar, onlara cevap verir.
Tam aksini düşünelim, zor gibi geliyor biliyorum. Yıllarca negatif kodlarla büyütüldük ya da hep bunları duyduk, maruz kaldık.
Aklınıza kötü şeyler geldiğinde hemen zıddını düşünün.
Mesela önemli bir işiniz var ama gerginsiniz ve bir sürü negatif şey düşünüyorsunuz; hemen zıddını, yani iyi olanı düşünün.
Başta çok zorlanırsınız, zihniniz çok direnir, inatla kötüye tutunmak ister çünkü kötü düşünce onun konfor alanı hâline gelmiştir artık ama her gün birkaç dakika yapacağınız egzersizle bu aşılıyor; yani bende öyle oldu.:)
Ayrıca zıtlıktan söz etmişken şunu da eklemem gerek: Evet, korku güçlüdür ama sevgi ve güven frekansı ondan çok daha yüksek bir titreşime sahiptir. Korku hızlıdır ama sevgi kalıcıdır.
“İyi de Dilek, iyi hoş anlatıyorsun da tamam biz zihinde negatifi, kötü düşünceyi hallettik, bir şekilde iyiye çevirmeyi başardık diyelim; e, çevremizdeki o hiç susmayan negatif sesler ne olacak?” derseniz de…
Öncelikle ben psikolog, psikiyatr ya da bu alanla ilgilenen hangi uzmanlarımız varsa onlardan değilim; hepsine sonsuz saygı, hepsine sonsuz teşekkür ediyorum, iyi ki varlar.
İnsan bazen kendi kendine zihinsel şiddet uygulayabiliyor ya da çevresinden psikolojik şiddet görebiliyor; bunun için elbette uzman desteği ve gerekli yerlerden yardım almanızı önemle vurgulamak isterim.
Ama gündelik hayatta hafif de olsa yaşadığınız ya da sık sık maruz kaldığınız ama artık muhatap olmak istemediğiniz bu negatiflikler için benim de uyguladığım birkaç şeyi söyleyebilirim.
Öncelikle gerçekten her yerden negatiflik fışkırıyor, kabul ediyorum; artık akıl sağlığımızı gerçekten korumamız gerekiyor.
Böylesi olumsuzlukların içinde biz kendimizi tutmaya çalışsak da zihnimize korkular, kaygılar sokmak isteyenler çok oluyor.
Birincisi ben bu gibi insanlarla daha az görüşmeye çalışıyorum.
Diyelim ki her gün görmek ya da konuşmak zorundayım; o zaman da onlar her zamanki gibi bir şeyler anlatırken zihnimde onlarla aramda bir duvar varmış gibi imgeliyorum.
Sanki tüm o söyledikleri sözler o duvara çarpıyor, sekiyor ve onlara geri gidiyor. Bunu yaptıkça bir süre sonra onları duymamaya başlıyorum ya da söyledikleri bir anlam kazanmıyor zihnimde.
Bu, uygulaması kolay ve hafifletici etkisi olan bir yöntem. Negatifliğine maruz kalmak zorunda kaldıklarınızın yanında bu etkili zihin oyununu oynayabilirsiniz.
Yüreğinizdeki kötü hislerin sönmesi, iyi hislerin parlaması ve kainatta hayat bulması dileğiyle; mutlu haftalar.