Yazımın sonunda kullanmam gereken "Neyi kazandık neleri kaybettik?" cümlesini şimdi kuruyorum,
Nedenlerini de kendimce yorumlamak istiyorum.
Süper Lig'de bu sezona transfer yasağından kaynaklı "ligde kalmak" olarak belirlemiş bir Samsunspor vardı.
Bugüne kadar çetin mücadeleler verdik ve 51 puanla 3'ncü sıradayız.
"Hepimiz ligde kaldık, Avrupa neden olmasın."
Hayallerimizi süsledi.
Öncesinde temkinli davrandık, başkanından teknik ekibine, futbolcusuna.
Samsunspor'un zirve yaptığı dönemi övgüyle bahsettik.
"İnşallah yolun sonu Avrupa olsun" diledik.
Rakiplerimizin de puan kaybettiği haftalarda ikramları geri çevire çevire halen 3'ncü sırada olmamız, zirve yaptığımız dönemin meyveleridir.
8 haftadır ise işler kötü gidiyor.
Ancak bugün kötü gidişatın elbette eleştirisi olacaktır.
Sezon başından beri övgüyle bahsettiğimiz Thomas Reis'in bugün 'kısıtlı kadroya rağmen tercihlerini', tat vermeyen futbolu konuşuyoruz.
Avrupa hedefinden sapmışlık yok ama takımda bir haller var!
Prim muhabbeti almış başını gidiyor, sözleşmesi bitenlerle görüşmelerin sonuç vermemesi, Başkan Yüksel Yıldırım'ın ulusal medyaya çıkıp oraya buraya konuşması, tribünlerin çekilmesi.
Herkes kendince gördüğü sebepleri, tespit ettiği eksikleri deklare ediyor.
Ancak "neden yargılanıyor?"
Hain ilan edilip, asıl sorumlulara hesap sorulmuyor?
Mesele bu.
Ayrıca
Herkes istediği şekilde fikrini beyan edebilir katılır, katılmazsın ama eleştirenlere karşı "kin, nefret" söylemlerini bir kenara bırakıp, "olmasa olmazdık" kafasından çıkılması gerektiği ortadadır.
Gerçekten sıkmaya, kabak tadı vermeye başladı...
Her zaman dediğim gibi;
Ne Yüksel Yıldırım ne de maaşlı yöneticileri; bizleri satın almadı!
Sözünü söylemek, eleştirmek herkesin en doğal hakkıdır.
Haddini aşan varsa, mahkemeler ordadır.
Samsunspor formasının üstündeki Atatürklü armanın asıl sahiplerinin; benim, senin, herkesin olduğunu unutmayın.
Bugün Yüksel Yıldırım; "satıyorum" dediği anda gidip yenisine mi "olmasa olmazdık" diyeceğiz.
"Devrin adamı" olmak ne demek bilmiyorum,
Ne dün ne bugün ne de yarın.
Bu koca şehre "Devrin adamları" yakıştırmasını konduramam.
Bu şehrin Samsunspor sevdasını, armaya olan sadakatini kimse satın alamaz...
Diye biliyorum...
Evet, Yüksel Yıldırım'a Samsunspor'a sahip çıktığı için çok çok teşekkür ediyoruz, minnet borçluyuz, "çeşmesi yaptırılacaksa yaptıralım" lakin herkes son 7 yılda yaşananları şöyle bir gözünden aklından geçirsin.
Neyi kazandık neleri kaybettik?
Soru çok basit...
Kupa mı olmaz olsun müzede,
Armaya sadakat mi sonuna kadar!