Atatürk’le birlikte CHP’yi kuran İsmet İnönü döneminde partiye üye olan Önder Sav, "adaletsizliğin cirit attığı bir parti hâline geldi" diyerek dün CHP’den istifa ettiğini açıkladı.
Önder Sav’ın istifası, 1956 yılında gençlik kollarında başlayan parti üyeliğini sonlandırması bakımından elbette önemlidir. Ancak Sav’ın 70 yıllık parti üyeliğinden ayrılması, bence çok daha farklı anlamlar taşıyor.
Yıl 2010’du.
Bir kaset kumpası sonucu Deniz Baykal’ın genel başkanlıktan ayrılmasının ardından basın toplantısı düzenleyen CHP Genel Sekreteri Önder Sav, İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu’nu genel başkan adayı olarak kamuoyuna tanıtıyordu.
Aynı Önder Sav, 16 yıl önce CHP’ye lider ve aynı zamanda "Halkın Umudu" olarak sunduğu, Atatürk, İnönü ve Ecevit’in makamına layık gördüğü Kemal Kılıçdaroğlu’nun, partiyi adaletsizliğin cirit attığı bir yapıya dönüştürdüğü iddiasıyla bugün CHP’den ayrılma kararı alıyor.
Bir an önce kurultayın yapılması ve dolayısıyla, sokaktan Özel’e dönük ‘’yeni parti kur’’ şeklinde çağrılar artarken partide kalınması gerektiğini savunanlar arasındaydı Önder Sav ama ‘’derin ve tarifsiz bir acı duyuyorum’’ diyerek Türkiye’ye istifa kararını duyuruyordu.
Bunun üzerinde düşünmek gerekir, bence.
CHP’liler partilerini "Baba Ocağı" olarak görürdü.
Ki CHP, Cumhuriyet’i kuran partidir.
Önder Sav da istifasını açıklarken CHP’yi Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile Kuva-yi Milliye’ye dayandırdı. CHP’nin kuruluş tarihi resmi olarak 9 Eylül 1923 olarak kabul edilse de, partinin fikri ve siyasal temellerinin o tıbbiyeli gencin, ‘’ya istiklal, ya ölüm’’ çıkışıyla salonu inlettiği 2-11 Eylül 1919 tarihlerinde toplanmış Sivas Kongresi’nde atıldığına inanılır.
Türk siyasi tarihinin çok önemli bir parçasıdır yani CHP.
Sav, partiyi "baba ocağı" olarak gördükleri için halen CHP’de kalanlara saygı duyduğunu söylerken, Ecevit döneminin bakanlarından Erol Çevikçe’nin yanı sıra eşi, evlatları ve damadıyla birlikte kendi istifasını da açıkladı. Ayrıca hafta sonu İstanbul’daki üye katılım töreninde yaşanan figüran tartışmasına da atıfta bulunarak, "CHP böyle bir ayıpla yaşayacak parti değildir." sözlerini kullandı. Bu ifadeler, kendisi gibi CHP’ye gönül veren birçok kişinin hayal kırıklığını da yansıtıyordu aslında.
Önder Sav’ın istifasını şu açıdan değerlendirmek de mümkün bence.
Anlaşılan o ki, Kılıçdaroğlu’nu bir dönem halka umut olarak sunan, CHP’nin en deneyimli ve en etkili isimlerinden biri olan Önder Sav da artık ona olan güvenini tamamen yitirmiş.
Önder Sav da Kılıçdaroğlu’ndan umudunu kesmiş yani.
Üzerinde düşünülmesi gereken ibretlik bir durumdur.
CHP’de üye sayısının 1 milyon 900 bine ulaştığı söyleniyordu. Sav’ın istifası, önceki gün itibarıyla 800 bini bulduğu ifade edilen istifa sayısını artırır mı bilemem. Ancak "butlan" kararının CHP tabanında ciddi bir öfke ve kırgınlık oluşturduğu anlaşılıyor.
* * *
Ciğerlerimiz yanıyor yine
Mevsim yaza döndüğünde, özellikle haziran ayından itibaren sıcaklıklar yükselirken, bir taraftan sel felaketleriyle mücadele ediyor, diğer taraftan da Ege ve Akdeniz bölgelerinden gelen orman yangını haberleriyle sarsılıyoruz.
"Bitsin artık." diyoruz.
Ama maalesef bitmiyor.
Çünkü yanan her karış ormanla birlikte bizim de ciğerlerimiz yanıyor.
Çoğu zaman "sıcaklar arttığı için yangınlar çıkıyor." diye düşünüyoruz. Oysa orman yangınlarının tek sebebi yüksek hava sıcaklıkları değil.
Doğaya gelişigüzel bırakılan küçücük bir cam parçası bile büyük felaketlere yol açabiliyor.
Biraz dikkat...
Bu kadar mı zor?