Elektrikli buzdolapları ve klima gibi modern soğutma sistemleri hayata girmeden önce Anadolu insanının yaz sıcaklarıyla mücadelesinde en önemli yardımcılarından biri olan kar kuyuları, bugün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya geldi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Eğitim Fakültesi Coğrafya Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, kar kuyularının yalnızca doğal bir soğutma sistemi olmadığını, aynı zamanda Anadolu'nun köklü kültürel mirasının önemli parçalarından biri olduğunu vurguladı.
Prof. Dr. Yılmaz'ın "Anadolu'da Kar, Buz ve Soğutma Kültürü" adını verdiği araştırmasına göre, geçmişte dağlardan getirilen ya da yerleşim yerlerine yakın kar kuyularından çıkarılan karlar yaz aylarında halka ve esnafa satılıyordu. Vatandaşlar satın aldıkları karları kar şerbeti, karsambaç ve benzeri geleneksel yiyecek-içeceklerde kullanırken, dondurmacılar ile meşrubat satıcıları da ürünlerini bu karlarla soğutuyordu. Böylece yazın bunaltıcı sıcaklarında doğal yöntemlerle serinleme sağlanıyordu.

KAR VE KÜLTÜR DEPOLANDI
Prof. Dr. Yılmaz, kar kuyularının sadece kar saklanan yapılar olmadığını, Anadolu'nun sosyal yaşamını ve kültürel hafızasını şekillendiren önemli unsurlar olduğunu belirtti. Geçmişte şehir ve kasabalarda birçok dondurmacı ile meşrubat esnafının kendine ait kar kuyusu bulunduğunu aktaran Yılmaz, kar depolamanın imece kültürünün de bir parçası olduğunu ifade etti.
Araştırmada, kar kültürünün yalnızca depolamayla sınırlı kalmadığına da dikkat çekildi. Karsambaç, kar şerbeti, kar helvası, kar pekmezi, karma ve buzlu hoşaf gibi geleneksel lezzetlerin yüzyıllardır Anadolu mutfağında yer aldığı, özellikle karsambacın Maraş ve Adana yörelerinde bugünkü dondurmanın atası olarak kabul edildiği belirtildi.
KÜRESEL MİRAS KAYBOLUYOR
Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, 1970'lerden itibaren elektrikli soğutucuların yaygınlaşmasıyla birlikte kar kuyularının kullanım dışı kaldığını, buna paralel olarak Anadolu'nun önemli bir kültürel değerinin de kısa zamanda unutulduğunu söyledi. Yılmaz, kar kuyularının ortadan kalkmasıyla birlikte kültürel birikimin bir an önce kayıt altına alınması gerektiğini ifade etti.
Kaynak: Hande Öznur DURAN