Renkler Nerede?

Renkler Nerede?

Hazır

Giriş: 03.12.2025 10:00 Güncelleme: 03.12.2025 10:00
Bundan 13 sene önce, yine yerel bir gazetede spor köşe yazarlığı yaparken, maç çıkışlarında oynanan oyuna ya da genel duruma bağlı olarak arkadaşlarımızla kendi aramızda konuşurduk. Bazı zamanlar d...

Bundan 13 sene önce, yine yerel bir gazetede spor köşe yazarlığı yaparken, maç çıkışlarında oynanan oyuna ya da genel duruma bağlı olarak arkadaşlarımızla kendi aramızda konuşurduk.

Bazı zamanlar da kulak misafiri olurduk, etrafımızda analiz yaparak giden insanlara.

Ben de tüm bunların toplamında, cebimdeki birçok bilgiyi kendi görüşlerimle birleştirir ve yazıya dökerdim.

İnsan hep kendini dinleyince benzer bakış açısı ya da ezber kelamlarda dönüp duruyor.

Her zaman olmasa da bazı zamanlarda etraftaki seslere kulak verdiğimizde farklı bir bakış açısı ya da ortak bir derdi duyabiliyoruz.

Ben de bir süredir böyle dinleme hâlindeydim ve ortak gündemin “renklerin kayboluşu” hakkında olduğunu gözlemledim.

Kıyafetlerimizden tutun da, ev dekorasyonlarımıza kadar kendimizce sadeleşmeye gittik ama sanırım dozu biraz kaçırdık.

Evet, artık tasarım olarak o istediğimiz tek ya da en fazla iki renkli odalara sahibiz ama ruh hâli olarak da mutsuz bir durumdayız.

Oldukça sade olan yaşam alanlarımıza birkaç tane renkli eşya ya da rengârenk çiçekler eklediğimizde, bunun ruh hâlimize çok iyi geleceğini düşünüyorum ve itiraf etmeliyim ki bunu düşününce bile içim şenlendi. :)

Doğaya bakıyorum: en solgun hâlinde bile renkler verirken biz neden kendi mutsuzluğumuza imza attık?

Sonbahar yaprak dökümü zamanıdır ama solup dökülürken bile renginden ödün vermeyen doğa bize eşsiz manzaralar sunar.

Kış en renksiz, soluk zamanlar olsa bile, birçok ağacın rengini koruduğunu ve bu solgunluğa renk verdiğini görürüz.

İlkbahar ve yaz mevsimindeki renkleri ve ruhumuza kattığı doygunluğu anlatmaya gerek yok zaten.

90’lı yılları düşünüyorum mesela; giyim kuşamdan tutun da, dekorasyona, ev içi aksesuarlarına kadar bir renk cümbüşü, hatta düzensizlik vardı ama her birimizin ruhu doymuş ve her an’da anlam bulan insanlardık.

Neşeyi saklamıyorduk; giyiyorduk, hayatımızın her alanında var ediyorduk.

Sadeleşme güzeldir; minimalizm bir seçimdir ama ruh hâlimizdeki mutsuzluk, belki de bizi hayatın doğal neşesinden ve coşkusundan uzaklaştırdı.

Evet, başta da söylediğim gibi ben çoğunluğa kulak verince renklerin kayboluşunu ve beraberinde getirdiği soğukluğu duydum.

Kim bilir, belki de içinizden biri bu konu hakkında içinden konuşuyordu, fark ediyordu ya da farkında bile değildi.

Fark edebilene, edemeyene ve en çok da yeniden renklenmek isteyenlere yazdım.

Hadi renkleri geri çağıralım, hayatımızın rengi bol olsun.

Bu haberi nasıl buldunuz?

Yorum Yap