Vücudumuzdaki yedi önemli enerji merkezinin ikincisi olan sakral çakra, bedenimizde göbek deliğinin birkaç parmak altında, alt karın bölgesinde bulunuyor.
Bu çakra, hayatımızda duygularımızı, yaşamdan keyif alma yeteneğimizi, yaratıcılığımızı (üretkenliğimizi) ve cinselliğimizi temsil ediyor. Rengi de turuncudur.
Bu çakranın dengede, tıkalı veya aşırı aktif olması, biz farkında olsak da olmasak da hem fiziksel hem de duygusal olarak sağlığımızı ve dolayısıyla da hayatımızı doğrudan etkiliyor.
Açıkçası bu konuları konuşmayı, yazmayı, tecrübe ettiklerimden yola çıkarak bir sonuca ulaşmayı ve arkadaşlarımla bu konuda bilgi alışverişi yapmayı çok seviyorum.
Elbette bu kadar derin olan bu konular hakkında yazarken özellikle dikkat etmeye gayret ediyor, bilgiler topluyor, gerekli kitap ya da dergileri okuyarak en doğru bilgiye ulaşmaya çalışıyorum.
Çakralar için yapılan meditasyonlar, 21 günlük olumlama çalışmaları, bu çakralara uygun frekanslarla çalışma, her çakraya uygun bir mantra vs. bulunuyor.
Yanlış bilgilendirme yapmamak adına çok daha fazla derine inmeyi bilinçli olarak tercih etmiyor, yüzeysel olarak anlatmaya ve tabii ki hâlâ öğrenmeye gayret ediyorum.
Bazen olumlama sözleri, uygun frekanslar veya yazının sonuna ekleyeceğim dengeleme çalışmaları etki etmeyebilir çünkü bu sorunun kökü çok derinlerde olabilir ve yapılan bu çalışmalar yüzeysel kalabilir. O zaman daha profesyonel bir destek almak daha doğru olacaktır.
Bu konuların hassas ve önemli olduğunun altını çizerek devam ediyorum.
Sakral çakra, duygular ve hayat akışının kalitesinin yanı sıra, aslında en çok yaratıcılık (üretkenlik) ve cinsellikle bağlantılıdır.
Yine bu konuda okuduğum bir kitap, toplumlarda yapılan baskının, bu çakrada ve birçok kadında olumsuz anlamda ne kadar çok etki ettiğini anlatıyor:
“Cinsel çakra hastalıklarını kadınların erkeklere göre daha yoğun yaşamaları da tesadüf sayılmaz.
Toplumsal baskıların ve geleneksel öğretilerin kadın üzerinde yarattığı travma, kadının cinselliğinden dolayı suçluluk hissetmesine, dolayısıyla da bir dizi cinsel çakra rahatsızlığı yaşamasına neden olmaktadır.
Ben 31 yaşında olduğum hâlde henüz hayatımda bir kez bile üroloğa gitmemişken, aynı yaşlardaki kız arkadaşlarım farklı nedenlerle defalarca muayene oldukları jinekoloğa, artık düzenli aralıklarla daha sık devam etme gerekliliği hissediyorlar."
Yine çocukluk yıllarından beri yoğun eleştiri, yargı ve ağır toplumsal sorumluluklar yüklenen kadınların doğal olarak ruhsal ve fiziksel açıdan cinsel sıkıntılar yaşadığını anlatan bu kitap, erkeklerin bu konularda yine çocukluktan itibaren daha özgür ve rahat olmasına da değiniyor ve ekliyor:
“Kadın ve erkeğin ortak paydada bir araya gelerek yaşadıkları cinsel deneyimden sonra taraflardan birinin kendisini rahat ve mutlu hissederken, diğerinin suçluluk duymasında sence de rahatsız edici bir haksızlık yok mu?"
Şimdi gelelim sakral çakranın tıkalı, dengeli ve dengesiz olmasına, bir de dengelemek için ne yapılması gerektiğine.
Sakral çakra tıkalı olduğunda: Duyguları ifade edememe, hissizlik, yaratıcılık (üretkenlik) tıkanıklığı, isteksizlik, cinsel soğukluk veya utanç, hayattan keyif alamama gibi durumlar yaşanır.
Sakral çakra dengesiz/aşırı aktif olduğunda: Aşırı duygusallık, öfke patlamaları, bağımlılıklar, haz arayışı, duygusal iniş çıkışlar, kıskançlık, tutku ve ilişkilerde aşırılıklar ortaya çıkar.
Sakral çakra dengeli olduğunda: Duyguların sağlıklı ifadesi, yaratıcılık, üretkenlik, ilham, yaşamdan keyif alma, akışta olma, dengeli ve tutkulu ilişkiler yaşanır.
Bu çakrayı dengelemek için: "VAM" mantrasıyla meditasyon, dans, yazı, resim gibi yaratıcı faaliyetler, su ile temas etmek (yüzmek, duş almak, denizde olmak), turuncu renkli kıyafetler ve karnelyan, kehribar gibi doğal taşlar, yoga, nefes çalışmaları, kalça açıcı hareketler, duyguları bastırmadan ifade etmek, turuncu yiyecekler (havuç, portakal, kayısı, balkabağı) tüketmek ve bol su içmek yardımcı olacaktır.
Sevgiler.