Türkiye’nin en köklü döner markalarından Lezzet Döner, bugün 100. yaşını kutluyor. 1925 yılında küçük bir dükkanda başlayan hikaye, bugün hem geleneksel tatların hem de ustalığın sembolü haline geldi. Biz de bu özel günde, 30 yıldır dostluk, emek ve aile sıcaklığı ile yaşatan Merhum Ali Yekta Bey’in eşi Hayriye Yekta hanım ve dördüncü kuşak temsilcisi Murat Kaya ile gazetemiz okurları için samimi bir sohbet gerçekleştirdik.

Lezzet Döner markasında önemli bir isim olan Hayriye Yekta, 100. yıl kutlamaları dolayısıyla duygularını dile getirdi. Yekta, "Eşim Ali Yekta'nın emekleriyle devam eden bu yolculuk, bugün 100 yıla ulaştı. Lezzet Lokantası, sadece bir yemek yeri değil, bir aile geleneği ve Samsun'un kültürel mirası haline geldi. Bu gururu yaşadığımız için çok mutluyuz" dedi.

100 YILLIK OCAK SÖNMEDİ
Et döneriyle kuşakları buluşturan tarihi lokantanın işletme sahibi Murat Kaya, müşteri memnuniyetinin bir asrı aşan sırrını gazetemize anlattı:
“Dedemiz Ahmet Yekta Usta, 100 yıl önce başlatmış Lezzet Döner yolculuğunu. O dönemde, döner bu kadar yaygın değilmiş. Ama dedem eti, baharatı ve ateşi o kadar iyi harmanlamış ki, kısa sürede herkes Ahmet Usta’nın dönerini konuşmaya başlamış. Biz de o günden beri o ocağı hiç söndürmedik. Ahmet Usta kısa bir süre işlettikten sonra damadı Ali Yekta Bey Lezzet Döner’i devralmış ve büyük emek vermiş”

SAMİMİYET VE EMEK GELECEĞE TAŞINIYOR
Ali Yekta Bey’in, Lezzet Lokantası’nın bugünlere gelmesinde emeği olan kişilerin başını çektiğini ifade eden Murat Kaya, “Mutfakta titizliği, müşterilerine olan saygısı ve yardımsever kişiliğiyle tanınan Ali Yekta Bey, sadece bir lokanta sahibi değil, aynı zamanda çevresindekilere umut olan bir insanmış. Şu günlerde ülkemizde unutulan esnaf kültürünü, o günlerde çevresine ve çalışanlarına her an yansıtmış. Bugün Lezzet Lokantası hâlâ Saathane Meydanı’nda aynı ruhla, aynı değerlerle hizmet veriyor ise Ali Yekta Bey’in oluşturduğu sistemden ve Âhilik kültüründen kaynaklanmakta. Ali Yekta Bey’in temellerini attığı bu mekân, bugün hâlâ onun bıraktığı mirası yaşatıyor; samimiyet, emek ve lezzetle yoğrulmuş bir geleneği geleceğe taşıyor” ifadelerini kullandı.


BİR ASIRLIK MİRAS
İşletmenin duvarlarında geçmişten kalan fotoğraflar, eski ustaların hatıraları ve yılların emeği var. Murat Kaya ve Hayriye Yekta, 100. yaşını kutladıkları bu özel günde her zaman olduğu gibi müşterileri ile birlikte olmanın mutluluğunu ve gururunu yaşadıklarını söyledi. Mirası geleceğe taşımakta kararlı olduklarını ekleyen Hayriye Yekta ve Murat Kaya, “Bizden sonra da bu dükkân açık olsun, aynı koku Saathane’de yayılsın istiyoruz. Bu sadece bir ticaret değil, bir kültür.” diyerek sözlerini noktaladılar.


Döner değil, güven satıyoruz
Dededen toruna aktarılan ustalık, aynı tarif, aynı kalite ve değişmeyen esnaf ahlakı…
Saathane Meydanı’ndan yükselen koku, sadece bir döner değil, Samsun’un hafızası.İşletmenin başına geçtikten sonra aynı tarif, aynı kalite ve esnaf ahlakı anlayışını sürdürdüklerini belirten Hayriye Yekta ve Murat Kaya, en büyük sermayelerinin güven olduğunu ifade ettiler.
Saathane Meydanı’nda 100 yıl ayakta kalmak kolay değil. Bu başarının sırrı nedir?
Hayriye Yekta: “Bizim için işin özü çok basit; Kaliteden asla taviz vermemek. Etin kalitesi, ustanın emeği ve müşteriye duyulan saygı… Bunlardan biri eksik olursa bu iş yürümez. Biz döner değil, aslında güven satıyoruz.”
Müşteri memnuniyetini bu kadar uzun süre nasıl korudunuz?
Murat Kaya: “Hiçbir zaman, müşteri bugün var, yarın yok diye bakmadık. Buraya gelen herkes bizim misafirimizdir. Aynı lezzeti, aynı güler yüzü görmek ister. 30 yıl önce gelen bir müşteri bugün torunuyla geliyor. İşte bu bizim en büyük gururumuz.”
Lezzette değişim hiç olmadı mı?
Hayriye Yekta: “Hayır. Tarifimiz yıllardır aynı. Etimiz günlük, katkısız ve doğal. Dönerin lezzeti modaya göre değişmez. Biz geleneksel döneri yaşatıyoruz.”
Saathane Meydanı bu işletme için ne ifade ediyor?
Murat Kaya: “Saathane sadece bir meydan değil, Samsun’un geçmişi. Biz de bu geçmişin bir parçasıyız. Burada dükkân açmak değil, burada ayakta kalmak önemlidir. Bunun yolu da dürüst esnaflıktan geçer.”

Nazım Akpınar