ÖZEL HABER | Samsun’da çocuk onkolojisi alanında yaşanan altyapı sorunları, kanser tedavisi gören çocuklar ve ailelerini zor durumda bırakıyor. Özellikle radyoterapi sonrası başlanması gereken kemoterapi süreçlerinde yaşanan personel, klinik ve yatak planlamasına ilişkin eksiklikler, tedavi sürekliliğini tehdit ediyor.
Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde asistan, Samsun Üniversitesi’ne bağlı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ise klinik ve yatak planlamasındaki eksiklik dikkat çekiyor. İddiaya göre; Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli olan yaklaşık 30 asistan, OMÜ’de klinik ve yatak imkanları olmasına rağmen görevlendirilmiyor. OMÜ ise asistan bekliyor.

Bu eksiklikler hayati öneme sahip tedavilerin zamanında sürdürülememesine neden oluyor. Aileler, tedavi sürecinin kesintiye uğramasından ve gecikmelerin yaratabileceği risklerden endişe duyuyor.
ANKARA VE İSTANBUL’A SEVK
Çocuk onkolojisi alanında görev yapan hekim ve asistan bulunmasına rağmen iddiaya göre yataklı servis ve klinik altyapısının yetersizliği nedeniyle bazı tedaviler başlatılamıyor. Bu durum özellikle kemoterapi gibi yatış gerektiren süreçlerde ciddi sorunlara yol açıyor.
Tıp literatürüne göre çocukluk çağı kanserlerinde radyoterapi sonrası kemoterapiye zamanında geçiş, tedavinin başarısı açısından kritik öneme sahip. Ancak Samsun’da yaşanan bu durum, tedavi planlarının sekteye uğramasına neden oluyor.

AİLELER BELİRSİZLİK İÇİNDE
Aileler, tedavi sürecinde çocuklarıyla ilgilenmek yerine, kurumlar arası yönlendirme ve çözüm arayışı içinde kalmak zorunda kaldıklarını ifade ediyor. Tedavinin Ankara ve İstanbul gibi illerde sürdürülmesi seçeneği ise hem zaman hem de psikolojik ve ekonomik yük oluşturuyor.
GEÇİCİ ÇÖZÜMLER MÜMKÜN MÜ?
Sağlık mevzuatına göre, acil ve hayati durumlarda geçici görevlendirme, kurumlar arası iş birliği ve sevk mekanizmaları devreye sokulabiliyor. Ancak Samsun’daki mevcut tabloda bu mekanizmaların yeterince işletilmediği görülüyor.
Samsun Şehir Hastanesi’nde çocuk onkolojisi kliniği açılana kadar geçici planlamalarla sürecin yönetilebileceğine dikkat çekiliyor.
Aileler, çocuk onkolojisi gibi hayati bir alanda kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi, geçici çözümlerle tedavi sürekliliğinin sağlanması talep ediliyor.
Noyan Alper Cabbar