Sındırgı Depremleri: Fay mı Magma mı? Uzman Analizi

Sındırgı Depremleri: Fay mı Magma mı? Uzman Analizi

Hazır

Giriş: 10.11.2025 12:21 Güncelleme: 10.11.2025 12:21
Sındırgı çevresinde 16 bin depremin nedeni uzmanları ikiye böldü: Fay hatları mı, magma hareketi mi? İTÜ'den Prof. Dr. Okan Tüysüz tartışmayı analiz etti.

Balıkesir’in Sındırgı ilçesi ile Kütahya’nın Simav ilçesi arasında uzanan hatta ağustos ayından bu yana meydana gelen sismik hareketlilik, 16 bine yaklaşan deprem sayısıyla bilim dünyasında önemli bir tartışma başlattı.

Sındırgı çevresindeki iki büyük deprem ve onları izleyen sarsıntıların temel kaynağının ne olduğu konusunda Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) ile AFAD'ın raporları farklı görüşler ortaya koyarken, uzmanlar da ikiye bölünmüş durumda. Kimi jeologlar yer altındaki magma hareketini işaret ederken, kimileri ise daha önce bilinmeyen fay hatlarını ön plana çıkarıyor. Konuyla ilgili kapsamlı bir analiz kaleme alan İTÜ Emekli Öğretim Üyesi ve Bilim Akademisi Üyesi Prof. Dr. Okan Tüysüz, bölgedeki sismik hareketliliği ve olası nedenlerini detaylıca değerlendirdi.

BÖLGEDEKİ DEPREM ETKİNLİĞİ BEKLENENDEN UZUN SÜRDÜ

Alınan bilgilere göre, sismik hareketlilik 10 Ağustos 2025’te Sındırgı’nın kuzeyinde meydana gelen 6,1 büyüklüğündeki depremle başladı. Prof. Dr. Tüysüz’ün analizine göre, bu büyüklükteki bir depremin artçılarının genellikle birkaç haftada sönümlenmesi ve fayın alçalan tarafında yoğunlaşması beklenirken, Sındırgı’daki etkinlik beklenenden çok daha uzun sürdü ve yoğunluk aksine güney bölgeye kaydı. Bu etkinliğin devamında, 27 Ekim’de Sındırgı güneydoğusunda 6,1 büyüklüğünde bir deprem daha kaydedildi. 8 Kasım itibarıyla bu deprem fırtınası içerisinde meydana gelen toplam deprem sayısının 16 bine yaklaştığı ve bölgedeki sarsıntıların halen sürdüğü belirtiliyor. Bu durum, bilim insanlarını depremlerin altında yatan temel mekanizma hakkında kesin bir sonuca ulaşmakta zorluyor.

UZMANLARIN ODAĞI: FAY HAREKETİ Mİ, MAGMA MI?

Sındırgı çevresindeki sarsıntıların kaynağına dair en önemli anlaşmazlık, MTA ve AFAD'ın ön raporlarında kendini gösteriyor. MTA tarafından yapılan değerlendirmede, bölgedeki depremlerin magma hareketinin tetiklediği faylara atfedildiği ifade edilirken, AFAD raporunda ise sismik etkinliğin doğrudan Sındırgı Fayı tarafından yaratıldığı ileri sürülüyor.

Prof. Dr. Tüysüz, yazısında bazı araştırmacıların magma etkinliğinden yana açıklamalar yaptığını, bazılarının ise Sındırgı güneyinde daha önce bilinmeyen fayların varlığını savunduğunu belirtiyor. Ancak uzman, her iki görüşü de tamamen destekleyen ya da çürüten bilimsel bir verinin henüz yayınlanmadığını ve tartışmanın bilimsel camiadan ziyade medyada sürdürülmesinin bir bilgi kirliliğine yol açtığını vurguluyor.

DEPREM FIRTINALARI VE BATI ANADOLU'DAKİ GENİŞLEME

Prof. Dr. Tüysüz, makalesinde deprem fırtınası olarak adlandırılan sismik etkinlik türüne de odaklanıyor. Küçük ve orta büyüklükteki depremlerin iç içe geliştiği bu durumun Batı Anadolu ve Ege Denizi’nde sıkça yaşandığını aktaran uzman, bu fırtınaların yer kabuğunun ince olduğu, ısı akısının yüksek olduğu ve sıcak su, gaz ve magma hareketinin bulunduğu yerlerde görüldüğünü belirtiyor.

Batı Anadolu’nun milyonlarca yıldır kuzey-güney yönünde senede 3-4 santimetre hızla genişlemesi nedeniyle bölgede çok sayıda fayın ve buna bağlı depremlerin meydana geldiği, fayların kısa olması nedeniyle de deprem büyüklüklerinin nadiren 7’nin üzerine çıktığı kaydediliyor. Sındırgı ve Simav çevresindeki yoğun hareketliliğin, Batı Anadolu'nun bu jeolojik gerilimi içinde değerlendirilmesi gerekiyor.

ÇÖZÜM İÇİN ULUSLARARASI İŞ BİRLİĞİ VURGUSU

Sındırgı’daki ana depremler dışında, Gördes güneyinde ve Simav kuzeyinde de sismik hareketlilik gözleniyor. Gördes’te 6 Kasım’dan itibaren 60 deprem meydana gelirken, Simav kuzeyinde nisan ayından bu yana en büyüğü 5,4 olan 4 bin civarında deprem kaydedildi. Prof. Dr. Tüysüz, her üç bölgedeki depremlerin nedenlerinin netleşmesi için detaylı yüzey ve yeraltı çalışmaları yapılması gerektiğini belirtiyor.

Uzmana göre; bölgede bilinmeyen aktif fayların olup olmadığı, yeraltında magma kütlesinin varlığı ve dinamiği gibi sorulara yanıt bulmak için uluslararası iş birliği ile bütünleşik jeolojik, jeofizik ve jeodezik çalışmaların yapılması gerekmektedir. Bu bilgilerin sadece bilimsel açıdan değil, aynı zamanda yeni yerleşim yerlerinin planlanması ve gelecekteki deprem olasılıklarının belirlenmesi açısından da kritik öneme sahip olduğu ifade ediliyor. Uzman, bölgede depremlerin daha uzun süre devam edeceği öngörüsünü paylaşıyor.

 

Anadolu Ajansı

Bu haberi nasıl buldunuz?

Yorum Yap