Kanadalı madencilik firması olan Eldorado Gold Corporation’ın Türkiye’de yüzde 100 katılımıyla oluşturulmuş olan uzantısı Tüprag Metal Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş Samsun’un Kavak ve Havza ilçeleri arasında kalan Şahin Dağları’nda altın madeni araması yapmak için ruhsat aldı.
1975 hektar alanda yapılacak çalışma 16 Ekim 2024 tarihine kadar sürecek.
Temmuz ayındayız.
Ekim ayına şunun şurasında 3 ay kaldı!
Türkiye’de metalik maden aramaları ve işletmeciliği yapmak için 1986 yılında Ankara’da kurulan Tüprag Metal Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş’nin ruhsat aldığı Şahin Dağları’na giden yolda, Kavak Orman İşletme Şefliği 2019 yılında ağaçları kesti.
Maden sondajı yapacak şirket de iş makinelerinin ve büyük araçlarının geçebilmesi için yolda genişletme çalışması yaptı.
Kanadalı Eldorado Gold Corporation’ın Türkiye uzantısı TÜPGAG AŞ’nin Samsun’un Şahin Dağları’nda altın madeni arama çalışmaları, Kaz Dağları’nın beş katı büyüklüğündeki bir alanda devam ediyor.
13 bin hektarlık alanda altın arama çalışmalarına yönelik sondaj çalışmalarının devam ettiği Şahin Dağları’ndan geliyorum diyen tehlikenin detaylarına bakalım:
Maden arama ve sondaj
Altın madenciliğinin ilk aşamasında toprak içerisinde bulunan değerli metallerin miktarı belirlenir. “Altın arama” olarak adlandırılan bu işlemle tarım, orman ve mera arazilerinden oluşan alanda sondaj işlemi başlar. Açılan sondaj kuyularıyla toprağın altından örnek alınır. Sondaj noktaları için açılan yollarla birlikte binlerce ağaç kesilir ve orman yavaş yavaş parçalanır.
Projelendirme süreci
Kaynağın bulunmasının ardından alanda çalışma yapmak isteyen şirket için projelendirme süreci başlar. Bu aşamada tarım, orman, mera ve su kaynaklarının kullanım izni madenlere devredilir. Şirket onayın ardından arazide işletmek istediği maden için girişimlere başlar.
Sıyırma ve patlatma işlemi
Onay süreçlerinin ardından alanda ilk olarak sıyırma gerçekleştirilir. Bölgedeki ağaçların kesimiyle birlikte üzerinde hâlâ canlıların yaşadığı verimli toprak iş makineleriyle birlikte sıyrılır. Altın madeni, toprak altında sim gibi dağınık bir halde bulunduğu için, işten kârlı çıkmak isteyen şirket, binlerce hektarlık alana ihtiyaç duyar. Sıyırmanın ardından toprağın alt tabaklarına ulaşmak için patlayıcı kullanılır. ANFO tipi patlayıcı ve yemleyici olarak kullanılan dinamitler, yeraltı sularının bulunduğu kanallara zarar verir. Kanallarda oluşan çatlaklar, suyun akışını bozar. Zamanla suda yaşanan azalmanın yanı sıra, toprakta kayma ve yakınındaki evlerde çatlaklar meydana gelir.
Atıkların depolanması
Açılan madenle birlikte içerisinde altın bulunmayan toprak, atık alanına taşınır. Atık toprak tepelerinin içerisinde altın bulunmasa da birçok maden yer alır. Bu madenler de havadaki nem oranı ve yağmurla birlikte etkileşime girer. Bu etkileşimle birlikte maden, asitli su akınına neden olur ve yeraltı kaynaklarına karışabilir. Suya karışın ve asit dengesini bozan bu madenler, suyu içilemez hale getirir. Tüm bu işlemler gerçekleştirilirken açılan maden çukurları ve atık tepeleri, bulunduğu coğrafyayı değiştirir.
İşlenmesi
Altının bulunduğu toprak iş makineleriyle birlikte istif alanına götürülür. Buradaki altın ve toprak ayrıştırmanın bir parçası olan kırıcılara taşınır. Kırıcıların öğütme işlemi sırasında çıkardıkları toz, KOAH ve akciğer kanseri gibi birçok solunum yolu hastalığına neden olur. Daha sonra toprak, alana kurulan bantla birlikte açık liç alanına taşınır. Burada içerisinde siyanür dahil olmak üzere birçok kimyasalı barındıran işlemin öncesinde toprak üzerine membran adı verilen plastik örtü serilir.
Altınlı toprak, kimyasalların bulunduğu karışımla birlikte burada yıkanır. Haftalarca süren işlem sırasında milyonlarca ton su tüketilir. Burada kullanılan siyanür, altını ayırmasının yanı sıra toprağın içerisinde uyuyan sağlığa zararlı metalleri de etkin hale getirir. Bu işlemin ardından siyanür ve metalleri barındıran balçık, barajlara taşınır.
Toprağa serilen ve yıllar içerisinde zarar gören membrandan sızan ağır metal ve kimyasallar ise toprağa karışır. Bunun yanında atık maden barajlarındaki tonlarca atık ise ters bir durumda “patlama” riski taşır. Madenin yapım sürecindeki ihmaller, deprem ve taşkın süreçlerinde olası çökmeyle ağır metalleri barındıran balçık toprağa ve suya karışır.