18 Ekim Cumartesi günü sandıktan çıkacak sonuç;
İl başkanının kim olacağı için değil;
18 kurultay delegesini kimin Ankara’ya götüreceği için önem taşıyor!
Hesap-kitap bunun için yapılıyor.
Kılıçlar çekildi!
Konuşulanlara bakalım;
Parti meclisi üyesi ve belediye başkanı mevcut il başkanını destekliyor.
Kurultay delegesi listesine son şekli belediye başkanı vereceği söyleniyor.
İşçilere 5-6 aydır maaş veremeyen belediyede kurultay delegelerinin birinci derecede yakınlarına iş sözü veriliyor.
Milletvekili bu yarışı ittifak yapan parti meclisi üyesinin, halen il başkanının ve belediye başkanının yanında yer almayarak sürdürüyor.
Desteğini bir kadın başkan adayından yana kullanıyor.
İş delegelerin vereceği karara kalıyor.
Delegelerin oylarıyla sadece 18 kurultay delegesi belirlenmeyecek.
İş başkanı, il yönetim kurulu üyeleri de belli olacak.
Ama en önemlisi kurultay delegelerinin kimlerden oluşacağı.
İşte bu 18 kişilik listeyle Ankara’ya gidecek olan başkan, genel başkana “18 oy sizin” diyebilecek.
Ve bu 18 oyun karşılığını yaklaşan genel seçimlerde almak isteyecek!
Her şey bu kadar basit!
18 Ekim’de gerçekleşecek CHP 39. Samsun İl Kongresi ile Avukat ve Siyaset Bilimci
Gülay Deveci sosyal medya hesabında “Siyasette Güven” başlıklı bir yazı paylaştı.
Önemli gördüğüm bu paylaşımına köşemde yer veriyorum:
“Siyaset, bana göre insan doğasının tüm çıplaklığı ile ortaya çıktığı bir alan. Siyasette güven ise, bu sahnede en çok konuşulan ama en az yaşatılan değer. Çünkü siyaset, çıkarların, güç dengelerinin ve anlık hesapların birbirine karıştığı bir oyun aslında... Bu oyunda kimse sonsuza kadar dost ya da düşman değil; kalıcı olan sadece menfaatler…
Siyasetin dili de dostluk kokan sözlerin ardına saklanan niyetleri, bilmeyi gerektirir. Bugün elinizi sıkan kişi, yarın aynı masada sizi hedef gösterebilir. Bu da çoğu zaman normal kabul edilir. Bu nedenle siyasette güven, bir zafiyet değil, her zaman bir risk unsurudur.
Gerçek siyasetçiler de zaten, insanlara değil, ilkelere güvenen siyasetçilerdir. Kişilere bağlanmak yerine değerlere tutunmak gerekir; çünkü kişiler değişir, rüzgâr döner, dengeler bozulur. Oysa ilkelere sadık kalmak hem karakterin hem de stratejinin güçlü bir göstergesidir.
Sonuçta siyaset, bir dostluk değil, bir denge sanatıdır. Bu yüzden siyasette kimseye güvenmemek gerekir. Güven duygusunun olmaması, siyasetçinin kalpsiz olduğunu göstermez ama hayatta kalma refleksine sahip olduğuna delildir. Tarih de göstermiştir ki; siyasette kazananlar, duygularını değil, akıllarını koruyabilenlerdir…
Bu yazıyı bugün “siyasette artık kimseye güvenmiyorum” diyen, çok eski bir partilimizin sözü üzerine yazma gereği duydum…
Bu arada siyaset, dikensiz gül bahçesi isteyenlerin, maçta rakiplerini hileli cezalarla saha dışına atmak isteyenlerin arenası da olmayacaktır hiçbir zaman…
Kalın sağlıcakla…”