"Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık tutulduğunda; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak!” der bir Kızılderili atasözünde.
Bizde ise “Irmağının akışına ölürüm Türkiye’m” diyerek doğayı yakmalar, yıkmalar, düşüncesizce atılan çöplerle kirletmeler ve yok etmeler mevcut.
2021 yılında yaşanan ve hepimizi derinden etkileyen yangınlar bugün hâlâ devam etmekte. Her sene yaşanıyor olması, bir türlü önleminin alınmaması ve gerekli araçların hazırda tutulmuyor olması da ilginç!
O yıllarda okuduğum bir cümle, bugün gördüğüm her yangında aklıma gelir ve canım yanar:
“Hayvanlar bağıra bağıra kavruldu!”
Bu sözü gözüm gördüğümde, başka hiçbir şeyi görmemişti.
O kavurucu sıcağın acımasızlığı, bir yanda acımasız insanların buna sebep olması ve diğer yandan güzel insanların çabalarının yetersiz kalışı… Hepsini düşündükçe mahvoluyorum.
Yine o dönem, canlı olduğunu unuttuğumuz ağaçların yanarken çığlık attığı söylemleri de dolaşıyordu internette. Bu, birçoğuna gerçekçi bir söylem gibi gelmese de, ağaçların birbirleriyle yeraltı mantar ağları (mikorizal ağlar) aracılığıyla haberleştiğini bilim kanıtladı.
Bu konuda yaptığım araştırmadaki yazıyı aynen aktarıyorum buraya:
“Ağaçlar sessiz görünür ama aslında durmaksızın konuşurlar. Köklerinin altında, toprağın derinliklerinde uzanan mikorizal ağlar sayesinde birbirlerine sinyaller gönderir, besin paylaşır, hatta tehlikeye karşı uyarırlar.
Bir ağaç susuz kaldığında diğerleri bunu hisseder. Bir ağaç zarar gördüğünde çevresindekiler savunmaya geçer.
Doğa, bizim zannettiğimizden çok daha bilinçli ve bütünsel bir düzende işler.
Ancak bu kadim iletişim ağları, her yıl çıkan binlerce orman yangınında bir anda kopuyor. Ağaçlar yalnızca yanmıyor; yüzyıllardır kurdukları ilişkiler, toprakla olan bağları, gelecek nesillere aktardıkları bilgiler de kül oluyor. Ormanları korumak sadece ağaçları değil, iç içe geçmiş hayatları, görünmeyen dostlukları ve doğanın hafızasını korumaktır.”
Yine bir katliam türü olarak; bizden çok daha fazla uzun ömürlü olan, faydaları saymakla bitmeyen zeytin ağaçlarının acımasızca ve düşüncesizce kesilmesi; doğayı hiç sevmediklerinin, gelecek nesli hiç düşünmediklerinin, ego sistemleriyle eko sisteme büyük zarar verdiklerinin göstergesi.
Şunu bilmeliyiz ki:
Doğayla savaş hâlindeyiz fakat kazanırsak kaybedeceğiz.