Yaşamda önümüze çıkan bazı olaylarda ve içinden geçmemiz gereken bazı süreçlerde, bazen anın tadını çıkara çıkara ilerlememiz gerekirken, bazen de süreci sanki zaten olmuş bitmiş ve başarıyla sonuçlanmış gibi düşünmemiz gerekebilir.
Hemen bir örnekle daha açıklayıcı anlatayım.
Bu, yakın geçmişte başıma gelen ve ikinci yazdığım yöntemi uygulayarak süreci oldukça rahat atlattığım bir olay.
Atlatmam gereken, kendi içinde çok fazla stres barındıran bir işlemim vardı. Hani şu hepimizin yaşadığı; gece yatmadan son, ilk uyanınca ilk düşünülen, hatta bu stresli düşünceye bağlı olarak ara ara uyanmalara sebep olan olay.
Böyle bir hâldeyken bir anda kendimi olayın detaylarına değil de direkt sonucuna odakladım. Yani daha günün başındayken, kendimi gün sonuna hazırladım.
Her şeyin bittiğini, işlerimi rahatça hallettiğimi, eve gelip kahvemi içtiğimi imgeledim. Olası gündeme odaklanmadım bile ve gün başlayıp tam o vakit geldiğinde ise her şey yolunda gitti, uykularımı kaçırmalı kendimi bunalttığım o evre hiç yaşanmadı bile.
Her şey sorunsuz ilerledi ve tıpkı günün başında imgelediğim gibi, günün sonunda kahvemi yudumlarken tüm bu olan biteni anımsayıp tebessüm ettim.
Yani demem o ki; eğer önünüzde zorlu bir gün, belki de hafta varsa, sürecin detaylarına dalıp olmayan ya da olmayacak o sonsuz negatif ihtimaller denizine dalmak yerine, kendinizi direkt sürecin sonunda hayal edin.
Her şeyin bittiğini, hallolduğunu ve “bu da geçti, gitti” modunda olduğunuz ana odaklanın. Ciddiyim, etkisi inanılmaz.
Gelelim bir diğer odaklanma hâline…
Bazı zamanlarda da yaptığımız iş ne olursa olsun süreçten keyif ala ala ilerleyince, o anda yayılan pozitif enerji sonucu da etkileyebiliyor.
Bu konuyla ilgili okuduğum bir cümle, durumu çok iyi özetliyor:
“Sonucun ne olacağını, süreçteki bakış açımız belirler. Farkında olmadan, andaki enerjimiz ile oluşumu besleriz. Süreçten keyif aldığımızda, sonuç da değişir. Sonucu sonuç yapan, süreçteki keyiftir.”
Yine daha anlaşılır olması adına, en bilindik örneklerden biriyle açıklamak isterim:
Diyet yaparken çoğu zaman bir an önce sonuca ulaşmak isteriz. Yediğimiz her öğüne kısıtlayıcı, yaptığımız her spora yorucu gözüyle bakarız. Bu nedenle yolculuk stresli geçer ve süreci belirleyen enerji olumsuz olduğu için varış noktamıza ya geç ulaşırız ya da ulaştığımız sonuç kalıcı olmaz. Oysa sürecin sonunda fark ederiz ki, asıl keyif kilo verme yolculuğundadır; hedefe ulaşmak, yolun kendisi kadar memnun etmeyebilir.
Tüm bunların sonucuna baktığımızda, aslında ikisi de aynı sonuca hizmet ediyor.
Birinde negatif enerjiye fazla alan tanımadan süreci zihinsel olarak es geçer ve sonuca ulaşırız; diğerinde ise süreci pozitife çevirir, tadını çıkararak ilerleriz. Her iki yol da bize hizmet eder; her ne kadar bambaşka yollar gibi görünseler de…
Güzel süreçler ve rahat sonuçlar yaşamanız dileğiyle…