Ünlü düşünür Albert Camus, şöyle diyor: ‘Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın!.’
En son sözümü en başta yazıyorum.
Canik ilçesi Toptepe Mahallesi, Samsun-Ordu karayolu üzerindeki bir akaryakıt istasyonunda meydana gelen heyelanda, araçlarını yıkayan Kaya ailesi göçük altında kaldı.
Baba Adem Kaya, kızları Açelya Mina ve Ayla hayatını kaybetti. Anne Çiğdem Kaya yaralı olarak kurtarıldı.
Kader mi?
Yoksa, ihmal mi?
Dünyada böyle ölümlere rastlamak çok zor.
Böyle ölümler neden hep bizim ülkemizde oluyor?
Şöyle geriye bir baktığımızda hafızalara kazınan ölümleri ne çabuk unuttunuz?
Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde 25 kişinin hayatını kaybettiği tren kazası.
Soma maden faciası, 301 madencinin ölümüyle sonuçlandı. Cumhuriyet tarihinin en çok can kaybı ile sonuçlanan iş ve madencilik kazası olarak kayıtlara geçti.
Bolu Kartalkaya Otel yangını, 78 kişi öldü.
*****
Rant uğruna dağları, tepeleri dinamitle patlatıp indiren sorumlular aranıyor.
Buralara ‘ruhsat verenler, imara uygundur’ diyenler, bir adım öne çıkın!
Kayaların altında ezilen insanların, ‘çocukların sesleri girsin’ rüyalarınıza.
Hunharca katledilen doğamız, ormanlarımız.
Yeter artık yeter!
Ayağa kalkın rant uğruna ruhsat veren sorumlular.
Burada mısınız?
Ateş düştüğü yeri yakıyor.
Nasıl yaşadığımızdan çok, nasıl öldüğümüz daha önem kazanıyor ülkemizde.