Türkiye, organ nakli merkezlerinin kalitesi ve sağkalım oranlarındaki başarısıyla dünya standartlarında bir hizmet sunmasına rağmen, bekleyen hasta sayısındaki dramatik tablo dikkat çekiyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, yılda ortalama 5 bin organ nakli işlemi gerçekleştirilirken, 2025 yılı Ekim ayı itibarıyla 32 bin 936 kişi yaşama tutunmak için organ nakli olmayı bekliyor.
BEKLEME LİSTESİNDE HANGİ ORGANLAR ÖNDE?
Organ nakli bekleyen hasta sayısı son yıllarda kritik seviyelerde seyrediyor. 2023 yılında 32 bin 863 olan bekleyen hasta sayısı, 2025 Ekim ayı itibarıyla 32 bin 936 olarak kaydedildi.
2025 Ekim Ayı İtibarıyla Organ Nakli Bekleyen Hasta Sayıları:
-
Böbrek: 25.651
-
Karaciğer: 2.504
-
Kalp: 1.540
-
Akciğer: 207
-
Pankreas: 235
-
Kornea: 2.795
-
İnce Bağırsak: 4
Listenin açık ara en kalabalık kısmı, 25 bin 651 kişiyle böbrek nakli bekleyen hastalardan oluşuyor.
TÜRKİYE'DEN ÇİFTE REKOR: CANLI VERİCİLİ NAKİLLERDE DÜNYA LİDERİYİZ!
Türkiye'deki nakil işlemlerinde en dikkat çekici istatistik, canlı vericili nakillerin yüksek oranı ve sağkalım başarısı. Yapılan tüm nakil işlemlerinin yaklaşık yüzde 90’ı canlı vericilerden (donör) gerçekleştiriliyor.
-
Dünya Liderliği: Gelişmiş ülkelerdeki 1 milyon nüfus başına düşen canlı verici verilerine göre Türkiye, canlı vericili böbrek nakillerinde (%36,16) ve canlı vericili karaciğer nakillerinde (%17,88) dünyada birinci sırada yer alıyor.
-
Küresel Hizmet: Türkiye, 2011 yılından bu yana 7 bin 915 yabancı uyruklu hastaya başarılı organ nakli işlemi uygulayarak bu alandaki küresel başarısını paylaşıyor.
-
Nakil Merkezleri: Türkiye genelinde toplam 149 organ nakli merkezi (3 akciğer, 74 böbrek, 14 kalp, 46 karaciğer vb.) faaliyet gösteriyor.
Sağlık Bakanlığı verileri, Türkiye’nin nakil kalitesinde dünyanın en başarılı ülkeleri arasında yer aldığını gösterse de, organ bağışı bilincinin artırılması ve kadavra bağışı oranlarının yükseltilmesi hayati önem taşımaktadır.
HAYATİ İHTİYAÇ: NEDEN KADAVRA BAĞIŞI ORANI DÜŞÜK?
Yapılan nakillerin büyük çoğunluğunun canlı vericilerden olması, kadavra (beyin ölümü gerçekleşmiş) donör sayısının yetersizliğine işaret ediyor. Bu durum, özellikle canlı vericiden nakli mümkün olmayan kalp ve akciğer gibi organ bekleyen hastaların bekleme sürelerini uzatarak hayati risklerini artırıyor.
Anadolu Ajansı