Rahmet ve mağfiret ayı olan Ramazan, aynı zamanda yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı mübarek bir zaman dilimidir.
İŞTE YAZININ TAMAMI:
Rahmet ve mağfiret ayı olan Ramazan, aynı zamanda Kur’an ayıdır. Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim, bu ayda indirilmeye başlanmıştır. Allah Teala, “Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt, kalplerdeki hastalıklara bir şifa, inananlara bir rehber ve rahmet gelmiştir.” buyurmaktadır. Bu ayette de bildirildiği gibi Kur’an, kalplerimiz için bir rahmet, şifa ve hidayet kaynağı olarak yolumuzu aydınlatmakta, dünya ve ahiret mutluluğunun yollarını bizlere göstermektedir.
Kur’an okumak ibadettir. Peygamber Efendimiz, Kur’an okuyana, okuduğu her bir harf için on kat sevap verileceğini bildirmektedir. Başka bir hadiste de, “Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir” müjdesi verilmektedir. Öyleyse, her yapılan iyiliğe kat kat mükâfatın verildiği bu kıymetli günlerde yapacağımız en güzel işlerden biri de, Kur’an okumayı öğrenmek ve onu bol bol okumak olmalıdır. Kur’an ayı olan Ramazan vesilesiyle zihinlerimizi ve kalplerimizi Kur’an ayetleriyle buluşturmalı, okuyup üzerinde tefekkür etmeli, Kur’an ahlakıyla ahlaklanarak hayatımızı ona göre şekillendirmeliyiz. Nitekim bizler için en güzel örnek olan Rasulullah Efendimiz de Kur’an ahlakına sahipti.
Düzenli olarak Kur’an okuyan Peygamber Efendimiz, Ramazan ayında da her gece Cebrail (as) ile bir araya gelir, karşılıklı Kur’an okurlardı. O günlerden bugünlere, Ramazan ayı geldiğinde gerek camilerimizde gerekse evlerimizde mukabeleler yapılıp Kur’an hatimleri okunmakta, her zamankinden daha çok Kur’an’la meşgul olunmaktadır. Bu durumdaki kimseler, şu hadisteki müjdelere mazhar olmaktadır:
“Allah evlerinden bir evde, Allah’ın kitabını okumak ve aralarında müzakere etmek için toplanan kimselerin üzerine sekine iner, onları rahmet kuşatır, melekler etraflarını sarar ve Allah onları kendi katında bulunanlara överek anlatır.” Rasulullah Efendimiz kalbinde Kur’an’dan bir miktar bulunmayan kimseyi harabe bir eve benzetmiş, demirin paslandığı gibi kalplerin de paslandığını, Kur’an okumak ve ölümü hatırlamakla kalplerin cilalanacağını bizlere haber vermiştir. Kur’an gönülleri aydınlatan bir nur, daralıp bunalan kalplere sevinç ve sürurdur. Kuruyan toprakların yağmurla yeşermesi gibi gönüllerimiz de Kur’an’la huzura ve sükûnete ermektedir.
Hz. Peygamber “Size iki şey bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız: Bunlar, Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” buyurmuştur. O halde bize düşen gönüllerimizi ve hanelerimizi Kur’an’la şenlendirmek, Yüce kitabımıza sımsıkı sarılarak emir ve yasaklarına riayet ederek yaşamaktır. Böylece Kur’an’ın Ramazanı yücelttiği gibi onunla hem hal olan mümin de Allah katında yücelecektir.
Haber Merkezi