İlçe Başkanı Umut Alkaç’ın yanı sıra Nurcan Sepetçioğlu ve Emrah Tekin yarışacak.Yeni Parti’nin Samsun’da il ve ilçe örgütlerinin oluşmasını takip eden süreçle birlikte alınan kongre kararları sonrası bu köşede yayımlanan “Yeni Parti yapılanırken” başlıklı yazıda, Yeni Parti’nin doğum sancılarını henüz atlatamadığı kuruluş aşamasında yapılacak ilk kongrede çoklu adayla yapılacak seçimleri doğru bulmadığımı yazmıştım.
Siyaset yapan herkesin bir göreve talip olma hakkı olduğunu biliyor ve demokrasiye inanan, kendisini de “demokrat” olarak tanımlayan biri olarak buna saygı duymakla birlikte, Yeni Parti’nin içinde bulunduğu durumun “özel”, hatta “çok özel” olduğuna vurgu da yapmıştım, hatırlarsanız.
Adayların emeğine saygı duymakla birlikte hala ilk günkü gibi düşünüyorum. Aynı noktadayım yani.
Yeni Parti’nin il ve ilçe başkanları ve oluşturdukları yönetim kurulları, örgütlenme aşamasında çok emek verdiler. Ki, “Baba ocağımız” dedikleri partilerinden atılmıştı bu insanlar. CHP’li delegelerin oylarıyla seçildikleri il ve ilçe örgütlerindeki makamlarından, henüz görev sürelerini doldurmamışken kovulurcasına dışarıya itildiler. Para, dahası alın teri dökerek illerde ve ilçelerde yoktan bir örgüt yapısı oluşturdular.
Bunun üzerinden henüz bir iki ay geçmişken, “Yaptıklarınız için teşekkür ederiz ama sizin para ve emekle kurduğunuz yapıda şimdi biz olacağız, kusura bakmayın ama sizin için buraya kadar” demeyi, emeğin en yüce değer olduğuna inanan biri olarak ben şahsen kendime yakıştıramam.
“Toprak işleyenin, su kullananın” şeklindeki bir inancı bir dönem ülkemin dağına taşına yazmış bir siyasi ekolün temsilcisi iddiasındaki Yeni Partililerin de emeğin en yüce değer olduğunainandıklarını düşünüyorum.
Yarın yarışacak üç adayı da yakından tanımıyorum.
Bir mekanda tanıştığımız Nurcan Sepetçioğlu’nun heyecanı beni etkilemedi değil, açıkçası.
Yarın sandıktan nasıl bir sonuç çıkar, bilemem elbette.
Ve fakat…
Sonuç ne olursa olsun, heyecanını yitirmemesini dilerim.
Gazeteci olmam nedeniyle bir siyasi partiye üye de değilim. Yazabildiğim sürece de bir partiye üye olmayı da etik bulmuyorum. Ancak Nurcan Sepetçioğlu bu heyecanını ve enerjisini sonraki kongrelere taşıması durumunda, Samsun’da iyi bir siyasetçi kazanmış olur.
Siyaset yapma biçimlerini beğenmediğim bazı kişileri uzaklaştırması koşuluyla elbette. Ancak emeğe saygı ilkesi nedeniyle başlangıçtaki noktadayım hala.
Bu inancım ilçe kongreleriyle de sınırlı değil üstelik.
Sürecin sonunda il kongresi de yapılacak.
Peşinen söyleyeyim.
Çoklu yarışı, il kongresi için de doğru bulmayacağımı şimdiden ifade etmek isterim.
ÇAN VE DEVECİ’NİN ZİYARETLERİ
Önceki gün evvela Yeni Parti Samsun Milletvekili Murat Çan ve ardından Atakum Belediyesi Eski Başkanı Cemil Deveci gazetemizdeydiler.
Murat Çan’ın kongre süreçleriyle ilgili “BEN ORTADAYIM” şeklindeki ifadesini H.HALK manşete taşımıştı.
Haberi okumuşsunuzdur elbette.
“Herkesin gönlünde bir aslan yatar” diye söylenir ve böyle olduğuna da inanılır, bilirsiniz.
İlin tek milletvekili olarak tarafsız kalmasının çok zor olacağına inanmakla birlikte, Murat Çan’ın kongrelerde taraf olmayacağına dair açıklamasını değerli bulduğumu söylemek isterim.
Murat Çan’ın ayrılmasından sonra ziyarete gelen Cemil Deveci’yle de sohbet etme imkanımız oldu.
Deveci, butlan sürecindeki tutumu nedeniyle eleştirilerin hedefindeydi, biliyorsunuz.
Bu satırlarda ben de kendisini çok eleştirmiştim.
Tanışıklığımız 50 yılı aşkın süreye dayanır.
Avukat Cemil Deveci’yi ve butlan sürecine kadar siyasetçi Cemil Deveci’yi de sever ve sayarım.
Kişisel ilişkilerimiz hep iyi olmuştu.
Hatta 31 Mart seçimlerinde de CHP’nin Cemil Deveci’yi yeniden aday göstermesi gerektiğine inananlardandım. Bu konudaki inancımı bu köşeye de taşımışlığım olmuştur.
Bu köşede yazılanları takip eden okurlarımız, o zamanki CHP’nin üye yapısı nedeniyle ön seçimin doğru sonuç vermeyeceğine dair inancımı defalarca yazdığımı da hatırlayacaklardır.
Bu düşüncelerimi dün Deveci’nin kendisine de söyledim ama butlan kararı sonrası tutumunun doğru olmadığını kendisine de ifade ettim.
Cemil Deveci o tutumunu kendince savundu elbette. Ancak butlan kararını yok hükmünde kabul etmem nedeniyle, 50 yılı aşkın tanışıklığıma bağlı dostluğum olmasına rağmen, Cemil Deveci’nin kendisini savunurken ileri sürdüğü görüşlerin bende bir karşılığı olmadı.
Yaşadığım sürece de olmayacak.