Yine, yeniden herkese merhaba…
Kaç ay geçmiş, neler olmuş, neleri sineye çekmiş, neleri çekememişiz?
Kimimiz tam hayatın ortasında koştururken, kimimiz dayanamamış sığınağımıza dönmüşüz.
Hep suçu attığımız hayat kendince akarken, hayatı zorlaştıranın -bazı insanlar- olduğuyla öyle yüzleşememişiz ki, suçu hayata atmak hep en kolayımıza gelmiş…
Kimimiz, güvenli hissettirdiği için anne karnındaki cenin pozisyonu gibi içine çekildikçe çekilmiş ama tüm bunlar olurken hepimiz yine her şeyi gözlemlemiş,
kimimiz fısıltılarla anlatmış,
kimimiz kıyılara köşelere yazmış,
kimimiz haykırmış ama susturulmuş,
kimileri ise işine geleni ya da yalanları söyleyip durmuş!
Bugün gelinen noktada; sokakta yürüyen bir sürü mutsuz yüz, bir yığın içsel karmaşalı hisler ve korkunç bir gelecek kaygısı ile nefes alıp veriyor ve günlerimizi öylesine geçiriyoruz…
Ah! Ne çok isterdim daha enerjik, daha hareketli bir yazı ile belirmeyi ama hakikat bu kadar sertken ve her birimiz değişmeyen bir döngüde yuvarlanıp dururken, aşırı pozitif bir hitapla yazmak oldukça yapay olurdu.
Lakin ben umudu her daim yüreğinin kıyılarında tutan biri olarak yine haykıracağım, tıpkı şarkıcı Aylin Aslım’ın - Zor Günler (Umudum Var) - şarkısındaki “Şimdi sen, güvendiğim sularda boğuldum dedin. Tesadüfen, belki balık olsan kurtulsan, kim bilir?” umudunu tutacağım yüreğimde, bu inançta kalmaya gayret edeceğim.
Son olarak, tam da bugünlere uygun olan o şarkının sözlerini ekliyor,
herkesi sevgi ve saygıyla selamlıyorum…
♬ Zor günler.
Bir gün mutlaka geldiği gibi gider...
Zor günler.
Bildiğin her şey gibi kaybolup gider…
Biliyorum, yorgunsun.
Çoktan unutulmuşsun.
Hiçbir şey aynı kalmaz!
Yarın belli olmaz!
Benim hâlâ umudum var….
Hâlâ umudum var…