• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Samsun 19 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 17 °C
  • Ordu 14 °C
  • Sinop 17 °C
  • Giresun 14 °C
  • Amasya 7 °C
  • Rize 12 °C
  • Trabzon 14 °C

Gergin Günler

ŞÜKRÜ KARAMAN

Ülkemizde son bir haftada yaşananlar, gerginliği, kaygıyı en üst düzeye taşıdı.

 Türkiye’nin başında dolaşan kara bulutlar eksilmiyor, aksine artıyor.

Rus savaş uçağının düşürülmesi üzerine bu ülke ile başlayan gerginlik şimdilik yatışacağa benzemiyor.

Rusya,  ticari ambargo, vizesiz seyahatin askıya alınması, turist göndermeme ile başlattığı yaptırımlarla yetinmeyip, ülkesindeki Türkler üzerinde psikolojik baskı kurarak, Türk öğrenci yurtlarına baskın yaparak gerginliği tırmandırmaya devam ediyor.

Rusya’nın sürdürdüğü  gerilim, psikolojik savaş, Türk ekonomisine, yurttaşlarına olumsuz yansıyor. Sanırım, Rusya’nın bu tutumu bir süre daha süreceğe benziyor.  Diplomatik girişimlerle varolan gerginliğin en aza indirilmesi iki komşu ülkenin yararına olacaktır.

Ancak  Putin başta olmak üzere diğer Rus yetkililerin açıklamalarına bakılırsa bu kolay gibi görünmüyor.

Umarım en kısa sürede eski komşuluk ilişkilerine dönülür. Buna hem Türkiye hem de Rusya’nın şiddetle gereksinimi var.

Rusya ile yaşanan gerginlik sürerken, Cumhuriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ile Ankara Temsilcisi Erdem Gül’ün MİT TIR’ları haberlerinden ötürü tutuklanmaları bomba etkisi yarattı.

Casusluk suçlamasıyla tutuklanan gazetecilere hem meslektaşları hem de siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, okurlar, yurttaşlar destek çıktı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu ile Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulumuş’un da “Tutuksuz yargılanabilirlerdi” dediği Can Dündar ve Erdem Gül’ün sırf haberlerinden ötürü Silivri’ye gönderilmeleri demokrasi, basın özgürlüğü adına eksi puan oldu.

Gazeteciyi muhalif duruşundan, yaptığı haberden, politik kimliğinden ötürü sevmeyebilir, hatta nefret bile edebilirsiniz. Ancak,  yazdığı haberi “casusluk yaptılar”  suçlamasıyla hapsetmek hiç de şık olmadı.

Yeri  yurdu belli olmalarına, kanıtları karartamayacaklarına göre, Dündar ve Gül, Başbakan ile Başbakan Yardımcısının da vurguladığı gibi tutuksuz yargılanabilir, özgürlüklerinden yoksun bırakılmazlardı.

 Hukukta asıl olan tutuklamanın istisna olması değil midir?

Artık Türkiye’de gazeteciler haberlerinden, fikirlerinden, siyasi kimliğinden ötürü tutuklanmamalı.

Çünkü bu tutuklamalar, uluslararası alanda ülkemizi güç duruma sokuyor.

Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Nedim Şener, Soner Yalçın, Ahmet Şık ve diğer gazeteciler yıllarca özgürlüklerinden yoksun bırakıldı.

Daha sonra suçsuz bir kumpasın kurbanı oldukları ortaya çıkmadı mı?

Umarım Can Dündar ile Erdem Gül, en kısa sürede özgürlüklerine, sevdiklerine, okurlarına kavuşur.

Bu olaylar yetmezmiş gibi, Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, basın açıklamasının ardından teröristlerle polis arasındaki çatışmada nereden geldiği bilinmeyen kurşun ile yaşamını yitirdi.

Ülkenin gündemi hemencecik değişiverdi. Bir baro başkanın öldürülmesi, hele bu şekilde öldürülmesi gerginliği, korkuyu, kaygıyı bir kez daha gündeme taşıdı.  

Başbakan Davutoğlu, Tahir Elçi’nin PKK tarafından öldürüldüğünü açıkladı. Yine de bu olay tüm çıplaklığı ile aydınlatılıp, kamuoyuna açıklanmalı.  

Elçi ile birlikte aynı gün teröristlerin şehit ettiği iki polis memuruna Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum.

Ülkemiz üzerinde dolaşan bu kara bulutlardan umarım tez sıyrılır.

Korku, endişe, gerginlik dolu günler yerini hoş görüye, mutluluğa, kardeşliğe, barışa, özgürlüğe bırakır.

Çünkü güzel ülkem bunu fazlasıyla hak ediyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0(362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10