• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Samsun 23 °C
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 23 °C
  • İzmir 27 °C
  • Ordu 25 °C
  • Sinop 23 °C
  • Giresun 23 °C
  • Amasya 23 °C
  • Rize 23 °C
  • Trabzon 25 °C

HAC REHBERLERİ, MEKKE ÇÖLÜNDEN ÇIKTI

AHMED HALEBİ

Hac mevsiminde, Mekke’nin caddelerinden geçtiğimde veya  sokaklarında dolaştığımda gördüğüm şey; kutsal başkent olan Mekke’de var olan sükûnetin değiştiği, sistematik ve sürekli bir hareketin başladığı ve yoğunlaştığı, hacıların mahalle ve cadde aralarındaki ,hac rehberlik  müesseselerine doğru,onları yönlendiren ve  hac farizasını eda etmek için gelen insanlara hizmet etmek amaçlı, çeşitli dillerde yazılmış levhalarla idare ve sevk edildiğidir. Nihayet; bu anlamda , onların program ve planlarını yerine getirmek için , Mekke’de hazırlıklar başlamıştır.

Eğer; hac rehberi ve onların örfleri, alışkanlıkları hakkında konuşacaksanız, gerçekten onların geçmişte daha hayırlı insanlar olduklarını görürsünüz. Emir Şekip Arslan’ın 1349’da ,hac yolculuğu ile ilgili kaleme aldığı ; “El irtisamat lil litaf” adlı eserinde ,şu beyanını ve sözünü görürsünüz; muhakkak , Allah şu iki taifeyi ( hicaza yönelmiş olanı ve onlarla ilgili olanları ) korur ve gözetir. Onlardan yüz çevirmez. Onlar; Mekke-i Mükerremeyi tavaf edenler ve Medine’yi ziyaret edenlerdir. İnsanlar hacca garip olarak gelir, kimseyi tanımazlar. Garip insan; ama insan gibidir. Gözleri görüyor olsa da, ona yol gösteren birine ihtiyacı vardır. Onun önünde yürüyen, koşan, ihtiyaçlarını gideren ve hac ibadetinin gerekliliklerini ona öğreten, birinin olması gerekir. Birçok hacı, bu hac menasikini (hac ibadetinde yapılması gereken şeyleri) bilmez. Fuat Ankavi Bey’in zamanında onun “hac ve tavaf edenler” kitabında  şu sözü; “hac, tavaf rehberleri Mekke’liydi. Mekke’nin çöllerinden çıktılar. Mekke’nin çöl ve vadilerinde yetiştiler, zemzem içtiler ve onların ayaklarını, Mekke çölünün kayaları ve dağları ütüledi.’’ şeklinde geçen iki açıklama ve tarif, hac rehberini; işine değer veren, dedesinden ve babasından gelen , işini önemseyen , hak nidalarını tekrarla ve Beytullah-ul Harama verdiği hizmet ile, evine ve çocuklarına rehberlikle rızık getirmeye çalışan, itibarlı bir meslek olarak tarif etmektedir. Zamanı biraz geri çevirebilseydik; sayfalarını çevirir, içeriklerini okur, rehber ve hacı arasında canlı, sınırlı, belirli, maddi helal rızık elde etmeye bağlı ilişkileri görür; o zaman da, rehber ile hacı arasında ailevi ilişkiler olduğunu, evlilik bağı ile kurulan akrabalık ilişkileri bulunduğunu anlardık. Eğer; hacı ve rehber arasında sıhriyet (evlilikle beraber gelen akrabalık ilişkisi) yoksa; aralarında çok oturmuş ve ahlakla tesis edilmiş köklü ve insani bir bağın bulunduğunu görürdük.  

Allah’ın evinin ziyaretçilerine verilen hizmet, şuan itibari ile,  birçok idari iş ve hizmetten oluşur. Hac rehberlik hizmeti, hacıların kameradan önce, zihnine tescil ettiği ve samimi olarak çoluk çocuk ve tüm nesline aktarmak için dillerine aks eden önemli bir hizmettir. Bu hizmetler şekillenmiştir… Yılların geçmesi ile çok büyük değişiklikler olmuştur. Hacılar, verilen hizmetlerin bir çoğunu ve yaşadığı problemleri, şuan itibari ile değişen hizmetler ile mukayese ediyorlar. Problemler üzerine güneş doğdu. Hacılar, çözümleri gerekli yerlere naklettiler. Rahata ve tatmine ulaştılar. Allah, insanlara; diğer yaratılmışlara nispetle kerem kıldı, lütfetti. Allah C.C dedi ki; “Ve and olsun ki; Ademoğlunu kerem sahibi (şerefli) kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Ve onları helal şeylerden rızıklandırdık. Ve onları yarattıklarımızın çoğundan (fazilet açısından) üstün kıldık.”( İsra Süresi , ayet ;70 ) Yüce yaratan ve kudretiyle  her şeyi kuşatan, üslubu, saygı esaslarını ,insani ve İslami hayatta var olan  köklü değerleri ve adab-ı muaşereti insana öğretiyor ve açıklıyor. Muhakkak ki; hacı ile insani iletişim sadece edebi bir sıfat değildir, o İslami edep işidir. Hacı, aynı zamanda Allah’ın misafiri ve ona hoş davranılması gereken kişidir. O, dua eden ve Allaha nidada bulunandır. Abdullah bin amır ve bin As’tan rivayet edildi. ( Allah onların ikisinden de razı olsun)  Peygamberimizin şöyle dediğini söylediler; “Kendinden küçüğüne merhamet etmeyen ve büyüğünün şerefini bilmeyen; bizden değildir.” Peygamberimiz (A.S.)’ın “Bizden değildir” sözünde; küçüğüne merhamet etmeyen ve büyüğünün şerefine saygı göstermeyen ibaresinde; insana haddini bildirmek vardır. Bu kesin bir ifadedir. Müslüman, kendinden küçüğünü öğretir, terbiye eder ve böylece; iyiliği emreder ve kötülükten nehyeder. Ve o küçük; helal ve haramı, doğru ile yanlışı, bilerek büyür. Kendisine hak emredildiği müddetçe işitir ve itaat eder.

“Küçüklerine merhamet etmeyen ve büyüğünün şerefini bilmeyen bizden değildir.” hadisinin anlamı; kişi, kendinden küçüğüne merhamet edecek, onu öğretecek, terbiye edecek, onu doyuracak, içirecek ve ona verici olacaktır, acıyacaktır. Büyüğünün şerefini bilmesi ise;  ilmine, yaşına, makamına, kudretine saygılı olacak, onların kıymetini bilecek ve onları takdir edecektir.                    Tercüme eden:  Avukat Zekai Gül

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : İnternet Sitesi : (0 541) 292 76 95 Gazete İletişim : (0 362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10