• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Samsun 20 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 21 °C
  • Ordu 20 °C
  • Sinop 20 °C
  • Giresun 20 °C
  • Amasya 18 °C
  • Rize 22 °C
  • Trabzon 23 °C

MECİDİYE'DE RAPSODİ

EMRE SEVEN

İşten eve giderken hep aynı güzergahı kullanıyorum. Talimhane Caddesi'nden İnce Sokağa sol dönüp Ağabali Caddesi ve Osmaniye Caddesini geçerek Sanat Sokağı'na çıkıyor oradan Reji Caddesi'ne inip Bulvar yolundan tramvay durağına geliyorum.  Bu güzergah üzerindeki güzel yapılara bakarak yürümek, şehrin biçimsiz beton yığınlarından biraz olsun uzak durduğum avuntusu yaşatıyor bana.

Geçtiğimiz hafta bu güzergahımı biraz değiştirip, Bulvar yolundan tramvaya inmek yerine, Mecidiye'ye geçmek istiyor canım.

Bana nedense küçüklüğümden beri hep biraz tuhaf gelen, içindeki dükkanlar da muntazaman değiştiği için bünyede herhangi bir aidiyet ya da aşinalık duygusu yaratmayan alt geçitten geçerek Mecidiye'ye çıkar çıkmaz içimin burkulduğunu hissediyorum. Sebebi ise Konak yıkıldığından bu yana ilk kez oradan geçiyor olmam. Konaksız Mecidiye o kadar eksik geliyor ki gözüme...  Elinden oyuncağı alınmış bir çocuk kadar çaresiz hissediyorum, aklıma dolan anıları kovmaya çalışırken.

Bu Konaksızlık ruh halini Samsunsal bir şeylerle telafi etmek için Konak'ın enkazının karşısındaki simit sarayından sıcak bir Samsun simidi almaya karar veriyorum. Biraz olsun avutuyor beni başka hiçbir yerde aynı tadı bulamadığım sıcacık simit. Sonra başlıyorum yürümeye.

Üniversite ve Amerika dönemlerim dışında ömrümün tamamı Samsun'da geçti ama Mecidiye'ye daha önce hiç sadece ve sadece dolaşmak için gelmediğimi fark ediyorum yürürken. Bu yürüyüşümün amaçsızlığından kaynaklanan düşünme eylemi ise adeta geçmişe götürüyor beni.

Zihnimde canlanan ilk anı babamla o zamanlar Mecidiye'de şubesi bulunan Esbank'ta çalışan Amcamın yanına gelişimiz ve bana ısmarladığı oralet oluyor nedense.  Daha sonra ise babamın beni Gazi Müzesi'ne ilk getirişi aklıma geliyor. Şimdiki gibi Mecidiye tarafındaki giriş kapısından değil de Çiftliğe çıkan Kaptanağa Sokak'taki kapıdan girdiğimizi, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün kaldığı odaya eşyalarına kıyafetlerine hayranlıkla baktığımı ve hatta daktilosuyla bir şeyler yazmak için görevliden izin istediğimi hatırlıyorum. Müzeden çıkınca babamın müzenin hemen karşısındaki pasajın içinde, dedemin yıllarca hurufat dizdiği Yüceer Matbaasını bana gösterişi, dedeme sefer tasıyla yemek getirdiğini, az ilerde Tokalak pide salonu olduğunu okuldan kaçıp oraya kıymalı yemeye geldiklerini ve orada yediği kıymalının eşi benzeri olmadığını anlatışı daha dün gibi geliyor bana, aradan belki en az 20 yıl geçmesine rağmen...

İlk kez tek başıma uzun uzun ve plansızca tüketiyorum Mecidiye'yi....  Reklam tabelalarının, estetik yoksunu binaların arasına sıkışmış eski yapıları aklıma kazımaya çalışırcasına inceliyorum uzun uzun, etrafımdakiler nereye bakıyor bu manyak diye beni kerterizlerken. 

Mecidiye'nin bir çarşı olduğunu bildiren Yeraltı Camisi tarafındaki kapıya gelince durup uzun uzun seyrediyorum geride kalanları...  İnsanlarını... O telaşı...  Samsun'u...  

Hüzün mutluluk arası bir şeyler düğümleniyor boğazıma Mecidiye'den çıkıp eve dönerken...

Çok seviyorum lan diyorum... Çok seviyorum ben bu şehri...

İçim arefe günü Mecidiye kadar kalabalık sanki.

Aydıngünler Şehri Samsun!

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : İnternet Sitesi : (0 541) 292 76 95 Gazete İletişim : (0 362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10