• BIST 107.202
  • Altın 145,420
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • Samsun 20 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 21 °C
  • İzmir 21 °C
  • Ordu 23 °C
  • Sinop 20 °C
  • Giresun 23 °C
  • Amasya 18 °C
  • Rize 22 °C
  • Trabzon 26 °C

Samsun’ u yine sel alacak

Samsun’ u yine sel alacak
Mimarlık fakültelerinde Samsun’ un kötü şehirleşmeye örnek gösterildiğini de ileri süren Özçelik, bunu sonucu doğuran en büyük etkenin de Belediye Başkanlarının teknik elemanların görüşlerini dikkate almaması olduğunu belirterek, ‘’Başkanlar seçilene kada

Bütün belediye başkanlarının teknik eleman çalıştırmaktan çekindiklerini de idda eden Mimarlar Odası Başkanı Selami Özçelik, ‘’Belediye meclislerinde görüşülen 100 konunun 90’nı imar değişikliklerinin oluşturuyor. Şehir planları ya da değişiklikleri yukarıdan aşağıya değil aşağıdan yukarıya doğru, yani kamu yarına göre değil de kişi yararına göre yapılıyor’’ diyor. Kozluk’ taki santrale karşı çıkan çevre birlikteliğinde de yer aldı. 

Samsun’ u sel vurduğunda da o, görüş açıklamada geri durmadı. 
Piazza AMV’ nin planlarına da o karşı çıktı. 
En son, Çay Mahallesinde yapılması düşünülen Toplu Konut uygulamasına, uygulamanın yapılacağı alanın dere yatağı olduğunu ileri sürerek, uygulamaya karşı çıktı.
‘’Bu kişi kim?’’ diye mi soruyorsunuz hala.
Tabii ki Samsun Mimarlar Odası Başkanı Selami Özçelik bu kişi.
Selami Özçelik 1955 yılında Çarşamba’ nın Şeyhgüven köyünde bir çiftçi ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş. O kuşağın birçok çocuğu gibi zamanında nüfusa kaydedilmemiş. Selami Özçelik bu nedenle Nüfus kaydında 1957 doğumlu olarak görülüyor. ‘’Çocukluk yıllarımda köyde tütün tarımı yapılırdı’’  diyor.
Şimdilerde her türlü sebzenin yetiştirildiği köyünde çocukken tarlada tütün fidesi attığını da yakma vurduğunu söylüyor Selami Özçelik. 
Babası Hasan Özçelik’ i 1989’da Annesi Latife Hanımı da 1999 yılında kaybetiğini söyleyen Selami Özçelik, İlkokulu köyünde okuduktan sonra Ortaokula benimde mezunu olduğum Mithatpaşa Kız lisesine kaydolmuş. 3. sınıfa kadar yanında kaldığı akrabasının mezun olup Samsun’u terk etmesi nedeniyle ortaokulun son sınıfını ve liseyi Çarşamba Lisesinde tamamlamış Selami Özçelik. Liseden mezun olduktan sonra Samsun Eğitim Enstitüsünün Matematik bölümüne kaydolan Selami Özçelik 1 yıl mektuplu eğitim aldıktan sonra Üniversite sınavlarında İTÜ Mimarlık fakültesini kazanır. Mimarlık Fakültesinin Taşkışla’ daki binasında eğitim alırken bir süre İstanbul’daki akrabalarının yanında kalır. 
Üniversite öğrenciliği nedeniyle Selami Özçelik’ in Samsun dışında başka bir ile ilk çıkışıdır bu. Lisedeyken öğrenci hareketleri ve olayları ile henüz Çarşamba tanışmamıştır ama Üniversitede öğrenci olayları ile ilk kez tanışır. Selami Özçelik. Okul sol görüşlü öğrencilerin kontrolündedir. Azda ola sağ görüşlü öğrenciler de vardır okulda. Selami Özçelik sol görüşlü öğrenci gurupları arasında kendisine yer bulur.
Fakülte sol gurupların kontrolündedir, Sağ görüşlü gurular fakültede kontrolü ele geçirmek için harekete geçerler. 1975-76  öğretim yılında okulda çatışma çıkar. Okulun öğrencisi değildir ama  isminin Yaşar Özcivelek olduğunu hatırladığı sağ görüşlü bir genç bu çatışmada öldürülür.
Okul bu olaydan sonra tamamen sol gurupların kontrolüne geçer. Ancak, olaylar ve sık sık tekrarlanan boykotlar nedeniyle okul zaman zaman kapalı kalır Selami Özçelik hiç nedenle de fakülteden 4 yılda değil de 5 yılda mezun olur. 
Öğrenciyken de inşaat firmaları için proje çizimleri yapan Selami Özçelik 1980 yılındaki mezuniyetinden sonrada bir süre serbest olarak proje çalışmalarında yer alır.
MÜTEAHHİTLİK YILLARI
Okuldan 1980 yılı Temmuz ayında mezun oldum. Köyümde bir süre vakit geçirmeyi düşünüyordum ki 12 Eylül darbesi gerçekleşti.  Bir süre daha  köyde kaldım bu nedenle. Ancak bazı akrabalarımızla ortak olarak küçük evler yaptık. Küçük çapta yap sat müteahhitliği yani. 183 yılı Mart ayında 4 ay süreyle Askere gittim. Antalya’da tamamladığım askerlik görevinden sonra Bayındırlık Bakanlığı sınavlarına girdim.  1984 yılında Artivin Bayındırlık Müdürlüğüne atandım. 199o yılında da Samsun’a tayinim çıktı.
STK’ DA GÖREV ALMAYA SAMSUN’DA BAŞLADIM
Öğrencilik yıllarımdayken, yani İstanbul’ dayken Mimarlar Odasına gider gelirdim. Gerek Artvin’ de gerekse mezuniyetimin ilk yıllarında Samsun’da Oda yoktu.  Memurken Samsun’a tayinimden sonra Samsun’ da Oda açılmıştı. 1994 yılında Oda yönetimine girdim. Yönetimde çeşitli görevler yaptıktan sonra  2008 yılında  Samsun Mimarlar Odası Başkanı oldum. Bu arada 2007 yılında Bayındırlık Müdürlüğündeki görevimden de  emekli olmam nedeniyle ayrıldım.
Bir Sivil Topluk Kuruluşu Başkanı olarak Samsun’da yaşanan olumsuzluklarda görüşlerinizi söylemekten çekinmiyorsunuz. Bundan cesaret alarak ben unu söylemek isterim. Samsun, mimarlık fakültelerindeki derslerde kötü şehirleşmenin bir örneği olarak gösteriliyor. Bu görüşe katılıyor musunuz?
Bu gün için bu görüş doğrudur. Aslında Samsun 1986 yılında geçirdiği yangın sonrasında bir Fransız mimar tarafından çizilen planlarla yeninden kurulmuş. Paralel caddelerini dikine kesen sokaklarıyla bilinen güzel bir şehir olarak planlanmış. Bu plana ızgara sistem adı veriliyor. Bu şehir planı Mimarlık Fakültelerinde iyi şehirleşmenin örneği olarak gösterilir. 
Ancak bu uygulamadan 1950’ li yıllardan sonra vazgeçilmiş.  Sanırım Süleyman Demirel’e ait bir sözdür, ‘’Bize plan değil pilav lazım’’ demişti. Bu anlayış Samsun şehir planının da bozulmasına neden olmuştur.
 Cumhuriyetin ilk yıllarında ülkemiz planlı kalkınmayı seçmiş. Daha sonra kimlik bozulmuş. Özellikle 70’ li yıllarda bozulma ayyuka çıkmış. Bizim temel sorunumuz Belediyelerde teknik eleman çalıştırmamamızdır. Belediye Başkanları kendilerine itiraz edecek teknik eleman çalıştırmak yerine denileni yapan eleman çalıştırmayı seçiyorlar. Doğrudur, günümüzün Samsun’u Mimarlık Fakültelerinde kötü şehirleşmeye örnek olarak gösterilmektedir.
TOPLUM ÇIKARI YERİNE KİŞİ ÇIKARI DÜŞÜNÜLÜYOR
Şehirlerdeki bozulmanın temel nedeni şudur bence. Planlama yapılırken ya da planlar revize edilirken toplumun çıkarı yerine kişilerin çıkarları ön plana alınıyor. Günümüzde bir belediye meclisinde 100 konunun görüşüldüğünü düşünür ve varsayarsak, 90’ ı plan değişikliği ile ilgilidir. Bir plan yapılmışsa bu kadar değişiklik yapma gereği ancak kişi çıkarlarının temel alınmasıyla açıklanabilir. Burada ben sadece Belediye Başkanlarını suçlamak istemem. Başkandan meclis üyelerine kadar herkes suçludur.
RANTA BAĞLI DEĞŞİKLİKLER OLUYOR
Bir şehir planı şöyle yapılmalıdır. Önce ülke, sonra bölge ve nazım imar planı yan, uygulama imar planı biçiminde ve anlayışında yapılmalıdır. Şunu söylemek istiyorum Bir plan bütün içinde yapılıp uygulanmalı Bu anlayış son yıllarda tam tersine işliyor. Yani üstten alta değil, alttan üste işliyor. Uygulama böyle olunca planlar isteğe ve talebe yani ranta bağlı olarak plan bütünlüğü bozulmuş oluyor. Kişilerin istekleri öne çıktığı zaman kamunun yani toplumun çıkarları ikinci plana itilmiş olur. Bu uygulamalar bütün Türkiye’de böyledir ama Samsun bu anlayış nedeniyle kötünün kötüsü bir konuma düşmüş oluyor. Oysa şehrimiz çok avantajlı bir konumdadır. Deniz, kara, hava ve demiryolu taşımacılığının yapıldığı ve iki büyük ovanın il sınırları içersinde bulunduğu özelliklere sahiptir. Bütün bu özelliklere sahip olmasına rağmen Samsun geriye doğru gidiyor.
BİLİME İNANMALIYIZ
İlerleme için bilime inanmalıyız. Planlamanın gereğine inanmalıyız. Ama planlama kamu yararına yapılmalıdır. Bunu uygulamadıkça ülkemiz daha kötüye gider. Planlama öyle bir şeydi. Plana uygulama sırasında müdahale edilmemelidir. Plan değişiklikleri parsel bazında başlıyor. Kişiye göre düzenleme yapılıyor ve çoğu kere  zorlayarak yapıldığı için de bütün dengeler bozuluyor.
SEÇİMDEN ÖNCE HİÇ BİRŞEY BİLMEYEN BAŞKAN, SEÇİMİN SONRASINDA HERŞEYİ BİLDİĞİNE İNANIYOR
Ben bir anlayıştan söz etmek istiyorum. Bizim bütün belediye başkanlarımız seçilmeden önce teknik elemanlardan görüş isterler. Ama ne var ki seçildikten hemen sonra teknik elemanlara ihtiyaç duymazlar. Her şeyi bildiklerini ve öğrendiklerini zannederler. Bu anlayış meslektaşımız olan belediye başkanlarında da böyle oluyor. Onlar da seçildikten bir süre sonra teknik elemana danışma gereği duymuyorlar maalesef.
SUYU DENİZE AKITAMIYORUZ
Planlarda kişilere göre değişik yaptığımız için yağmur suyunu denize akıtamıyoruz. İncirli Deresi yatağında yapılan o binayı su baskınından korumak için kamu kaynağını kullanarak üç sel kapanı yaptırıyoruz. Suyun denize ulaşmasını engellemiş olursanız sel oluşur. Dere yatakları doğal haliyle yani yeşil alan olarak bırakılmalıdır. Samsun’ un eski haritalarına bakıldığında çok sayıda dere olduğu görülür, şimdi hiç biri yok.
TEHLİKE GEÇMEDİ, YİNE SEL OLACAK
Tedbir amaçlı değişiklikler yapılıyor ama dere yataklarının önü karayolu ile kapanmış durumdadır. Şunu söylemek isterim. Tehlike geçmedi.  Bölgemiz için yağmur sezonu başlıyor. Özellikle Atakum ve Canik’te yine sel oluşacak. Bu kaçınılmaz bir durum. Bilime göre ama doğal ortamda bir yağışta suyun yüzde80’ i yeşil alanlarda yer altı suyu olarak emilir. Yağmur suyunun ancak yüzde 20’ si yüzeyde kalır. Yeşil alanları yok ettiğimiz için şimdi durum farklı. Yağmur suyunun ancak yüzde 20’ si yeraltına inerken yüzde 80’ i yüzeyde kalarak sele dönüşüyor.
SAMSUNLU İNSAN YERİNE KONULMUYOR
İmar planları yapılırken, planlarda değişiklik yapılırken Samsun halkının geleceği göz önünde tutulmuyor. Yani Samsun halkı insan yerine konulmuyor. Mesela eski otogarın yerine yapılan bina devasa bir duvar gibi Samsun’ un önüne dikildi. Binanın arkasındaki insanlar adeta yok sayıldı. İnsan yerine konulmayarak denizle irtibatları kesildi. Karadeniz’in doğal klimasının iç bölgelere geçmesi ve etki etmesi engellenmiş oldu. Benim bir başka korkum da şudur. Bu binaya izin verilmesi nedeniyle benzer talepler artacaktır ve o binaya izin verilmiş olması emsal kararlara neden olacaktır.
ÇAY MAHALLESİ DE DERE YATAĞI
Mert ırmağının kenarları yeşil alan olarak bırakılmalı. Şimdi Çay Mahallesinde toplu konut uygulaması yapılmak isteniyor. Kuzey Yıldızı tolu konut alanı da Çay Mahallesi de dere yatağıdır. Dere yatakları aynı zamanda doğal klimanın iç bölgelere taşındığı alanlardır. Dere yataklarına bina yapmak sele neden olduğu gibi doğal klimanın akışını engellemesi nedeniyle de hava kirliliğinin oluşmasına da neden olur.
CANİK ÜST GEÇİDİNİN BİR MANTIĞI YOK
Çevre yolunun Canik’ten geçen bölümünde yola üst geçit yapılması Canik ilçesinin ölümüne neden olan bir uygulamadır. Bu proje Canik’i çöküntü altına alan, Canik halkını köprü altı insanı yapan bir uygulamadır. Uygulamanın akla yatkın hiçbir mantığı yoktur. Çevre  yolunun hava alanı kavşağına bağlanması karşısında bu projenin daha ucuz olduğu anlayışı da doğru değildir. Biz Oda olarak bir proje hazırlamıştık. Bizim projemizin Canik’ teki şimdiki uygulamadan daha pahalı olacağını zannetmem. 
BELEDİYE BAŞKANI İSTEMEZSE HİÇ BİR ŞEY YAPILAMAZ
Canik’teki bu üst  geçit uygulamasına Canik Belediye Başkanının karşı çıktığı şeklindeki haberlere inanmıyorum. Ben şuna inanırım. Belediye Başkanı istemezse orada hiçbir şey yapılamaz.  Bu gibi açıklamaların halkın gazını almaya yönelik  olduğunu düşünüyorum.

Röportaj: Ragıp GÖKER
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : İnternet Sitesi : (0 541) 292 76 95 Gazete İletişim : (0 362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10