• BIST 107.702
  • Altın 145,380
  • Dolar 3,5104
  • Euro 4,1211
  • Samsun 28 °C
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 31 °C
  • Ordu 28 °C
  • Sinop 27 °C
  • Giresun 28 °C
  • Amasya 31 °C
  • Rize 30 °C
  • Trabzon 29 °C

SEÇTİK

ALİ ONUR ŞAHİNOĞLU

Aylar süren gerilim, vatan hainliği suçlamaları, linçler derken bir referandumun daha sonuna geldik.

Bugün, uzun yıllar boyunca deneyimlemeye devam edeceğimiz sonuçları açısından oldukça önemli bir gün.

Öncelikle temennimiz tercihini yapan milletimize bu sonucun hayırlar getirmesi.Sonrasında kuru bir dileğe esir olmadan geçirdiğimiz referandumun nasıl hayırlı olacağını da ekleyelim.

-Kimyada bir solüsyonun asidik ve ya bazik olduğunu anlamak için litmus testi uygulanır.Her ne kadar temel bilimlerle alakalı bir konu olsa da hayatımızın bir çok alanında bu testin uygulanışını görebiliriz.Hele ki diğerini yabancılaştırmak için onlarca sebep bulunabilen ülkemizde bu ayrımları belirginleştirecek bir sebep, bir ayraç her daim bulunagelmiştir.

Örnek mi? Misal başörtüsü, misal Atatürk hep bu ülke insanları için siyasi, ideolojik ayrımlardır.Zaten başkası hakkında sahip olduğumuz kesin inançlarımızı bunlarla kanıtlar, seviniriz.

Geçirdiğimiz yorucu dönemde maalesef, evet maalesef buna bir yenisi eklendi:Evet ve hayır.Eğer kalın puntolarla yazdığımız bu kelimelerden beslenen düşüncelerimizin sınırlarını da geçilmez duvarlara dönüştürürsek, ülkenin potansiyelini harcamış oluruz.

Nature dergisinde yayınlanan bir makalede muhafazakar ve demokrat tabanından seçmenlerin hangi bilim kitaplarını tercih ettikleri, saygın online kitap satış sitelerinden derlenen verilerle  mercek altına alınıyor.

Demokratların daha çok temel bilimleri tercih ettikleri, muhafazakarların ise daha çok problem çözmeye yönelik mühendislik bilimlerini tercih ettikleri anlaşılıyor.Ortak yüzdeye sahip tek konu ise dinazorlar, ancak bunun konuyla çok da bir alakası yok.

Asıl bizle alakalı olan nokta çok farklı.Araştırmanın yapıldığı ülkede bulunan ayrım aynı zamanda bütün ülkeler için geçerli.Bu ise nasıl insanların her biri ayrı zeka türlerine sahipse, belli siyasi ideolojilere gönül vermiş grupların da başlıbaşına yararlanabilecek potansiyeller oluşudur.

Temel bilim olmadan önümüzü görebilir miyiz? Ya da mühendislik bilimleri olmadan teknolojiyi ileri götürebilir miyiz? Peki daha da önemlisi herkes her şeyden anlayabilir mi?

Montesquieu, Kanunların Ruhu adlı eserinde…vatandaşların siyasi özgürlüğü, her bir ferdin görüşlerinden ortaya çıkan bir fikirdir.Bu özgürlüğe sahip olmak için bir kişinin diğer herhangi bir kişiden korkmayacağı şekilde devletin teşkil edilmesi zorunludur,” der.

Hep deriz hep bir şeylerle bölüyorlar bizi diye.Hah işte! Tam da içinde bulunduğumuz anda bunu yanlışlamak için bir şansımız var.

-İkinci olarak ise demokratik tercihlerin kazancın ve kaybın çok ötesinde konumlandırılması gerektiği gerçeğidir.Her ne olursa olsun ülkenin kazandığını düşünmeli, birlik ve beraberliğin altına dinamit koyacak bütün uygulamalardan kaçınılmalıdır.

KOLTUK FİLOZOFU

Bazı klavye silahşörleri yattıkları yerden ahkam kesmeye devam ediyor.Sosyal medyanın nabzına göre şerbet veren bu yetersizlerde, din, sosyoloji, felsefe, bilim namına ne ararsanız var.

Her konuda halka sunmaya hazır oldukları bu engin bilgilerini yerli yersiz ortaya dökmek için ne gerekiyorsa yapıyorlar.Bazen hedef şaşıyor ama olsun önemli değil, nasılsa sosyal medyada algıyı güncellemek çocuk oyuncağı.

Ancak biliyoruz ki bu kişilerin sahip olduğu tek gerçek bilgi, paylaşımları yaptıkları koltukların üzerinde nasıl yatarlarsa daha rahat edecekleridir.

Bu vesileyle referandum öncesinde sosyal medya üzerinden bir kendini bilmezin yaptığı “karşı tarafın karısı kızı bize helaldir,” temelindeki sözlerin talihsizliğin ötesinde bir densizlik olduğunu söylemek durumundayız.

Dostluğun ahlakını da düşmanlığın ahlakını da bilmeyen bu gereksiz varlık, kazanacağı bir savaşta ilk düşündüğü şeyin iki bacağının arasındaki beyni olduğunu göstermiştir.Çünkü bilgisi, deneyimi, çevresi ancak buna yetmektedir.

Böyle varlıklarla asil bir düşmanlık değil asil bir dostluk bile yürütülemez.

ABD’NİN ZAMAN KAVRAMI

Trump “Artık zamanı geldi,” diyor.2005’ten beri devam eden ve yüzbinlerce kişinin ölümüne, bir o kadar insanın ise evlerini terketmesine neden olan Suriye savaşından bahsediyor bunu söylerken.

Aynı hafta Afganistan’da, bombaların anası olarak adlandırılan GBU-43’ü mağaralara gönderiyor.Demek orada da vakit tamam.

ABD’nin hiçbir zaman eve dönmeyeceğini, dönemeyeceğini daha önceki yazılarımda belirtmiştim.Sanırım zaman beni haklı çıkarıyor.Fayda anlayışı üzerine kurulan bir ülke, küresel planlarından vazgeçebilir mi?

ABD’nin zaman ve mekan kavramı gariptir.Nasıl ölçü birimlerinde bile kendilerine has terimleri ve sistemleri varsa, politikada da dünyanın tersine ABD merkezli bir anlayışları vardır.

Her ülke böyle değil mi sanki diyorsunuz.

Ben de diyorum ki her ülke dünyanın patronluğuna savunmuyor.

Eğer bir patron kendi çıkarını diğerlerinin çıkarının üstünde tutmaya başlamışsa, meşruluk ortadan kalkmış ve karşı mücadele için koşullar sağlanmış olur.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : İnternet Sitesi : (0 541) 292 76 95 Gazete İletişim : (0 362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10