• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Samsun 15 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 19 °C
  • Ordu 18 °C
  • Sinop 14 °C
  • Giresun 16 °C
  • Amasya 17 °C
  • Rize 18 °C
  • Trabzon 17 °C

Zor Bahar

ALİ ONUR ŞAHİNOĞLU

 

                                                                 

İlki 1999’da çekilen Matrix üçlemesinin son filminde kahramanlarımız makine şehrine doğru geri dönüşü olmayan bir yolculuğa çıkarlar.Şehre yaklaşırken makineler de tabi boş durmaz.Savunma mekanizması devreye girer, sayısız avcı onları imha etmek için fırlatılır.Bu mücadele esnasında düşmandan kaçmak için ekibimiz radikal bir karar alır, kendi gemilerinin bile kapasitesini aşan bir yüksekliğe doğru tırmanışa geçerler.Gökyüzü tamamen siyah bulutlarla kaplıdır.Bu karanlık tavanı delip geçtiklerinde bir an gerçek gökyüzüyle karşılaşırlar.Trinity kamaşan gözlerine aldırış etmeden güneşe bakar, “Çok güzel,” der.Sonra tekrar düşüşe geçer, gerçeğin çölüne inerler.

Aynı filmdeki ekibin tehlikeye en yakın olduğu anda kusursuz bir güzelliğe şahit olması gibi milletimiz de geçirdiği büyük tehlikenin sonunda bir aydınlanmaya tanık olmuştur.Peki nedir bu rahatlamanın kaynağı biliyor musunuz? Fazla uzatmadan söylemek lazım:Oluşan birlik ve beraberlik havasıdır.Evet birbirine zıt hatta yeri geldiğinde birbirine düşman olan taraflar uzun zamandır ilk defa ortak bir fikrin etrafında birleşmişlerdir.Belki gerginlik derecesi olarak daha aşağıda kalan günlerde bile ortak kanıya varamayan insanlar, o karanlık geceyi izleyen günlerde birbirlerine hak verir olmuşlardır.Ancak bu durumun mücadelenin bittiği anlamına gelmediğini söylemek gerekir.Zira organizmayı tamamen sararak ele geçirmeye çalışan parazitlerin temizlenmesi bu mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesiyle mümkündür.Toplumun tüm bireyleri ve karar vericiler tarafından aynı kararlılıkla sürdürülmesi gereken bir konu daha vardır.Bu ise birbirimizi anlamak için bir şans olan bu birlik ve beraberlik atmosferidir.

Bu demek değildir ki yanlışlarımızı bu atmosfer uğruna görmezden geleceğiz.Pek tabi yanlışlarımızı da takdir ettiklerimiz gibi aynı samimiyetle dile getireceğiz.Burada anlamak tabiriyle, yeni bir dil oluşturmak, farklı görüşleri oluşturduğumuz ortak dille tartışmayı kastediyorum.Nitekim ülke menfaatlerini korumanın yolunun bu ince çizgiyi aşmakla başlayacağını dile getirmek kesinlikle yanlış olmayacaktır.Gel gör ki en azından içinde bulunduğumuz kritik coğrafyada kazanımlar oldukça uçucudur.Çünkü etnik ve siyasi çeşitlilik manipüle edilmeye dünyanın geri kalanından daha müsaittir.Hoşgörüye dayanan bu yeni anlayış, kesinlikle insanların adaleti tahsis etmeye kararlı olmasıyla ve toplum tabanına yayılacak bir sağduyu ortamıyla şekillenecektir.

Bu bağlamda düşünürün lafı akla gelir:”Dünya gitgide Makyavel’in dünyasına benziyor.”Böylesi bir çıkar dünyasının en belirgin özelliği ise balık yakalamak için suları bulandırmak olacaktır.Sonuç olarak, karar yine toplumun olacak; insanlar, ülkenin çeşit çeşit balıklarıyla parıldayan örnek bir akvaryum mu yoksa çamur içinde kalmış, ne oldukları bile anlaşılamayan hastalıklı balıkların oluşturduğu bir birikinti mi olacağına, felaketler karşısındaki tutum ve davranışlarıyla karar verecektir.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hedef Halk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : İnternet Sitesi : (0 541) 292 76 95 Gazete İletişim : (0 362) 234 54 10 Faks : 0(362) 234 64 10