Türkiye’de her ne kadar solcuların bayramı olarak bilinse de, 1 Mayıs, kapitalizmin kutsal kalesi olarak bilinen ABD’de doğmuştur.
1 Mayıs’ın tarihçesi, Chicago’da işçilerin 1 Mayıs 1886'dan itibaren iş gününün 8 saat olması için başlattığı mücadelenin, 1889'da Milletlerarası İşçi Kardeşliği Teşkilatı'nın Paris Kongresi'nde "işçilerin ortak bayramı" olarak kabul edilmesine kadar uzanıyor.
Bizdeki 1 Mayıs kutlamaları ise önce Selanik’te tütün iççileri arasında kutlanmaya başlandıysa da, 1.Dünya Savaşı’nın patlamasıyla ara verilen kutlamalara 1921’de tekrar başlanmış.
Ülkemizde 1 Mayıs’ın resmen İşçi Bayramı olarak kutlanmasına ise 1923’ten itibaren başlanmış.
İşçilerin grevli toplu sözleşme hakkı kazandıkları 1961 yılından sonra ülkemizde de güçlenen işçi sınıfı, 1976 yılında DİSK’in önderliğinde Taksim Meydanında büyük bir kutlama organize etmişti ama1977 Taksim faciasından sonra bir daha asla öyle bir bayram kutlaması yapılamadı.
12 Eylül cuntacıları, bayram kutlamalarını yasakladılar.
1 Mayıs’ı ‘Bahar Bayramı’ olarak kutlamak zorunda kaldık bir süre.
2009’dan itibaren ise ‘Emek ve Dayanışma Günü’ olarak kutlansa da, ülkemizde sınıf bilinci kaybolduğu için 1 Mayıs coşkuyla kutlanmadı bir daha.
Şimdi memur sendikaları da var ama grev hakları yok.
İşveren, yani devlet ne verirse onu kabul etmek durumunda kalıyor sendikalar.
İşçi sendikaları ise, taşeron işçilerinin kadro meselesinde bile, ileri sürülen bir dizi haksız uygulama iddialarına sessiz kaldılar.
OHAL nedeniyle nicedir grev yapılamıyor.
Bu durumda sendika olsa ne olur..!
Olmasa ne kaybeder işçiler.
Bu duruma 1 Mayıs kutlamalarında işçi ve emekçiden coşku beklemek ne kadar doğru, onu da bilemedim.
Yine de ‘Emek ve Dayanışma Günü’ olan 1 Mayıs tüm emekçilere kutlu olsun