Avrupa Birliği üyesi olmasına rağmen yaklaşık 30 yıldır kendi yerel para birimi kronu kullanmaya devam eden İsveç, Euro’ya geçiş seçeneğini yeniden değerlendirmeye başladı. Artan jeopolitik riskler ve küresel ekonomik belirsizlikler, Stockholm yönetimini daha güçlü bir ekonomik blok içinde yer alma arayışına itti.
JEOPOLİTİK RİSKLER KARARDA ETKİLİ OLUYOR
1995 yılında AB’ye katılan ancak 2003 yılındaki referandumla Euro’yu reddeden İsveç, değişen küresel dengeler nedeniyle politikasını revize ediyor. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrası NATO üyeliğine yönelen ülke, ekonomik güvenliğini de Avrupa Merkez Bankası çatısı altında sağlama fikrine sıcak bakmaya başladı. Uzmanlar, küçük ve bağımsız para birimlerinin küresel kriz dönemlerinde daha kırılgan hale geldiğine dikkat çekiyor.
TİCARİ AVANTAJLAR VE BAĞIMSIZLIK KAYGISI
Ekonomistler, dış ticaretinin yüzde 60’ından fazlasını AB ülkeleriyle gerçekleştiren İsveç için Euro’ya geçişin döviz kuru riskini ortadan kaldıracağını belirtiyor. Ancak bu kararın en büyük dezavantajı, faiz oranlarının belirlenmesi gibi bağımsız para politikası kontrolünün Avrupa Merkez Bankası’na devredilecek olması. Ayrıca Euro Bölgesi’nin yüksek borç oranları, kamu maliyesi disipliniyle bilinen İsveç’te en büyük endişe kaynağı olarak öne çıkıyor.
GEÇİŞ SÜRECİ EN AZ DÖRT YIL SÜREBİLİR
Olası bir geçiş kararı durumunda İsveç’in öncelikle kur mekanizması olan ERM II sistemine katılması ve kronun iki yıl boyunca istikrarlı kalması gerekiyor. Teknik sürecin toplamda en az dört yıl süreceği öngörülürken, büyük ölçüde nakitsiz bir sisteme sahip olan İsveç’in dijital altyapısının bu dönüşümü kolaylaştıracağı ifade ediliyor. Nihai kararın önümüzdeki yıllarda yapılacak yeni bir referandumla netleşmesi bekleniyor.
Haber Merkezi