2014- 2015 yıllarıydı.
AK Parti İl Başkanlığı'nda bir toplantı yapıldı.
Toplantı 'Büyükşehir dahil tüm ilçe belediye başkanlarının' katılımıyla yapılacaktı ve Samsun'un sorunları masaya yatırılacaktı.
Toplantıya davet edilen basın mensuplarına fotoğraf çekimi ve bir kaç soru için izin verildi'.
'Büyükşehir Belediye Başkanı yani şimdi AK Partili vekili olan ve o dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz da katılmıştı.
Arkadaşlar çektikleri fotoğrafları getirdi.
Fotoğrafta bir detay vardı.
O dönemin İl Başkanı şimdi AK Parti Milletvekili olan Fuat Köktaş'dı.
Fotoğraf ilginçti.
İl Başkanı Köktaş, oldukça heybetli, yönetici koltuğunda, masanın en başında 'tek olarak' oturuyordu.
Masanın yan tarafında masanın başlangıcından itibaren ilçe büyüklüğüne göre belediye başkanları sıralanmıştı.
Köktaş'ın sağı solu boştu.
Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz, masanın yanından başlayan sıralamanın en başındaydı.
Başkan Yılmaz'ın oturduğu koltuk dikkatimi çekmişti.
'Bildiğiniz büro şef koltuğuydu'.
Diğer başkanlar da aynı koltuklardaydı..
Hatta masanın sonuna doğru olan yerlerde sandalyeler vardı.
Orada da 'kadın kolları, gençlik kolları başkanları ile yönetim kurulu üyelerinden bazıları oturmuştu.
O dönem o oturuş şeklini ve koltuklardaki hiyerarşik düzeni haber de yaptım.
Tek tek koltukları ve oturanları oklarla göstermiştim.
Ertesi gün de kendisine sordum.
O düzen bilerek mi yapıldı diye.
Evet dedi. AK Parti'nin Samsun'daki kaptanı benim demişti.
Sonra ekemişti;
"Sayın Genel Başkanımızın politikası doğrultusunda yapılan ve yapılmayan işleri takip etmek benim görevim. Herkes işini yapacak ve yerini bilecek".
Bu kaptanlık sözcüğünü o dönem 'Belki de HHALK olarak biz gündeme getirmiştik ama' dönemin il Başkanı Köktaş da sonra benimsedi.
Çok dile getirdi o sözü.
Kaptan bensem, işimi yaparım, işi de isterim dedi.
Gerçekten AK Parti il başkanlığı o dönem çok etkindi.
Basın hemen her gün il başkanlığının açıklamalarına yer verir, ilçe ilçe yapılanları görmek , hükümetin politikasını seçmene anlatmak için gezerlerdi.
Müthiş bir ekipti gerçekten.
Sonrasında Başkan Köktaş, milletvekilliğine yelken açarken yerine de yardımcısı Muharrem Göksel'in gelmesini sağladı.
Hem de 'bizlerin gündeme getirdiğimiz, Samsun'a kazandırdığı bir sözle teslim etti koltuğunu'..
'Geç kardeşim kaptan koltuğu sende' dedi.
Göksel döneminde de Samsun etkili bir AK Parti İl Başkanlığı yaşadı.
Ama kaptan koltuğu Fuat Köktaş'tan devralınmıştı ve 'beklenti o yöndeydi'.
Başkan Göksel iyi niyetliydi, basına açıktı, aktifti, icraatları takip ediyor ve gündemde yer almasını biliyordu ancak, 'O haşmetli kaptan koltuğunda', kaptan ile şef koltuğu ayırmasını 'bir bakıma kuvvetler ayrılığını' tam ayarlayamadı.
Görevden alındı.
Sonrasındaki Hakan Karaduman dönemi, aslına bakarsan duraklama döneminin başlangıcı gibiydi.
Kısa sürdü. Etkili olamadı.
Dönem açısından çok çalkantılı bir süreçti, kendisini gösterme şansını bulamadı ve 'o da kaptan koltuğunda olduğunu' görevden alındığında anladı belki de.
Şahsi görüşümdür ama basına kapalı olması 'Ben telefonda açıklama yapmam gibi' sözleri, "Aslında gidişini hızlandırdı" da diyebiliriz.
Çünkü telefonla ulaşan gazeteciye bilgi vermeyince 'bir anda kent gündeminde var mı yok mu anlaşılamadı'.
İktidar olan AK Parti'de ve Samsun'da bir kaptan eksikliği her geçen gün arttı.
O da görevden alındı.
Ve gelinen nokta.
Karaduman'ın görevden alınmasıyla koltuğa yine aynı yönetim içinden Ersan Aksu getirildi.
Aksu, o kaptan koltuğuna oturup, bir toplantı yaptı mı?..
Kendisi, Fuat Köktaş gibi öyle haşmetli koltuğa oturup, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir'i şef koltuğuna oturtabilir mi bilmem?..
Parti içi kuvvetler ayrılığını ne derece yapıyor inanın hiç bilgi sahibi değilim.
Ama gördüğüm kadarıyla bazı yorumlarım olabilir.
*Öncelikle, Karaduman'ın zamanında başlayan Samsun için AK Parti siyasetinde, kent gündemine müdahil olmakta duraklama döneminin sürdüğünü ve daha da kötüye gittiğini söyleyebilirim.
*2001'den bu yana İl Başkanlığı'nın tarihinin en kötü bütçe ayarlaması ya da kaynak üretememe döneminde olduğunu da söyleyebilirim. (Kaldı ki basın ödemelerini neredeyse bir yıl geçti halen yapamadılar)
*AK Parti'nin 'Kaptanı konumunda' en etkisiz olduğu dönemdir diye rahatlıkla söylerim.
*Basın açısından, telefonlara bakmama, dönmeme dahil 'varlığıyla yokluğu' belli değil de diyebilirim.
*Samsun'da yaşanan sorunlara 'müdahilliği' yönünden ise 'sıfır noktasına yakın olduğunu söylemek mümkün'.
*İlçelerin teşkilatlarına hakimiyet ve yeni teşkilatlandırma çalışmaları başkan adayı bulmak dahil 'çok büyük sıkıntıda'.
*İl Başkanlığı seçimleri yaklaşırken, il başkan adaylığını açıklamış olan Mehmet Teyyare tarafından eleştirilere bile yanıt vermemesini de; dikkate alırsak..
Samsun'da AK Parti'nin kaptan koltuğunda bir değişim gerekiyor ve gerçekleşecek gibi, görülüyor.
Peki nasıl biri gelmeli.
Kesinlikle ve şart olan.
Geçmişte olduğu gibi, 'Herkes işini yapacak, herkesin görev alanı belli' diyebilecek bir Kaptan gelmeli.
O zaman Samsun'da bir çok sorun çözüme kavuşur, 'Ben yaptım oldu diyenlere de' durun bir bakalım denilebilir.
O nedenle;
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, 'çözüm odaklı' yönetim anlayışı beklentisine yanıt verebilecek yeni bir il yönetimi oluşturmak için 'Samsun Milletvekilleri tek bir isim üzerinde uzlaşıp';
İyi bir kaptan belirlemeli.
Yerel yöneticilere her açıdan destek olabilecek, genel merkezle köprü olabilecek ama 'kesinlikle emrine girmeyecek bir kaptan'..
Kaptan koltuğunda AK Parti Genel Başkanı Erdoğan'ı temsil ettiğinin sorumluluğunun bilinciyle:
Gerektiğinde şef koltuğunu gösterip, "buyur başkan' diyebilecek bir kaptan..
Bilmem anlatabildim mi?..

Milletvekili Köktaş, İl başkanlığını bıraktığında Muharrem Göksel'e koltuğunu böyle teslim etmişti.

İl Başkanı Ersan Aksu