Asker Arkadaşım

Asker Arkadaşım

Hazır

Giriş: 25.11.2025 10:00 Güncelleme: 30.05.2026 21:55
15 Kasım 1944 doğumlu, Ümit Tokçan benden tam 5 yaş büyük olmasına rağmen vatani görevimizi birlikte tamamladık. İstanbul’da başlayan vatani görevimiz İzmir’de devam etti. Ankara’da son buldu....

15 Kasım 1944 doğumlu, Ümit Tokçan benden tam 5 yaş büyük olmasına rağmen vatani görevimizi birlikte tamamladık.

İstanbul’da başlayan vatani görevimiz İzmir’de devam etti. Ankara’da son buldu.

Türkülerini asker ocağında da söylerdi.

Özel gecelerde kışlada sahne alırdı.

Aynı mahallenin (Ordu Selimiye) çocuklarıyız.

Evlerimizin arası 300 metre kadardı.

O ses sanatçısı ben gazeteci oldum.

Tertip Ümit Tokcan’la son telefon görüşmemiz bir yıl kadar önce oldu.

Gazeteci arkadaşım Mehmet Baskın Ordu’ya gittiğinde çıktığı Boztepe’de Ümit Tokcan’ı görünce benden bahsederek kendini tanıtmış, sohbet sırasında bir sürpriz yaparak bizi telefonla görüştürmüştü.

Ordu Sonsöz gazetesinde Ümit Tokçan ile ilgili bir yazı dikkatimi çektiği için köşeme taşıdım.

Alıntı yaptığım yazı şöyle:

Henüz elinde sazı bile yokken, bir gün dedesinin “Nereye gidiyorsun Ümit?” diye sorduğunda, çocukça bir hava atma hevesiyle “Gölköy’de konser vereceğim dede” diyebilen, içindeki o kıvılcımı daha o yaşta ele veren bir delikanlıydı O...

1944 yılında Ordu’da, Batum’dan göçmüş bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Mahallenin toprak yollarında koşturan bir çocuktu. Sonra Ordu Musiki Cemiyeti’nin kapısına vurdu küçük yumruğunu. İçeri girdiği gün, hayatında önemli bir adım atıyordu.

Sonra hayat, onu aldı İstanbul’a götürdü. Haydarpaşa’nın kalabalık koridorlarında elinde bir defter, içinde türkülerle dolaşan bir delikanlıydı artık.

Neriman Altındağ Tüfekçi’nin, Nida Tüfekçi’nin öğrencisi oldu. O sesin taşını toprağını işte o günlerde ördü. 1966’da TRT’nin sınavına girdi ve kazandı. Sahneye ilk adımını attığında kalpleri titretti. Çünkü o ses, Anadolu’nun her köşesinden bir iz taşıyordu.

Sonra 1969’da asker ocağı… Askerdeyken söylediği türküler, radyodan yükselip tüm memlekete yayıldı. Bazen Ordu’nun yağmurunu,
Bazen Tokat’ın dağlarını, Bazen Giresun’un hırçın havasını taşıdı sesinde.

Askerlik bitti. TRT İstanbul Radyosu’nda kadrolu sanatçı oldu. 40 yıl boyunca Sahnede, stüdyoda, salonlarda… Geniş sesiyle bozlakları okurken herkes bir an durdu. “O nasıl bir yanık ses?” dediler.

Haklıydılar. Kimi zaman “Hekimoğlu derler benim aslıma” diye içimizi dağladı… Kimi zaman “Oy bir sigara ver bana” deyip kalbimizin en kuytu yerine dokundu.

“Yayladan mı geliyon”, “Sokakbaşı Meyhane”, “Giresunun Evleri”… Her birini okurken kendi hikâyesini de içine kattı.

60’tan fazla türkü derledi. 22 kaset, 7 plak… Ama en önemlisi: Binlerce insanın kalbine iz bıraktı. O sadece türkü söylemedi, türküleri sevdi, büyüttü, yaşattı.

Bu haberi nasıl buldunuz?

Yorum Yap