Yine o günler geldi çattı. Her yaz olduğu gibi, temmuz sonu ve ağustos başı kapımızı çalınca aklımıza hemen o kelime düşüyor: Eyyam-ı Bahur. Çoğumuz "cehennem sıcakları" deriz, Afrika'dan geliyor diye mırıldanırız ama aslında nedir bu Eyyam-ı Bahur? Gelin, çok da teknik detaylara girmeden, bu bunaltıcı dönemi biraz daha yakından tanıyalım.
Eyyam-ı Bahur, kelime anlamıyla Arapçadan geliyor ve yazın en sıcak, en boğucu günlerini ifade ediyor. Yani öyle bir veya iki günlük misafir değil, birkaç hafta bizimle kalmaya niyetli. Genellikle Kuzey Afrika üzerinden gelen o meşhur sıcak hava dalgaları yüzünden oluyor bu. Sanki birisi dev bir saç kurutma makinesini dünyamıza tutmuş gibi. Rüzgâr da nazlanıp esmeyince, sıcak hava yeryüzünde adeta bir battaniye gibi bizi sarıyor. İşte bu durum, hepimizin nefes alışverişini zorlaştıran o boğucu atmosferi yaratıyor.
Peki, bu sıcaklar ne zaman geliyor? Genellikle Temmuz'un son haftasıyla Ağustos'un ortaları arasında. Bu yıl da durum pek farklı değil. Meteoroloji uzmanları 20 Ağustos'a kadar sürebileceğini öngörüyor. Özellikle güney şehirlerimiz ve Akdeniz kıyılarımızda termometreler 40 derecenin üzerine çıkarken, nemle birleşince hissedilen sıcaklık öyle bir artıyor ki, sanki 50 dereceleri yaşıyormuşuz gibi oluyor.
Sıcaklar, deyip geçmeyelim. Eyyam-ı Bahur sadece bizi terletmekle kalmıyor, dikkat etmezsek sağlığımızı da olumsuz etkileyebilir. Özellikle kalp rahatsızlığı olanlar, yaşlılarımız, minicik bebeklerimiz ve hamile annelerimiz için bu dönemde daha da dikkatli olmak şart. Aşırı terleme, vücudumuzdaki suyu ve mineralleri alıp götürüyor; bu da bizi halsiz bırakabilir, hatta bazen baş dönmesi gibi sorunlara yol açabilir. E tabi, bir de orman yangınları riski var. Kuru otların, bir kibritin ufacık bir kıvılcımına bile nasıl hasretle baktığını unutmayalım.
Peki, ne yapacağız bu ateşten günlerde? Paniklemeye gerek yok, birkaç basit önlemle bu dönemi daha rahat atlatabiliriz: Özellikle öğle saatlerinde (11.00-15.00 arası) dışarıda işiniz yoksa çıkmayın. Eğer çıkmanız gerekiyorsa, geniş kenarlı bir şapka takın, açık renkli ve pamuklu giysiler tercih edin.
Bol bol su için. Susamasınız bile düzenli aralıklarla su yudumlayın. Kahve ve alkolden uzak durmakta fayda var, onlar vücudun su kaybetmesini hızlandırır.
Evde perdeleri kapalı tutarak güneşin içeri girmesini engelleyin. Klimanız varsa harika, yoksa bile en azından serin bir duş almak iyi gelecektir.
Karnınızı tıka basa doldurmaktan kaçının. Daha hafif, sulu yiyecekleri tercih edin.
Unutmayalım ki, bu bunaltıcı günler de geçecek. Önemli olan, bu süreçte sağlığımızı ihmal etmemek ve kendimize iyi bakmak. Eyyam-ı Bahur'a karşı hazırlıklı olalım, serin kalalım ve sıcakların tadını çıkaralım. Ebetteki gölgede.
Gönlümüzdeki sıcaklığı soğutmayalım.