Samsun’un bağrından süzülüp Akdağ’ın eteklerine doğru yol aldığınızda, zamanın akışını yavaşlatan büyüleyici bir dünyaya adım atarsınız. Lâdik, sadece haritada bir ilçe değil; doğanın ve tarihin birbiriyle zarifçe söyleştiği mütevazı bir sığınaktır. Şehrin karmaşasından ve nemli sıcağından kaçmak isteyenler için bu kadim belde, adeta nefes aldıran bir kültür ve huzur vahası gibi karşılar insanı.
Bu güzel yolculuğa, geçmişin izlerini günümüze taşıyan Ambar köy Açık Hava Müzesi ile başlamak gerekir. Yörenin köylerinden özenle toplanıp bir araya getirilen ahşap camisi, serenderleri, tarihi evleri ve su değirmeniyle Ambar köy, insanı bir anda eski zamanların o içten ve yalın yaşamına götürür. İçindeki Tarım Müzesi ise toprağa emek veren ellerin hikayesini sessizce anlatır. Sabahın erken saatlerinde ahşap kokuları arasında yapacağınız bir kahvaltı ya da gezi sonrası taze bir çay molası, bu otantik atmosferin tadını çıkarmak için en güzel fırsattır. Hemen ardından belediyeye bağışlanmış eski konaklardan Lâdik Kültür Evi’ne uğradığınızda, geçmişin canlı hatıraları arasında kaybolur, anıların ne kadar diri kalabildiğine şahit olursunuz.

Ladik’i özel kılan bir diğer unsur da doğasının cömertliğidir. Lâdik Gölü’nün kıyısında yürürken suyun durgunluğunda ruhunuzun dinlendiğini hissedersiniz. Ev sahiplerimizden gölde artık eski avcılığın kalmadığını, o bereketli balıkçılık günlerinin geride kaldığını öğrenmek içimizi biraz burksa da gölün dingin manzarası hâlâ insanı büyülemeye devam ediyor. Biraz daha yükseklere çıkıp gölü ve ilçeyi tepeden seyrettiğinizde ise manzara bambaşka bir derinlik kazanır. Akdağ Yaylası, sadece kışın kayak tutkunlarını değil, yazın da serinlemek ve ciğerlerini tertemiz yayla havasıyla doldurmak isteyenleri çağırır. Şansınız varsa bizim gibi doğanın sürpriz dolu yüzüyle karşılaşabilir; bir anda bastıran dolunun ve ardından gelen o eşsiz toprak kokusunun tadını çıkarabilirsiniz. Unutmadan, bu güzel yürüyüşlerin ve keşiflerin ardından ilçe merkezinde ağır ağır pişen meşhur Lâdik tandırının tadına bakmak gezinin unutulmaz lezzet noktası olacaktır.
Geçtiğimiz günlerde sevgili dostlarımız Ümran ve Necati Akdemir çiftinin içten konukseverliğiyle Ladik’i adım adım gezme, güzelliklerini bir kez daha soluma imkânı bulduk. Bizleri güler yüzleriyle ağırlayan ve memleketlerinin her köşesini tutkuyla tanıtan ev sahiplerimize yürekten teşekkür ediyorum. Zengin tarihi, doğa harikası gölü, heybetli Akdağ’ı ve misafirperver insanıyla Lâdik; takvimden en az bir günü ayırıp dolu dolu yaşamanız gereken nadide bir Anadolu köşesidir. Sadece bir gün bile yeter.
Bizler gezmeye, seyretmeye doyamadık, mutlaka gidin güzel doğayı ve tertemiz insanlarla birlikte olun, sohbet edin