Cumhurbaşkanı/Ak parti Gen Bşk Erdoğan İYİ Parti’deki istifalarla ilgili ‘Biz kendi işimize bakalım. Onların kendi iç sorunlarından yana kazanç beklentimiz yok. Suriye İdlib’deki işgal ettiği yerlerd...
Cumhurbaşkanı/Ak parti Gen Bşk Erdoğan İYİ Parti’deki istifalarla ilgili ‘Biz kendi işimize bakalım. Onların kendi iç sorunlarından yana kazanç beklentimiz yok. Suriye İdlib’deki işgal ettiği yerlerden çekilmezse, güç kullanılarak çıkarılacaktır’ derken Türkiye’de darbe ihtimalinin söz konusu olmadığını da açık ve net bir şekilde ifade etti.
MHP Gen Bşk Devlet Bahçeli, Türkiye’nin içerden ve dışarıdan kuşatıldığını belrterek ‘Aramızda çözemediğiniz sorunları donduralım, bir ve beraber olalım. Başka Türkiye yok’ derken, İYİ Parti Gen Bşk Yrd ve Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal ve İyi Parti Balıkesir Milletvekili İsmail Ok’un partilerinden istifasıyla ilgili, ‘Yeni parti tartışmaları, FETÖ'nün siyasi ayağı tartışmaları var. Partileri karıştırmak isteyen zihniyet var. Türkiye'nin siyasi istikrara birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğu dönemde hiçbir partide istikrarsızlık olmamalı. İYİ Parti iyi günde olsun tahriklere kapılmasın.’ dedi.
Türkiye düşmanlarının iddia ettiği gibi bir darbe ihtimalinin olmadığını, Türk milletinin de TSK’ nın da böyle girişimlerin karşısında olacağını belirtti. Bahçeli, ‘İP’ değil; İYİ Parti ifadesini kullandı. Kızılay’ın vergi kaçırmak için paravan olarak kullanılmasını, düşmanla işbirliği olarak nitelendirdi.
Cumhur İttifakı Liderleri’nin İYİ Parti’ye alışıla gelmişin dışında davranışı, CHP’ye yaklaşımın da değişip değişmeyeceğini akla getirse de peş peşe yapılan açıklamalar durumun öyle olmadığını gösterdi. FETÖ’nün siyasi ayağı tartışmalarında kullandıkları üslup, Erdoğan ve Kılıçdaroğlu’nun hiçbir konuda artık bir araya gelemeyeceğini gösterdi. Ak Parti, CHP Kurultay’ına delegasyon göndermeyeceğini açıkladı, köprüler atıldı.
Türkiye’nin gözlem noktaları, ana bağlantı yolu ve İdlib’in bir bölümünü ele geçiren Rusya destekli Suriye rejimi ve milis güçlerine TSK’nın operasyon yapması, Rusya’ya rağmen, an meselesi. İdlib’deki asker sayısı 5 bini, tank sayısı bini geçti. Türkiye şimdilik ne Rusya ne de ABD ile ittifak yapıyor, operasyonu yerel güçlerle birlikte yapmayı planlıyor. Rusya’nın müdahale etmesi, ihtiyaç halinde hava sahasını kapatması durumunda ABD ve NATO’nun desteğinin ne şekilde olacağı; Türkiye’nin talebi doğrultusunda belirlenecek.
Suriye’de desteği beklenen NATO ve AB, Libya’da karşımızda yer alıyor; çatışan taraflara silah ambargosu uygulanması için Libya’ya abluka uygulanmasına karar verdi. Türkiye’nin Libya’ya asker ve silah gönderilmesi Mart, Nisan gibi engellenebilir. Türkiye’yi hem Suriye’de hem de Libya’da zor değil; çok zor günler beklerken içerde bile birliğin sağlanamaması, siyasilerin söylediklerine kendilerinin de inanmadığını veya olanı, biteni okuyamadığını hatta içerde ittifak yapmadan dışarıda ittifak yapılamayacağını göremediklerini gösteriyor. İçerdeki birlik ve bütünlük dışarıdan gelecek süper güçlerin desteğinden daha önemlidir. Toplu vurdukça yürekler, top bile sindiremez.
Önlem alınmadıktan sonra, tehlikenin bilinmesi, bilinmemesinden daha kötüdür. Tehlike, bilindiği halde, önlem alınmıyorsa, söylenenler sözden ibarettir, tehlike olarak görülmüyor demektir. Türkiye’yi dara ve zora sokan iç ve dış sorunlar gizli, kapaklı değil; milletin gözünün önünde cereyan etti. Hal böyle olunca, kendi cebine dokununcaya kadar insanlar, olanı, biteni film gibi; dizileri gerçek, gerçekleri dizi gibi izledi. Şehit cenazesinde bir araya gelenler, cephedeki askerin arkasında bir araya gelemedi, safları sıklaştırmadı. Filmdeki şehide ağlarken, cephedeki şehide sahip çıkmadı, çıkamadı. Sebep sonuç ilişkisi hiçbir zaman kurulamadı. Sebepler değiştirilmeden sonuçların değişmez.