Samsun’da engelli sporlarına dair bakış açısının yavaş yavaş değiştiğini hissediyorum. Küçük ama anlamlı adımlar atılıyor, bazı kapılar sessizce aralanıyor. Güzel şeyler olacağına inanıyorum. Çünkü bu şehirde engelli bireylerin sadece görünür olmak değil, hayatın tam merkezinde yer almak istediklerini anlatmaya çalışıyorum köşe yazarlığı yaptığım günden bu yana.
Yıllardır engelli bireylerin yaşadığı sorunları, spora tutunarak hayata nasıl bağlandıklarını, bir salonun, bir maçın, bir omuz dokunuşunun nelere vesile olabildiğini yazıyorum. Bazen sesimiz duyuluyor, bazen duyulmuyor. Ama şunu biliyorum: Bu yazılar, bu anlatılar bir yerde karşılığını buluyor.
İşte bu değişimin somut bir örneği de geçtiğimiz günlerde karşıma çıktı.
Merve Yakışan, Bahar Marketler’in Satın Alma Müdürü. Ancak onu sadece bu unvanla tanımlamak eksik kalır. Çünkü Merve Yakışan, sosyal sorumluluk projelerine gönülden bağlı, yaptığı işi sadece iş olarak değil, insanlara dokunmanın bir yolu olarak gören bir duruşa sahip. Toplumsal meselelerde uzaktan konuşmayı değil, sahaya inmeyi tercih eden bir isim.
Geçtiğimiz günlerde kendisiyle tanışma ve sohbet etme imkânı bulduk. Konu kısa sürede engelli bireylerin hayatla kurduğu bağa, sporun bu bağdaki yerine ve toplum olarak nerede durmamız gerektiğine geldi. Konuşurken şunu net biçimde hissettim: Bu mesele Merve Yakışan için bir görev tanımı değil, samimi bir sorumluluk bilinciydi.
Cumartesi günü oynanan Samsun BESK – Malatya Büyükşehir tekerlekli sandalye basketbol karşılaşmasına gelmesi de bunun en somut göstergesiydi. Hayatında ilk kez tekerlekli sandalye basketbolu izledi. Tribünde oturdu, salonun havasını soludu, parkede verilen mücadeleyi baştan sona izledi.
Maç sonunda söylediği cümle, aslında yaşanan her şeyi özetliyordu:
“İlk defa izledim ve gerçekten çok etkilendim.”
Çünkü orada sadece bir maç yoktu. Orada emek vardı, azim vardı, hayata tutunma vardı. Merve Yakışan bunu gördü. Sporcuların ortaya koyduğu mücadelenin, skorun çok ötesinde bir anlam taşıdığını fark etti.
Ve belki de en kıymetlisi, şunu söyledi:
“Ben bu işin içinde olmak istiyorum. Gönüllere dokunmak istiyorum.”
Ben yıllardır şunu söylüyorum:
Bu işler uzaktan olmaz.
Gelmeden, görmeden, hissetmeden olmaz.
Merve Yakışan geldi. Gördü. Hissetti.
Sahadaki mücadelenin ne anlama geldiğini, tribündeki atmosferi, sporcuların taşıdığı umudu tüm açıklığıyla fark etti.
Bu yazı bir övgüden ibaret değil. Bu yazı; bir kartvizitin, bir unvanın çok ötesinde duran bir duruşa duyulan saygının ifadesidir. Çünkü engelli sporlarına destek olmak, sadece “destek olalım” demekle olmaz. O salonun kapısından içeri girmek, orada kalmak ve sorumluluk almaya gönüllü olmak gerekir.
Merve Yakışan’ın ortaya koyduğu bu samimi duruş, Samsun’da engelli sporlarının geleceğine bırakılmış güçlü bir izdir. Bugün atılan bu adım, yarın birçok insanın cesaretle o kapıdan içeri girmesine vesile olacaktır. Çünkü bazen her şey, doğru insanın doğru yerde durmasıyla başlar.