Hiç masanın üzerinde duran telefonunuzun titrediğini sanıp elinize attığınız ama aslında hiçbir şey gelmediğini fark ettiğiniz oldu mu? Ya da cebinizde olmayan telefonun titreşimini bacağınızda hissettiğiniz? Tıp dünyası buna bir isim bile koydu: "Hayalet Titreşim Sendromu".
Bir tasarımcı olarak uygulama arayüzlerine baktığımda, orada sadece renkler ve butonlar görmüyorum; orada insan beynini manipüle etmek için tasarlanmış devasa bir "kumar makinesi" mekanizması görüyorum.
O Kırmızı Baloncuğun Gücü
Uygulama simgelerinin sağ üst köşesinde beliren o küçük, kırmızı bildirim baloncuğu... Neden mavi değil de kırmızı, hiç düşündünüz mü? Çünkü kırmızı, doğada "dikkat" ve "tehlike" demektir. Beynimiz o kırmızıyı gördüğü an, onu yok etmek için karşı konulamaz bir istek duyar. O baloncuğu kapatana kadar rahat edemeyiz.
Tasarımcılar bunu çok iyi biliyor. Sizi uygulamanın içine çekmek için o küçük dopamin vuruşunu (bildirim sesini) kullanıyorlar. Her bildirim, beyninize "Hey, senin için burada bir ödül olabilir!" mesajı gönderiyor. Tıpkı bir kumar makinesinin kolunu çekmek gibi; telefonun ekranını her kaydırdığınızda (refresh) yeni ve heyecan verici bir şey görme umuduyla yaşıyoruz.
Odaklanma Süremiz Bir Akvaryum Balığından Daha Kısa
Yapılan araştırmalar, modern insanın odaklanma süresinin ortalama 8 saniyeye kadar düştüğünü söylüyor. Bir Japon balığının odaklanma süresi bile 9 saniye! Peki bizi bu hale ne getirdi? Tabii ki o sürekli gelen "bip" sesleri.
Tam önemli bir tasarımla uğraşıyorum, bir renk paleti oturtmaya çalışıyorum; hooop, telefondan bir bildirim: "Arkadaşın senin de olduğun bir fotoğraf paylaştı." Ya da daha saçması: "Sepetinde bıraktığın ürünleri unutma!"
O an odak dağılıyor, zihin bölünüyor. O işe geri dönmek bazen 20 dakikamızı alıyor. Biz gün içinde "iş yapıyoruz" sanıyoruz ama aslında bildirimlerin arasında hayatta kalmaya çalışıyoruz.
Sessize Almak Yetmez, Uzaklaşmak Lazım
Çoğumuz telefonu sessize alıp masanın üzerine ekranı aşağı bakacak şekilde koyuyoruz. Ama o telefon orada olduğu sürece, beynimizin bir kısmı hala "Acaba bir şey geldi mi?" diye orayı taramaya devam ediyor. Yapılan testler, telefonun sadece aynı odada bulunmasının bile bilişsel kapasitemizi düşürdüğünü kanıtladı.
Bildirimleri Değil, Hayatı Açın
Bence artık bir "bildirim temizliği" yapmanın vakti geldi. Gerçekten o uygulamanın bana her indirimde mesaj atmasına ihtiyacım var mı? Gerçekten her beğeniden anında haberdar olmalı mıyım?
Cevabınız muhtemelen hayır.
Hayat, o küçük kırmızı baloncuğu söndürmek için koşturduğumuz bir yarış olmamalı. Bildirimlerinizi yönetmezseniz, bildirimler hayatınızı yönetir. En önemli bildirimin, kafanızı ekrandan kaldırdığınızda gördüğünüz o "an" olduğunu unutmayın.