Paylaş

Evden ve İşten Başka Gidecek Yerimiz Neden Kalmadı?

Ekleme: 02.08.2026 10:00

Evinizde değilsiniz. İş yerinizde ya da okulda da değilsiniz. Peki nereye gidebilirsiniz? Cebinizden para çıkmadan, sadece orada olmak için bulunabileceğiniz, insanları izleyebileceğiniz ve nefes alabileceğiniz kaç yer kaldı? Modern şehir yaşamının hepimizi gizliden gizliye boğan ama adını tam olarak koyamadığımız o büyük krizinden bahsedelim: "Üçüncü Mekanların" acımasızca yok oluşu. Sosyolog Ray Oldenburg, insanın sağlıklı bir psikolojiye sahip olması için üç temel mekana ihtiyacı olduğunu söy...

Evinizde değilsiniz. İş yerinizde ya da okulda da değilsiniz. Peki nereye gidebilirsiniz?

Cebinizden para çıkmadan, sadece orada olmak için bulunabileceğiniz, insanları izleyebileceğiniz ve nefes alabileceğiniz kaç yer kaldı? Modern şehir yaşamının hepimizi gizliden gizliye boğan ama adını tam olarak koyamadığımız o büyük krizinden bahsedelim: "Üçüncü Mekanların" acımasızca yok oluşu.

Sosyolog Ray Oldenburg, insanın sağlıklı bir psikolojiye sahip olması için üç temel mekana ihtiyacı olduğunu söyler: Birincisi ev, ikincisi iş veya okul, üçüncüsü ise insanların hiçbir zorunluluk hissetmeden bir araya geldiği, gayriresmi sosyalleşme alanlarıdır. Yani mahalledeki çay bahçesi, sokak aralarındaki parklar, mahalle meydanları veya kütüphaneler...

Ancak bugün kapıdan dışarı adım attığınız an, şehir size adeta bir "müşteri" muamelesi yapmaya başlıyor. Bir yerde oturup dinlenmek mi istiyorsunuz? Hemen bir kahve sipariş etmek zorundasınız. Arkadaşınızla uzun uzun sohbet mi edeceksiniz? Masayı çok işgal ettiğiniz için etraftaki garsonların bakışları sırtınıza batmaya başlıyor. Güncel dünyada, bir mekanda sadece var olabilmek için bile sürekli bir şeyler satın almak zorundayız.

Eskiden mahalle kültürü, insanların statü fark etmeksizin bir araya geldiği o ücretsiz alanlar etrafında şekillenirdi. Şimdi ise sosyalleşmek, tamamen ekonomik bir eyleme dönüştü. "Hadi görüşelim" cümlesinin sonu mutlaka pahalı bir kafeye, estetik kaygılarla döşenmiş ama ruhu olmayan bir restorana veya bir alışveriş merkezinin gürültülü yemek katına çıkıyor.

Bu durum, toplum olarak bizi inanılmaz bir yalnızlığa sürüklüyor. İnsanlar, sırf o gizli "sosyalleşme faturasını" ödememek için evlerinden çıkmamayı, görüşmeleri ertelemeyi ve giderek kendi kabuklarına çekilmeyi tercih ediyor.

Şehirler devasa binalarla, ışıklı tabelalarla ve alışveriş merkezleriyle büyürken, aslında insanın ruhunu besleyen o küçük boşlukları, o ücretsiz dinlenme alanlarını betonların altına gömdük. Bize tüketmeden durabileceğimiz, kimsenin bizden bir sipariş beklemediği, cüzdanımıza dokunmayan yerler lazım.

Çünkü bir şehirde paranızı harcamadan sadece var olamıyorsunuz. Orası sadece müşterisi olduğunuz devasa bir ticarethane gibi hissettiriyor size...

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.