Zil sesleri, her birimiz için farklı anlamlara geliyor. Kimimiz için yeni umutlar, yeni başlangıçlar; kimimiz içinse yıllardır devam eden bir kaygının yeniden hatırlanması demek. Evet, bir eğitim-öğretim yılı daha başlıyor.
Hepimiz için hayırlara vesile olmasını dilerken, aklımda değerli dostum İsmail Hakkı Köksal'ın sosyal medya paylaşımında yer alan o çarpıcı satırlar canlanıyor:
"BİLGE TOPLUMU OLMA ÖZELLİĞİMİZİ KAYBETTİK. O HALDE KURALLAR TOPLUMU OLMAK ZORUNDAYIZ. AKSİ HALDE SOSYAL PATLAMA KAÇINILMAZ."
Bu sözler, sadece bir eleştiri değil, aynı zamanda bir vicdan çağrısı. Köksal, mevcut eğitim sistemini bir ilacın hastayı iyileştirmek yerine daha da hasta etmesine benzetiyor.
Kitap, test, yayın bombardımanı altında ezilen çocuklarımızın, programlanmış makinelere dönüştüğünü vurguluyor. Oysa onlar da birer insan; duyguları, tutkuları ve hayatı öğrenmeye dair bambaşka beklentileri var.
Bugün okullarımızda verilen eğitim, ne yazık ki öğretim yoğun. Müfredatı yetiştirme telaşı, öğretmenlerimizi ve öğrencilerimizi birer yarış atına dönüştürüyor. Oysa teknoloji çağında bilgiye ulaşmak bir tık uzağımızda.
Asıl mesele, o bilgiyi kullanabilecek, düşünebilecek ve en önemlisi iyi bir insan olabilecek nesiller yetiştirmek değil mi?
Köksal'ın çağrısı tam da bu noktada devreye giriyor. Eğer bilge toplumu olamadıysak, en azından kurallar toplumu olmalıyız.
Bu, sadece kanunlara uymakla ilgili değil, aynı zamanda hayata dair temel insani değerleri öğrenmekle de ilgili. Öğrencilere daha ana sınıfından itibaren vatandaşlık, değerler eğitimi, sağlıklı beslenme, spor, komşu hakkı, iş etiği gibi dersler verilmesi gerektiğini savunuyor.
Bu sayede çocuklarımız, hayata hazır, sorunlarla baş edebilen, etik değerlere sahip bireyler olarak yetişebilirler.
Bir sanatsever, bir iş insanı ve bir baba olarak bu konuya olan duyarlılığı takdire şayan. Tıpkı şefliğini yaptığım Samsun Türk Sanat Müziği Korosu'nda olduğu gibi, bir toplumun da ancak ortak bir ahenk ve düzen içinde var olabileceğini en iyi bilenlerden.
İsmail Hakkı Köksal koristlerimizden ve aynı zamanda koromuzun koordinatörüdür.
2025-2026 eğitim-öğretim yılı, sadece bir ders yılı olmasın. Okullar, ezberci sistemden uzaklaşıp, çocuklarımıza hayatı öğreten, onları birer iyi insan olarak yetiştiren yuvalara dönüşsün.
Bu yolda atılan her adımın, gelecekteki sosyal patlamaları önleyecek en güçlü barış çabası olacağına inanıyorum.
Bu vesileyle, başta sevgili dostum İsmail Hakkı Köksal'a, bu önemli meseleyi gündeme getirdiği için teşekkür ediyor; tüm öğrencilerimizin, öğretmenlerimizin ve velilerimizin yeni eğitim-öğretim yılını kutluyorum.
İyi bir kuşak öncelikle bilinçli veliler sayesinde yetişir.