Karadeniz Bölgesi’nin bereketli toprakları ve özellikle stratejik ürünü fındık, uzun süredir adeta bir kâbusun pençesinde: Kahverengi kokarca istilası.
Kökeni Asya olan ve fındıktan meyveye, sebzeden mısıra yüzlerce bitkide büyük verim ve kalite kaybına yol açan bu istilacı zararlı, bilimsel ve kararlı bir mücadele stratejisi gerektiriyor.
Ancak ne yazık ki, Samsun’un Terme ilçesinde Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün başlattığı "Haydi çocuklar kokarcaya" sloganlı ödüllü toplama kampanyası, sorunun ciddiyetini kavrayamayan, hatta bilime sırt çeviren bir yönetim anlayışının çarpıcı bir göstergesi olmuştur.
Bu kampanya, çocuklarımızın sağlığını ve ekolojik bilincini hiçe sayan, düşüncesizce atılmış bir adımdır.
CHP Samsun Milletvekili Murat Çan'ın haklı tepkisiyle gündeme gelen projenin temel sakıncası, dünyada biyolojik mücadele ve feromon tuzakları gibi modern ve sistematik yöntemlerle kontrol altına alınmaya çalışılan bir zararlıya karşı, masum çocukları bisiklet ödülüyle sahaya sürmesidir. Bu, büyüklerin çözemediği bir sorunun faturasını küçüklere kesmekten farksızdır.
Unutulmamalıdır ki, bu zararlı böcek, toplandığı tarım arazilerinde kimyasal ilaç kalıntılarına maruz kalmış olabilir. Ayrıca kahverengi kokarcanın kendisi de temas halinde ciltte tahrişe ve alerjik reaksiyonlara neden olabilen toksik sıvılar salgılayabilmektedir.
Çocukların bilinçlendirilmeden ve gerekli koruyucu önlemler alınmadan bu sürece dahil edilmesi, potansiyel bir halk sağlığı riskini de beraberinde getirmektedir. Çocuklarımızın eldivensiz, çıplak ellerle zirai mücadele sahasına sürülmesi ne çevre duyarlılığı ne de bilimsel bir yöntem olarak kabul edilebilir.
Kurumlar, laboratuvarlarda doğal düşmanları olan Samuray arısını üretip doğaya salmak, stratejik feromon tuzakları kurmak ve çiftçiyi bilimsel yöntemlerle desteklemek yerine, halkla ilişkiler çalışması niteliğinde, popülist bir yarışma düzenlemeyi tercih etmektedir.
Bu tür istilacı bir böcek popülasyonuyla mücadele, yüzlerce böceği tek tek toplayarak değil, bilimsel veriye dayalı topyekûn bir strateji ve devlet ciddiyetiyle yapılır.
Eğer çocuklarımıza bir çevre bilinci kazandırılacaksa, bu; ekosistemi, biyolojik dengeyi ve zararlı-faydalı ayrımını öğreterek, sorunun kökenini ve sürdürülebilir çözüm yollarını göstererek yapılmalıdır. Bir bisiklet uğruna çocukları sağlığından ve ekolojik eğitimden yoksun bırakan bu kahverengi kokarca toplama kampanyası, derhal durdurulmalı ve yerini çağdaş, bilimsel ve çocuklarımızın güvenliğini merkeze alan gerçek mücadele yöntemlerine bırakmalıdır. Çocuklarımızın sağlığı ve ülkemizin tarım geleceği, küçük ödüllerle geçiştirilemeyecek kadar değerlidir.