Bildiğiniz gibi bizim gazetemiz Ankara'da basılıyor ve Ankara dahil, Samsun'a kadar olan illerde dağıtımı yapılarak geliyor.
Sokağa çıkma yasağının olduğu Cuma gecesi, her gün olduğu gibi gazetemizi hazırlamıştık ve saat 20.45 gibi de baskı için Ankara baskı tesislerimize göndermiştik.
Saat 21.45 bizim gibi 'bölgesel yayın yapan' bir gazete için çok geç bir saat.
Çünkü o sırada gazetemiz çoktan basılmış ve dağıtım için Turkuvaz Dağıtım'a çoktan verilmiş oluyor.
Yani ok yaydan çıkmış ve geri dönüş yoktu.
Samsun'daki diğer yerel gazeteler, Samsun'da baskı yaptığı için onlar 'binlerce liralık bu yükten' basıma geçmeyerek kurtuldular.
Biz o andan itibaren ne yapabilirizi düşündük.
Çünkü ne dağıtım yapabilecek esnaf ve işyeri vardı ne de bayiler açıktı.
Amasya, Sinop, Merzifon, Boyabat, Çorum gibi illerde dağıtımlarımız Büyükşehir statüsünde olmadığından yapıldı ancak, ne yazık ki, Samsun'daki okuyucularımıza baskımızı yapmamıza rağmen gazetemizi aynı gün okutamadık.
Kaldı ki, baskı maliyeti ve onca emekte çabası.
Gerçi Pazartesi günü yani bugün abonelerimize 'o gitmeyen Cumartesi Günü gazetesi de dağıtılacak' ama bayilerden ulaşamadık, Samsun'un en ücra köşelerine.
Yani böyle bir karar alınırken, saatler o kadar önemli ki; hiç bir şey beklenildiği gibi olmadı.
Biz binlerce lira zarar ettik. Kalan gazeteler 'gönlümüz el vermez, onca emeği çöpe atmayız ama hurda kağıt oldu'.
O kadar emeğimiz boşa gitti.
Zaten çok zor günler geçirirken, moral olarak ta çöktük inanın.
Vatandaşların iki saat gibi bir sürede, eksik giderme çalışması, 'ne sosyal mesafe bıraktı, ne de evde kal' çağrısı.
Hepsi bir anda alt üst oldu.
Yani bu sokağa çıkma yasağı olmasaydı 'acaba vatandaşın bu kadar ağız ağıza, diz dize teması olur muydu, bilemiyorum.
30 Büyükşehir ve Zonguldak çapında düşünürsek, 'durumun boyutu ‘ortaya çıkacaktır', diye düşünüyorum.
Bu arada Atakum Belediyesi'nin 'ekmek yanında gazete dağıtmasıyla' ilgili eleştirenler de var, teşekkür edenler de.
Bu biraz dağıtılan gazetenin 'kime yakın, kime uzak olduğuyla ilgili de' bir eleştiri.
Eleştirene de hak veririm, teşekkür edene de.
İşin orasında değilim.
Ancak, aklıma gelen şey bunu 'biz neden düşünmedik'.
İşte benim takıldığım şey bu.
Çünkü binlerce gazete elimizde kaldı.
Aynı zamanda sosyal medyada görmüşsünüzdür, bir çok Samsunlu da 'Keşke Sözcü yerine HALK Gazetesi dağıtsalardı, yaygın medya haberlerini herkes televizyondan izliyor zaten' diye eleştiri de yapmış.
Hani biz düşünemedik, Atakum Belediyesi de düşünebilirdi; kendilerine Sözcü'den böyle bir talep geldiği zaman.
Samsun'daki yerel gazetelere sorabilirlerdi, 'Gazeteyi bastıysanız, biz dağıtalım' diye.
Biz de ücret istemezdik.
Yazıktır, bu kente hizmet için yaptığımız bir gazetenin 'okunmadan hurdaya dönüşmesi' milli servettir bir diğer bakışla.
Aklımızda bulunsun.
Bunu aslında diğer belediyelerde düşünebilirdi ama 'Ne yazık ki, kimsenin aklına gelmedi'.
Evde kal Samsun diyebiliyoruz ama 'evde gazete oku Samsun, yerel gazetene sahip çık da' diyebiliriz.
Koronavirüs ile yeni yeni öğreniyoruz bazı şeyleri.
Mesela bir çok kişi 'işyerine gitmediği için' evine abonelik istedi.
Uyguluyoruz da, evine kadar okuyucunun nerede olursa olsun gazetesini gönderiyoruz.
Bazı işyerleri kapandığı için 'benim aboneliğim evimde devam etsin' dedi.
Hepsini uygulayabiliyoruz.
Hatta dün Gazeteci kardeşim İsmail Temiz aradı.
Abi 'evlere gazete abonelikleri yapılmalı, yerel gazeteler yaşatılmalı' dedi.
Ben de gelen talepler üzerine başlattık dedim.
O da daha yaygınlaştıralım, dedi, hoşuma gitti.
Evet neden olmasın.
Televizyonlarda hemen her yayında, İstanbul, Ankara gibi illerdeki olayları ve genel konuları izlerken, Samsun'un sorunlarından da 'sanki izole olduk'..
Oya hayat devam edecek bir süre sonra.
Bugünler geride kalacak.
O zamana kadar biz HHalk Gazetesi olarak 'gücümüzün yettiği sürece', hizmet vermeye devam edeceğiz.
Eskisi kadar dışarıda olamasak ta, çok şükür inanın Samsun'un neredeyse her duyarlı vatandaşı, "Gazetemizin fahri muhabiri gibi çalışıyor, fotoğraf atıp bilgi gönderiyor'.
İzole günlerde de olsak;
Halk'ın sesi olmaya devam ediyoruz..

OLMADI. BU GÖRÜNTÜLER ‘İZOLEYİ YIKTI GEÇTİ’..