Akaryakıt fiyatı dolarla yarışıyor.
ABD Doları geride kalınca, akaryakıtçılar hemen pompalamaya başlıyor.
Pompa fiyatında yaptıkları ayarlama ile Amerikalıların dolarına “nanik” yaparak öne geçmesini biliyorlar.
Bu yarış böyle devam eder gider.
Finişe kimse varamaz.
Bir gün pompalayan bizimkiler geçer, bir gün elin dolarcısı geçer.
Ne demiş Oğuz Atay;
“Geçer elbet efendim…
Bazısı teğet geçer, bazısı deler geçer, bazısı deşer geçer, bazısı parçalar geçer; ama mutlaka geçer.”
Sezen Aksu’ya da kulak verelim:
“Nasıl olsa geçer geçer/Daha öncekiler gibi/Bu da geçer/Neler neler geçmedi ki”
Dolarla yarışan akaryakıt fiyatları el yakıyor.
Cepte Napolyon’un dediği “para para para” bırakmıyor.
Yurdum insanı korona salgını başladığı zaman, bulaşa karşı toplu taşıma araçlarına binmedi.
Tıka basa kalabalıktan korona bulaşmasın diye kredi çekerek kendine 4 tekerlekli bir araç aldı.
Benzin 6-7 lira seviyelerindeyken cebin pek yakmıyordu.
Hem kendini eşini ve ailesini korona belasına karşı koruyordu.
Benzin fiyatı dolarla yarışmaya başlayınca, aracının kontağını kapattı, trendi, tramvaydı, dolmuştu, otobüstü ne bulduysa ona hücum etmeye başladı.
İtiş-kakış, tıka basa dolu araçlarda maske takmayanlara yapılan ikazlarla işine gidip gelmeye devam etti.
Korona ile yan yana-baş başa yolculuk yapanlar toplu taşıma araçlarında ne konuşuyorlar biliyor musunuz?
Herkes batan ekonomiden, doların hızlı yükselişinden, akaryakıt fiyatlarına gelen zamlardan yakınıyor.
-Elim kırılsaydı, dinenlerden mi!
-Bir daha mı, diyenlerden mi!
-Asla, diyenlerden mi!
Arada sırada duyulan “devam” diyenlerden mi!
Ne arasan hepsi ve daha fazlası hepsi tramvayda!
Kimin ne konuştuğunu, tepkisini nasıl ortaya koyduğunu merak eden iktidardaki-muhalefetteki siyasi partilerin il ve ilçe başkanlarına, milletvekili olma hayali içine olanlara, daha doğrusu siyasetle iç içe olanlara bir tavsiyede bulunmak istiyorum.
Bırakın makam araçlarını.
Ondokumz Mayıs Üniversitesi ile Tekkeköy arasında sefer yapan tramvaya binin üç-beş durak gittikten sonra inin, gelen diğer tramvaya binin ve konuşanları can kulağı ile dinleyin.
Tramvaydakilerin nabzına bakın.
O korona ile iç içe-burun buruna seyahat edenlerin söyledikleri kulağınıza küpe olsun.
Bu arada korona ile mücadele ederken domuz gribi de patlamış Samsun’da.
Kendinize dikkat edin!