Paylaş

Biz Buradayız..

Ekleme: 19.03.2026 10:00 Güncelleme: 03.06.2026 12:17

Samsun, Cumhuriyet'in öncesi ve sonrasındaki yıllarda bir liman kenti olarak oldukça faaldi. Türkiye'deki modern kentlerin kuruluşunda oldukça etkin. Tam bir ticaret kenti. Dünya'ya ihracat y...

Samsun, Cumhuriyet'in öncesi ve sonrasındaki yıllarda bir liman kenti olarak oldukça faaldi.

Türkiye'deki modern kentlerin kuruluşunda oldukça etkin.

Tam bir ticaret kenti.

Dünya'ya ihracat yapılan bir şehir.

Özellikle 19. yüzyılda tütün ve fındık ticaretiyle yoğunlaşan yabancı konsolosluklar, Samsun'u çok önemsiyordu.

Yoğun bir ticaret dönemi.

O zamanlar Karadeniz'in önemli ve açık ara önde bir ticaret merkeziydi, cazibe merkeziydi Samsun.

İngiltere, İtalya, Fransa, Avusturya, Macaristan, Rusya, İran, Yunanistan, Belçika, ABD, Almanya, İsveç ve Norveç Samsun Konsolosluğu vardı.

Ne kadar etkileyici değil mi?.

Sonra tek tek kapandı konsolosluklar.

Çünkü ticaret daha çok İstanbul'a kaydı.

Ama Samsun halen cazip yerdi.

O konsoloslar döneminden kalan birçok yabancı nüfus kaldı Samsun'da.

Ticaret alabildiğine devam etti.

Geçtiğimiz günlerde yazdım; o günün tüccarları ve TSO yöneticileri 'Samsun Milli Fuarı’nı kurabilecek kadar ileri görüşlülerdi.

Hepsi liyakat sahibi kişilerdi.

Samsun hep modern kentin öncüsü, ticaretin merkezi olmayı sürdürdü.

Ta ki, siyasette yetersiz, liyakatsız kişilerin söz sahibi olduğu, bürokrasinin 'bana ne' tavrının hakim olduğu yıllara kadar.

Çok yıllar kaybetti Samsun.

Hem çocukluk, öğrencilik yıllarımız, hem de meslek yıllarımızda bunun fazlaca örneğini gördük.

Mesela fuarımızın yok edilişine şahit edenlerdenim ve geçtiğimiz günlerde bunu yazdım.

Yıllarca 'Bizim olsun küçük olsun' zihniyetiyle dışarıdan gelen yatırımcılara zorluklar çıkartıldığını da çok gündeme getirdik.

Mesela Bafra'da yapımı tamamlanırken, bir anda çürümeye terk edilen Devlet Hastanesi, halen orada ibretlik duruyor.

Samsun'da siyaset ve bürokrasinin "beceriksizliğinin aynı ana denk gelmesine'' adeta bir tanık gibidir; o çürümeye terk edilen hastane.

BAFRA'DAKİ BU BETON YIĞINI SİYASET- BÜROKRASİNİN BECERİKSİZLİĞİN FOTOĞRAFIDIR

1996'da halkın bağışlarıyla başlanan ve %85'i tamamlanan Bafra Bölge Hastanesi, 2000 yılında Sağlık Bakanlığı'na devredildikten sonra böyle atıl hale geldi.

Bürokratik engeller, 2006'daki ihalenin iptali sonrası bir adım bile atılmadı ve uzun süreli terk edilmişlik nedeniyle çürüyor.

Yani o artık bir beton yığınıdır.

İşin ilginci mühendislik hatası değil, 'yönetim ve siyaset' hatasıdır.

Samsun zaman zaman siyaseten iyi yönetildiğinde, bürokratlar açısından da etkili isimler atandığında kazanımları olmuştur ve bugünlere kadar gelmiştir.

Şimdi ise 'şahsi görüşüm' yeni bir atılımın, yeni bir büyüme hamlesinin tam 'önündeyiz'.

Yıllarca ihmal edilen Samsun, artık Yeni OSB ile şu an siyasette 'etkili' bazı isimlerle ve uyumlu üst bürokrasi, yerel yönetim yapısıyla 'belli bir noktaya doğru geliyor', önemli hamleler yapıyor.

Ama; bazı kurumlar var ki, gerçekten çok ama çok kötü yönetiliyor.

Bazılarında soruşturmalar bitmiyor, mobbingler kesilmiyor, o nedenle iş üretmek yerine davalar ve incelemeler artıyor;

Bazılarında ise sanki bile isteye 'bazı hizmetlerin önü kesiliyor'.

Samsun'un kazanımlarının 'bir şekilde göreve atanan isimlerin' yok etmelerine, küçük hesaplarına kurban etmelerine asla izin veremeyiz.

Bu kentin birkaç yıl öncesine kadar tıkır tıkır işleyen sistemlerinin 'kısır çekişmelere kurban edilmesine de' bu kentin insanı izin vermez.

Özel çıkarlar uğruna kamu zararı olmasına, bu şehrin insanının daha önce alabildiği hizmetlerden yoksun bırakılmasına da 'siyaset ve üst bürokrasinin göz yummaması' gerekir.

Bizler basın olarak kamuoyunun ve Samsun'un çıkarları ve menfaatleri adına bazen gündeme getiriyoruz ancak;

Liyakatsız, umursuz yöneticiler 'koltukta kaç yıl kalacaksa kalıp' sonra kentimize kuruma, zarar verip çekip gidiyor.

İyi de sizler gideceksiniz ama biz buradayız.

Bıraktığınız enkazlar bu kente zarar verecek.

Samsun'un yıllar içinde hak ettiği kazanımlarının bu şekilde harap edilmesine, lav edilmesine, özel çıkarlar uğruna bu kentin insanlarını zora sokmaya kimsenin hakkı yok.

'Kimleri ve neyi kastettiğimi' olayın muhatapları biliyor.

Siyasilere de zaman zaman anlatıyorum.

Üst bürokrasiye de.

Ancak tekrar ediyorum.

Biz buradayız, bu kentte olmaya da devam edeceğiz.

O nedenle belli sürelerle sizlere emanet edilen kurum veya kuruluşlara 'değer katmaya gayret gösterirseniz' bu kent sizleri unutmaz.

Ama, üzerine koymayı bir yere bırakın, kazanımları yok etmeye, kalitesini aşağıya çekmeye çalışırsanız, hizmet üretmek yerine, bahane üretirseniz; bu kent sizi yine unutmaz.

Mesele 'Nasıl hatırladığınızdır'..

'Bu konular kentimize ve kurumlarımıza zarar verdiği için' artık bayram sonrası daha sık gündeme getirmemiz gerekecek.

Tüm okuyucularımızın Ramazan Bayramını en içten dileklerimle kutluyorum.

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.