Spotify Türkiye Top 50 listesini açıp kulaklığımı takıyorum. Beklentim; sokağın ritmini duymak, yaratıcı beat'ler, akıllıca yazılmış rhyme'lar ve teknik bir flow... Ama duyduğum şey tam olarak şu: Auto-tune'a bulanmış bir yanık ses, arkada dönen birbirinin kopyası basit bir loop ve bitmek bilmeyen bir "aşk acısı/eski sevgiliye gider" teması.
Dürüst olalım; biz "Türkçe Rap yükseliyor" diye sevinirken, aslında "Arabesk" şekil değiştirdi ve Rap kılığına girdi.
Bugün listenin tepesindeki isimlere, örneğin Blok3 ve türevlerine baktığımızda gördüğümüz şey Hip-Hop kültürü değil. Bu, 80'lerin, 90'ların taverna müziğinin, Müslüm Baba kültürünün, üzerine hi-hat ve 808 eklenmiş dijital versiyonu. Şarkıların matematiksel yapısı Rap olabilir ama ruhu tamamen "Damar".
Motive Neden Hak Ettiği Yerde Değil?
Motive gibi kalemi sağlam, flow teknikleri üst düzey ve prodüksiyonlarında "vizyon" olan isimlerin bu "ağlak" furyanın gerisinde kalması, müzikal kalitemiz adına üzücü.
Motive, albümünde modern sound'ları denerken, global standartlarda işler yaparken; listeler "Vay be, ne çektim be!" edebiyatından öteye gidemeyen, müzikalitesi düşük, nakaratı akılda kalsın diye elli kere tekrar eden işlerle dolu.
Dinleyici artık kaliteyi değil, "tüketilebilir acıyı" arıyor. Eskiden jiletçiler vardı, şimdi story atıp Blok3 dinleyenler var. Olan ise arada kaynayan, gerçekten emek verilmiş, "gerçek" Hip-Hop işlerine oluyor.