Burası Türkiye maalesef burada işler algı ile yönetiliyor. İşimiz gücümüz algı, işimiz gücümüz yalan dolan. İşimiz gücümüz iftira atmak. Gerçekler ortaya çıkarsa mahcup olur muyuz diyebir kaygı da maalesef yok.
Yukarıdaki sözlerimizin ağır olduğunun farkındayız. Dilerseniz gerekçelerimizi açıklayalım. Aslında şuanda okuduğunuz köşe yazısı “Kerkük’te neler oluyor?” olacaktı fakat dinlediğim bir haber konuyu değiştirmeme sebep oldu.
Resmi makamlar açıklama yaptı “Ankara’da 4 kişinin maymun çiçeği hastalığı şüphesiyle karantinaya alındığı iddiaları asılsızdır. Böyle bir durum yok, bu ve bunun gibi asılsız iddialara itibar etmeyiniz.” diye. Yapılan bu açıklamayı duyunca konuyu değiştirdim.
Görünen o ki ya iddia sahipleri yalan konuşuyor ya da yetkililerbazı şeyleri gizliyor. Biz bu konuda yetkililerin doğru söylediğini düşünüyoruz çünkü bu gizlenecek bir durum değil.
CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’in ayağının kırıldığı açıklanmıştı fakat birileri çıktı Sayın Özel’in ayağının kırılmadığını, vurularak yaralandığı iddiasını ortaya attı.
Allah aşkına bu nasıl bir iş, böyle bir şey oldu ise bu nasıl saklanır? Şayet olmadı da ayağı kırıldı ise vuruldu diye iddiada bulunmak nasıl bir durum? Bu nasıl bir aymazlık?
Ekonomi Bakanı Sayın Mehmet Şimşek için istifa etti diye haberler yapılmış. Sayın Bakan ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı böyle bir istifa yok diye iddiaları yalanladı.
Zaten kırılgan bir ekonomimiz var. Bakan istifa etmiş olsa bedelini hep birlikte öderiz fakat olmayan bir istifanın haberini yapmanın ekonomimize zararları düşünülmez mi?
Maalesef ülkemiz öyle bir hale getirildi ki insanlar doğrularını bile durduğu yere ve olduğu tarafa göre belirliyor. Adalet duygusu yok olmuş. Doğru söz söylemenin hükmü kalmamış. Olduğu tarafın çıkarına olacak şekilde ortaya bir yalan atıyor sonra o yalana kendisi de inanıyor.
Bazılarımızın öyle önyargıları, öyle ön kabulleri var ki, “Bizimki diyorsa doğrudur, rakibi diyorsa yanlıştır.” mantığı ruhumuzu gasp etmiş. Oysa Müslüman için doğruyu kim söylerse söylesin doğru kabul edilmelidir.
Faizler düşerken ekonomi politikasını savunup övenlerin, faizler yükselirken bu durumu eleştirmesi veyaeleştirmiyorsa bile ya susması ya da yüzlerinin kızarması gerekmiyor mu? Maalesef öyle bir şey olmuyor.
Son seçimlerde Millet İttifakının Cumhurbaşkanı adayı olan CHP Eski Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu için Fatih Altaylı’nın ağır ithamlarına karşılık, Sayın Kılıçdaroğlu’nun Sayın Altaylı için söylediklerine ne demeli? Allah aşkına toplumun önünde olan insanların dili böyle olur mu?
Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Altaylı’nın sözlerini biz köşemize taşımayı yakışıksız bulurken onlar bu sözleri kamuoyu önünde uluorta nasıl konuşabiliyor anlamış değiliz.
İnsan diline biraz olsun dikkat etmeli. Hele de toplumun önünde olan, topluma yön veren insanlar daha da dikkatli olmalı. Aksi halde gençlerimize söz söyleme hakkımız olur mu?